7. Hukuk Dairesi 2022/6760 E. , 2024/309 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1933 E., 2022/2343 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/131 E., 2020/191 K.
Taraflar arasındaki vasiyetnamenin tenfizi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; muris ...’in 22.03.2005 tarihli düzenleme şeklindeki vasiyetnamesi ile tüm menkul ve gayrimenkullerini müvekkiline bağışladığını, murisin 03.05.2006 tarihinde vefat ettiğini, murise ait vasiyetnamenin 21.12.2006 tarihinde okunup kesinleştiğini, banka hesaplarındaki paralara ilişkin olarak İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde tenfiz davası açıldığını ve buna ilişkin davanın kabul ile sonuçlandığını, dava konusu 2807 ada 486 parsel sayılı taşınmazdaki 50/478 hisse için de tenfiz davası açıldığını, o davanın da kabul ile sonuçlandığını ve tapuda 23.06.2014 tarihinde müvekkili adına tescil edildiğini, sonrasında müvekkili tarafından ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, ancak muris ...’in eşi ...’den gelen ½ hissenin daha olması gerektiğini belirterek taşınmazdaki adı geçen kişi adına kayıtlı 25/478 hissenin iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; vasiyetnamenin okunduğu tarihin 2006 yılı olduğunu, 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, ayrıca davanın vasiyet borçlularına karşı ileri sürülmesinin gerektiğini, vasiyetnamenin tenfizi yoluna iki defa gidildiğini ve bu nedenle kesin hüküm itirazlarının bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.09.2020 tarihli ve 2019/131 Esas, 2020/191 Karar sayılı kararında belirtilen “...muris ...'in İzmir 3. Noterliği'nin 22.03.2005 tarih ve 6536 yevmiye No.lu vasiyetnamesi ile tüm malvarlığını Mehmetçik Vakfına vasiyet ettiği, vasiyetin İzmir 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 21.12.2006 tarihli ve 2006/1207 Esas, 2006/2812 Karar sayılı ilamı ile açılıp okunduğu, murise ait taşınmazın tenfizi için İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.03.2013 tarihli ve 2010/592 Esas, 2013/17 Karar sayılı ilamı ile karar verildiği, o davada murisin eşi olan ...'in dava konusu taşınmazda 50/478 payının bulunması sebebiyle bu hisseden murisin 1/2 payı bulunduğundan bahisle söz konusu hisse yönünden vasiyetnamenin tenfizinin talep edildiği, İzmir 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/710-1243 E.K sayılı ilamı ile murisin eşi olan ...'in verasetinin bulunduğu, murise ait 1/2 payın hazineye verildiğinin anlaşıldığı, bu suretle murisin eşi ...'in hissesi yönünden de 1/2 payının olduğu, bu hisse açısından İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.03.2013 tarihli ve 2010/592 Esas, 2013/17 Karar sayılı ilamı ile karar verilmediği, murisin tüm malvarlığını vasiyetnamesi ile davacı vakfa bıraktığının anlaşıldığı...” gerekçesi ile davanın kabulüne “İzmir 3. Noterliğinin 22.03.2005 tarih ve 6536 yevmiye No.lu muris ...'in vasiyetinin tenfizi ile İzmir ili, Konak ilçesi, ... Mahallesi, 2807 ada 486 parsel sayılı taşınmazda bulunan ... oğlu ...'in adına olan 50/478 hissede muris ...'in 1/2 payı bulunduğu anlaşıldığından; İzmir ili, Konak ilçesi, Kocakapı Mahallesi, 2807 ada 486 parsel sayılı taşınmazda bulunan ... oğlu ...'in adına olan 50/478 hissenin 1/2 oranında iptali ile davacı TSK Mehmetçik Vakfı adına tapuya tesciline” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 27.10.2022 tarihli ve 2020/1933 Esas, 2022/2343 Karar sayılı kararında belirtilen “...murise ait 1/2 payın olduğu ve bu payın Hazineye verildiğinin anlaşıldığı, bu suretle murisin eşi ... hissesi yönünden 1/2 payının olduğu, bu hisse yönünden İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.03.2013 tarihli ve 2010/592 Esas, 2013/17 Karar sayılı ilamı ile karar verilmediği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu...” gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Vasiyetnamenin okunduğu tarihin 2006 yılı olduğunu,
2. 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini,
3. Ayrıca davanın vasiyet borçlularına karşı ileri sürülmesi gerektiğini,
4. Vasiyetnamenin tenfizi yoluna iki defa gidildiğini ve bu nedenle kesin hüküm itirazlarının bulunduğunu,
5. O yargılamada davacı vakfın atanmış mirasçı olduğuna karar verildiğini,
6. Eldeki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 600 ilâ 602 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Kanunda açık bir şekilde düzenlenmiş olan ölüme bağlı tasarruflar, şekli anlamda ölüme bağlı tasarruflar ve maddi anlamda ölüme bağlı tasarruflar olmak üzere ikiye ayrılmakta olup şekli anlamda ölüme bağlı tasarruflar, vasiyetname ve miras sözleşmesidir. Zira, TMK'nın 514 üncü maddesinin 1 inci fıkrası, "Mirasbırakan, tasarruf özgürlüğünün sınırları içinde, malvarlığının tamamında veya bir kısmında vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle tasarrufta bulunabilir" şeklindedir.
3. Maddi anlamda ölüme bağlı tasarruflar ise şekli anlamda ölüme bağlı tasarrufların içeriğini oluşturmaktadır (Bilge Öztan, Miras Hukuku, Ankara, 2023, s.274 ve Fikret Eren/İpek Yücer Aktürk, Türk Miras Hukuku, Ankara, 2021, s.155). Maddi anlamda ölüme bağlı tasarruflar arasında eldeki davayı ilgilendiren iki müessese bulunmaktadır ki biri mirasçı atama iken diğeri ise belirli mal bırakmadır.
4. TMK'nın 516 ncı maddesi, mirasçı atamayı, "Mirasbırakan, mirasının tamamı veya belli bir oranı için bir veya birden çok kişiyi mirasçı atayabilir. Bir kişinin, mirasın tamamını veya belli bir oranını almasını içeren her tasarruf, mirasçı atanması sayılır" şeklinde; 517 nci maddesinin 1 inci fıkrası ise belirli mal bırakmayı "Mirasbırakan, bir kimseye onu mirasçı atamaksızın belirli bir mal bırakma yoluyla kazandırmada bulunabilir" şeklinde düzenlemiştir. Mirasçı atamada terekenin tamamını veya terekenin oransal olarak bir bölümünü bırakmış olması gerekli ve yeterli iken belirli bir mal bırakmada ise terekede bulunan bireysel özellik ve nitelikleriyle ayrıca ve açıkça belli olan bir parça malın (veya malların) bırakılmış olması gerekmektedir (Eren/Yücer Aktürk, s.155).
5. Somut olaya gelindiğinde; davaya konu olan ve muris ...'e ait olan 22.03.2005 tarihli düzenleme şeklindeki vasiyetnamesinde adı geçen murisin beyanı aynen: "Hayatta bulunduğum süre içinde bütün tasarruf ve temellük haklarım benim uhdemde kalmak üzere sahibi olduğum ve bilimum murislerimin vefatı ile irsen ve teselsülen bana da intikal edecek T.C. sınırları dahilindeki ve haricindeki tüm menkul ve gayrimenkul mallardaki hak ve hisselerim ile (...) bilcümle milli ve ecnebi bankalardaki vadeli, vadesiz, döviz, vesair hesaplarımdaki anapara ve faizlerimin tamamını ayrıca (...) meskenim olarak kullandığım evdeki tüm eşyalarımın tamamını ...'na ait olmak üzere terk ve vasiyet ediyorum" şeklindedir. Murisin irade beyanından da anlaşılabileceği üzere bu vasiyetname, belirli mal bırakmaya ilişkin olmayıp davacı ...'nın mirasçı sıfatıyla atanmasına ilişkindir. TMK'nın 598 inci maddesinin 2 nci fıkrası, "Mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarrufa mirasçılar veya başka vasiyet alacaklıları tarafından kendilerine bildirilmesinden başlayarak bir ay içinde itiraz edilmedikçe, lehine tasarrufta bulunulan kimseye, sulh mahkemesince atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verilir" şeklinde düzenlenmiştir. Bu nedenle davacının, söz konusu hüküm gereği, kendisinin murisin atanmış mirasçısı olduğunu gösteren bir belgeyi temin etmek suretiyle hakkı olduğu murise ait malvarlığını adına intikal ettirebileceğinden eldeki davayı açmasında hukuki yararının bulunduğu söylenemez. Hâl böyleyken, mahkemenin davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermesi gerekirken, davanın kabulü yönünde hüküm kurması ve Bölge Adliye Mahkemesinin davalı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!