WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2022/484 E.  ,  2023/3321 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2163 E., 2021/2532 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/491 E., 2019/117 K.

Taraflar arasındaki komşuluk hukukundan kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.06.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belirlenen günde temyiz eden davalı vekili Av. ... ile karşı taraftan davacılar vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosya ve içeriğindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacı tereke temsilcisi vekili dava dilekçesinde; İstanbul 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/21 Tereke sayılı dosyasında verilen 28.02.2013 tarihli ara karar ile müteveffa...’ın terekesinin resmen yönetilmesine ve müvekkili Av. ...'ün tereke idare memuru olarak atanmasına karar verildiğini, müteveffanın sağlığında maliki olduğu İstanbul ili, Eyüp ilçesi, Çiftalan Köyü, Ergene Çiftliği mevkiinde bulunan 199, 200, 201, 202, 208 ve 209 parsel sayılı taşınmazlardaki kömür madenlerini 1997 yılına kadar işletmiş olduğunu, daha sonra kömür rezervlerinin tükenmesi nedeniyle madencilik faaliyetlerine son verdiğini, ancak kömür ocaklarında bu faaliyetlerin sürdürülmesini temin amacıyla inşa edilen yapıların ve arazinin, bekçi aileler tarafından kontrol altında tutulmaya devam ettiğini,

2. Davalı firmaya ait üst kotta bulunan bitişik maden ocağı çukurunda biriken suyun, davalı firma yetkililerince 15.08.2012 tarihinde kontrolsüz şekilde tahliye edilmesi neticesinde, müteveffaya ait taşınmazların su ile dolarak gölet haline geldiğini, tereke dosyasında yapılan keşif sonrası alınan 16.12.2013 tarihli bilirkişi raporu ile bu hususun belirlenmiş olduğunu, ayrıca olayla ilgili olarak dava dışı komşu parsel maliklerince İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/72 D. iş sayılı dosyasında da tespit yaptırıldığını, Çiftealan Köyü muhtarı tarafından da Kaymakamlığa şikayette bulunulduğunu, tereke dosyasında idare memuru olan müvekkiline tazminat davası açmak üzere yetki ve izin verildiğini ileri sürerek, terekenin uğramış olduğu zararın taraflarınca tam olarak bilinemediğinden, 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi gereğince fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin haksız fiilin gerçekleştiği 15.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile terekeye ödenmesini talep ve dava etmiştir.

3. İstanbul l1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/21 Tereke sayılı dosyasında tereke idare memuru olarak atanan Av. ...'ün görevi, Mahkemenin 19.03.2015 tarihli duruşmasında verdiği terekeden el çekme kararı ile sona ermiş olduğundan, görülmekte olan davada mahkemece, tereke dosyasının da tarafı olan mirasçılara tebligat yapılmış; mirasçıların tamamı kendisini vekille temsil ettirmek suretiyle yargılamaya devam etmişlerdir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça da belirtildiği üzere, çalışanı olan bekçilerinin olayın meydana geldiği 15.08.2012 tarihinde orada bulunmakta olduğunu, davacıların meydana gelen zararı bu tarihte bilmelerine rağmen iki yıl geçtikten sonra dava açmış olup zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacı tarafça bildirilen İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/72 D.İş sayılı dosyasında, müvekkil şirketlerden Kutmangil Tur. Tes. Yat. AŞ’nin muhalif hissedarları tarafından, yine müvekkili Kutman Tic. AŞ aleyhine ve kendi adlarına dava açılma ihtimaline karşı delil tespiti talep edildiğini, yapılan tespiti kabul etmediklerini,

2. Davacı tereke temsilcisi tarafından, İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/975 E. ve 2013/493 K. sayılı dosyası ile müvekkil şirket ile Antik Tur. San. ve Dış Tic. AŞ aleyhine dava konusu parsellere ilişkin, madencilik faaliyeti sonrası taşınmazların düzeltilmemesi nedeniyle tazminat davası açılmış olduğunu, davanın kabulüne karar verilerek, müvekkil şirketin maden ruhsatı sahibi olması nedeniyle, diğer davalı şirketin de müteselsilen sorumlu tutularak tazminat ödenmesine karar verildiğini, düzeltilmeden teslim edilen davacıya ait arazinin üzerinin bu tarihlerde suyla kaplanmış olduğunu, hükmedilen tazminatın davacı tereke temsilciliğine ödenmiş olması sebebiyle tereke temsilciğince mükerrer olarak tazminat talebinde bulunulamayacağını,

3. Öte yandan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tutulan 30.07.2012 tarihli tutanaktan anlaşılacağı üzere, davaya konu parsellerin üzerinin zaten suyla kaplı ve gölet halinde olduğunu, davacının iddia ettiği gibi 15.08.2012 tarihinde kontrolsüz su tahliyesi ile alanın suyla kaplanmadığını, müvekkili şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, ayrıca Kemerburgaz Orman İşletme Şefliğinin 18.10.2012 tarihli tutanağının da davacının iddialarının tersini içerdiğini, gölet patlamasının sağanak yağıştan kaynaklandığını ve davacıya ait parsellere zarar verilmediğinin tespit edildiğini belirterek, davanın esastan da reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı vekili zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de davacı vekilinin buna karşı beyanında, İstanbul 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/21 Tereke sayılı dosyasında yapılan keşif sonrasında dosyaya sunulan 16/12/2013 tarihli bilirkişi raporunda, terekeye ait taşınmazların, davalı firmaya ait üst kotta bulunan bitişik maden ocağı çukurunda biriken suyun kontrolsüz şekilde tahliye edilmesi neticesinde su ile dolarak gölet haline geldiğinin bildirildiği, tereke dosyasının 17.07.2014 tarihli duruşmasında da dava konusu taşınmazlarla ilgili tazminat davası açmak üzere taraflarına yetki verilmesi üzerine bu davayı açtıklarını belirtmeleri karşısında, zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı kanaatine varıldığı,

2. İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/72 D. İş sayılı dosyasının incelenmesinde; tespit talep edenler vekili tarafından Kutmangil Tur. Tes. ve Yat. AŞ aleyhine Çiftalan Köyünde kain 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 84, 85, 86, 87 ve 88 parsel sayılı taşınmazlara hafriyat ve döküm işlerinin gerçekleştiren firmanın tespiti, Topaçlı Gölü arazisi üzerinde faaliyette bulunan firma tarafından aşırı hafriyat nedeniyle çıkan toprağı dökmek için yer açılması amacıyla göleti çevreleyen setlerin tahrip edilerek gölün patlamasına yol açıp açmadığının ve kayma oluşmuş ise kapsam ve boyutunun tespitinin talep edildiği, mahallinde keşif yapılarak rapor tanzim edildiğinin anlaşıldığı,

3. İstanbul 18 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/975 E. sayılı dosyasının incelenmesinde; Hasan Fikri Koçarslan terekesi temsilcisi Av. ...'ün açmış olduğu tazminat davasında, davalının iş bu dosya davalısı olduğu, dava konusunun zamanında teslim edilmeyen madenler nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkin olup, davanın kabulüne karar verildiğinin anlaşıldığı,

4. Toplanan deliller, yapılan keşif sonucu temin edilen ayrıntılı, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporları, tanık ifadeleri ve fotoğraflardan, üst kotta bulunan göletin önündeki setin iş makinaları ile kaldırılarak suyun kontrolsüz şekilde dava konusu arazilere bırakıldığı, davacı parsellerinin bir kısmının, üst kottaki göletten su bırakıldığı 2012 yılından önce de su ile kaplı olduğu belirlenmiş ise de 2013 yılından sonra tamamının su altında kaldığının tespit edildiği, 2013 yılından sonra biriken suyun miktarının hesabının İBB Harita Müdürlüğünce üretilen fotogrametrik haritalardaki kotlardan yararlanılarak hesaplandığı, 2013 yılından sonra taşınmazların bulunduğu alanda biriken suyun yaklaşık miktarının 451.499 m3 olduğu, gölet içerisindeki suyun motopomp sistemiyle göletin dışına ve denize aktarılmasının en uygun tahliye yöntemi olduğunun değerlendirildiği,

5. Biriken su miktarının hesaplanması için bilirkişilerce, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin 2007 ve 2013 yıllarına ait fotogrametrik haritalarının altlık olarak kullanıldığı, rapora göre biriken suyun tahliyesi için biri yedek olmak üzere dört adet pompanın yaklaşık 5-6 aylık çalışması gerektiği, bu operasyon için yapılan hesaplamalar sonucu 2.404.818 TL+ 432.867,24 TL KDV ile birlikte toplam 2.837.685,24 TL masraf gerekeceğinin bildirildiği gerekçe gösterilerek, davanın kabulüne ve 2.837.685,24 TL’nin haksız fiilin gerçekleştiği 15.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin hafriyat toprağı dökümü konusunda herhangi bir izni ve iştigal konusu bulunmadığını, mahkemece bu husus gözetilmeden ve dava dosyasında müvekkili şirket yöneticileriyle husumeti ispat edilen kişilerin beyanına güvenilerek davanın kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,

2. Müvekkiline pasif husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, söz konusu göletin bulunduğu taşınmazların dava dışı Kutmangil AŞ’ye ait olup müvekkili şirketin bu taşınmazlar üzerinde madencilik faaliyeti yürüttüğünü, davaya konu olayın meydana geldiği sırada ise müvekkili şirketin herhangi bir madencilik faaliyetinin bulunmadığını,

3. Zamanaşımı itirazlarını karşılar bir gerekçe ileri sürülmediğini,

4. Bilirkişi tarafından davacı taşınmazlarında biriktiği iddia edilen su miktarının yanlış hesapladığını, ayrıca suyun tahliyesi için gerekli olduğu belirtilen dört adet pompanın kiralama fiyatının değil satın alma fiyatının hesaplamaya dahil edildiği, bu nedenle tazminat miktarının yüksek olduğu, faize ilişkin yapılan hesaplamanın da hatalı olduğunu,

5. İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/975 E. sayılı dosyasında verilen kararın dikkate alınmadığını, ayrıca bu davanın diğer davalısı Antik Tur. San. Tic. AŞ’ye de davanın ihbar edilmesi taleplerinin hatalı olarak kabul edilmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayın, davalının maden sahasındaki kontrolsüz patlama ile meydana geldiği belirlenmekle, bu hususta davacıların eklenen bir kusurunun bulunmadığının takdir edilmesi gerektiği,

2. Davalı taraf husumet itirazında bulunmuş ise de dosya içerisinde bulunan tespit raporu içeriği ve tanık anlatımları ile zararın üst kotta bulunan maden şirketinin patlatma çalışmaları ve suyun hatalı tahliyesi sonucu meydana geldiğinin belirlenmiş olması, davalı şirketin anılan yerde yerleşik maden ocağı işletmesinin bulunması ve buna karşı durmaması nedeniyle itirazın yerinde görülmediği, davalı şirketin hafriyat yetkisinin bulunup bulunmamasının bu eylemle bir ilgisinin olmadığı,

4. Davalı vekilinin zamanaşımı itirazına gelince; dava konusu eylemin 15.08.2012 tarihinde meydana geldiği, davalının bildirdiği 12. Asliye Hukuk Mahkemesi 2012/72 D.İş sayılı tespit dosyasında, tespit isteyen ve aleyhine tespit istenenler arasında iş bu dosya davacıları veya murislerinin yer almadığı, tespitin ve raporun bu kişilere tebliğine ilişkin bir belge de bulunmadığı, olay tarihinde davacılar murisinin çalışanının olay yerinde bulunduğu ve dolayısıyla işverenine zarardan ve failden bilgi verdiği şeklindeki savunmanın soyut olup, davacılar murisinin zararı ve faili öğrendiğine ilişkin bir delil sunulamadığı, murisin ölümünden sonra resmen yürütülen tereke dosyasında tespit yapılmış olup, tespit sonucu düzenlenen bilirkişi raporunun 16.12.2013 tarihinde dosyaya sunulduğu, zarar miktarı ve failin bu raporda tespit edildiği, dava açılış tarihinin 12.11.2014 olup bilirkişi raporu sunulduktan sonra davanın iki yıl içinde açıldığı ve bu nedenle zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı,

5. Davalı tarafın istinaf itirazlarında da bildirdiği İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/975 E. ve 2013/493 K. sayılı ilamı incelendiğinde, tazminat talebine konu eylemin, dava konusu eylemle bir ilgisinin bulunmadığının anlaşıldığı,

6. İlk Derece Mahkemesince tüm delillerin toplandığı, değerlendirilip tartışıldığı, kabul ve reddediliş sebeplerinin gerekçeleriyle açıklandığı, verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf itirazlarını tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, davalı tarafın pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında hatalı hesaplama yapılıp yapılmadığı ve hükmedilen tazminat miktarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olduğundan, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL’nin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine; kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.