WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2022/3633 E.  ,  2023/4483 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1722 E., 2021/1780 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine
SAYISI : 2019/478 E., 2019/658 K.

Taraflar arasındaki tapu iptal tescil, ikinci kademede muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Bursa ili, Osmangazi ilçesi, ... Köyü, Köy Civarı Mevkiinde bulunan 109 ada, 52 No.lu parselde kayıtlı taşınmazı tarafların birlikte satın aldıklarını, ancak o zamanki yasalara göre tapunun iki kişi adına tescilinin yapılamaması nedeniyle taşınmazın tapusunun davalı üzerine yapıldığını, taşınmazın 1/2 hissesinin davacıya ait olduğunu, onun tarafından tasarruf edildiğini, üzerinde 290 metrekare olan 4 katlı evi bulunduğunu ileri sürerek davalı adına kayıtlı taşınmaz tapusunun 1/2 hissesinin iptali ile davacı adına tapuya tescilini, bunun mümkün olmaması halinde mevcut durumun tapuya şerh düşülerek ilgili taşınmaz hakkında davacı lehine hak tesis edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 06.05.2010 tarihinde taraflarca ortak satın alındığını, ancak tapuda müvekkili adına kayıt edildiğini ve bahçe vasfında göründüğünü, taraflarca imzalanan 02.11.2011 tarihli sözleşmede sit alanında bulunan ve bahçe vasfındaki taşınmazın tapusunun her iki hissedar adına tescilinin mümkün olmaması nedeni ile tapunun davalı ... adına tescil edildiğinin açıkca yazıldığını, bu nedenle hukuken mümkün olması halinde tapunun taraflar adına hisseleri oranında tescili ile müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediği için yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasını, aksi halde davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 12.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği şekilde dava konusu taşınmaz 1/5000 ölçekli ... imar planı kapsamında 1 inci derece doğal sit alanı olarak tarım alanında kaldığından 3194 ... İmar Kanunu'nun 18 inci maddesine göre 1/1000 ölçekli uygulama imar planı kapsamı dışında olması nedeniyle hisseli devir yasağı kapsamında bulunduğundan ve Belediye Başkanlığının 25.07.2019 tarihli cevabı ile ifrazın mümkün olmadığı belirtildiğinden tapu iptal ve tescil davasının reddine karar vermek gerekmiş, davacının terditli olarak açtığı davada ikinci talebi olan muhdesatın beyanlar hanesine şerhi talebinin de; Kadastro Kanunu'nun 19 uncu maddesine göre kadastro öncesi yapılan yapılar için ve Kanunun 12 nci maddesi gereği 10 yıllık hak düşürücü sürede ileri sürülebilecekken, kadastro sonrası yapılan yapılar için muhdesat şerhi talebi hukuken mümkün olmadığından ve hukuki yarar olması şartıyla ancak muhdesatın aidiyetinin tespiti davasına konu edilebileceğinden davalı adına kayıtlı tapunun bahçe niteliği ile kayıtlı olduğu ve bu şekliyle satın alınmış olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Yerel Mahkemenin her iki tarafın taleplerinin dışına çıkarak ve taleple bağlı kalmayarak hukuka aykırı bir karar verdiğini, davalı tarafın 14.05.2019 tarihli cevap dilekçesinde dava konusu yerin tapusunun taraflar adına hisseleri oranında tescilini talep ettiğini, dosya kapsamında alınan 12.06.2019 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler, yine dosya kapsamında dinlenen tanıklar, davalının açık beyanı dava konusu taşınmazın tarafların hisseleri oranında kullanıldığını ortaya koyduğunu, tarafların birlikte imar barışından faydalanmak amacıyla başvuruda bulunduklarını, 109 ada 52 parsel üzerindeki yapının tamamı üzerine (290 m²+290m² olarak toplam 580 m² yapı için) yapı kayıt belgesi alındığını, hal böyle iken tarafların anlaşarak ortaklaşa aldıkları ancak tapuda davalı üzerine gözüken ve tutanakla sabit olan gayrimenkul ile ilgili tapu iptal talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, terditli olarak açmış oldukları davada muhdesat şerh talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda B ile gösterilen 255.26 m2'lik bahçe ile üzerindeki toplam 290 m2 alanındaki 4 katlı binanın davacı tarafa ait olduğunun tespit edildiğini, yargılama devam ederken muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açmak üzere süre verilmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın uygulama imar planı kapsamında bulunmadığı gibi 3194 ... İmar Kanunun 18/son maddesinde sayılan istisnalar kapsamında da olmadığından taşınmazda hisse tescilinin mümkün olmadığı anlaşıldığından davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine dair kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak somut olay tapunun beyanlar sütununa tescil imkanı veren yasal düzenlemelerden hiçbirine uymadığı ve mülkiyet ... tapunun beyanlar hanesine şerh edilebilecek haklardan olmadığından, davacının mülkiyet hakkının tapuya şerh edilmesi talebinin reddine karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin mahkemenin muhtesat şerhine dair kararına ilişkin istinaf sebebi bu yönüyle yerinde olup davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, gerekçenin değiştirilerek davacının tapu iptali ve tescil ile mülkiyet hakkının tapuya şerh verilmesi taleplerinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde mevcut ve re'sen belirlenecek sebeplerle hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, harici sözleşmeye dayalı tapu iptali ve tescil, uygun görülmezse terditli muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 3194 ... İmar Kanunu'nun 18 inci vd. maddeleri.

2. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK. mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki ... ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad. 718). 22.12.1995 tarih ve 1/3 ... Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

3. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad.106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad.114/1-h, 115).

4. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 ... Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.10.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.