7. Hukuk Dairesi 2022/2251 E. , 2023/3657 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/841 E., 2022/176 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Alanya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/74 E., 2020/220 K.
Taraflar arasındaki el atmanın önlemesi, kâl ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın el atmanın önlenmesi ve yıkım talebinin reddine ecrimisil talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların paydaşı olduğu 108 ada 48 parsel sayılı taşınmazda, paydaşlar arasında daha önce fiili taksiminin yapıldığını, herkesin fiili paylaşıma göre yerini kullanırken daha sonra davalının müvekkiline ait yere tecavüzde bulunduğunu, davalının murisi ve babası olan ... hakkında Alanya Kaymakamlığına yapılan müracaat sonucunda taşınmaz üzerindeki haksız müdahalesinin men'ine, dava konusu yerin davacıya teslimine karar verildiğini, Asliye Ceza Mahkemesince de mahkumiyetine karar verildiğini, murisin vefatından sonra davalı mirasçısının aynı şekilde müdahalesini devam ettirdiğini, haksız müdahale sebebiyle ecrimisil taleplerinin de bulunduğunu belirterek el atmanın önlenmesine, tecavüzlü kısımda bulunan yapı ve muhdesatın kâl'ine 5.000,00 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 17.09.2019 havale tarihli ıslah dilekçesiyle de; ecrimisil yönünden 5.000,00 TL olarak açtıkları davayı 33.268,27 TL artırarak 38.268,27 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; paydaşların 1970 yılından beri taksim edildiği şekilde bu yerleri kullandığını, dava konusu edilen taşınmazda kendi hissesine düşen miktar kadar yer kullandığını, dava konusu parselde sadece seraları kendisinin kullandığını ve hissesine denk geldiğini, hatta hissesinden eksik kullandığını, davacının iddialarının doğru olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen esas ve karar sayılı kararı ile; ''paylı mülkiyete konu taşınmazda tarafların kullandıkları yerlerin bulunması nedeniyle birbirlerine karşı müdahalenin meni davası açamayacağı, taraflar arasındaki ihtilafın ancak ortaklığın giderilmesi davası ile çözülebileceği, davalının kullanımının hisse payını aşması sebebiyle haksız işgal tazminatı talebinin davacının payı dikkate alınarak kısmen kabulünün gerektiği'' gerekçesi ile el atmanın önlenmesi ve yıkım talebinin reddine, haksız işgal tazminatı talebinin kısmen kabulüne, dava konusu taşınmaz üzerinde davalının kullanımında olduğu tespit edilen 2735,77 m2'lik kısmı üzerinde 22.01.2014-25.12.2018 tarihleri arasında geçen süre için davacının taşınmaz üzerindeki payı oranında hesaplanan 4.872,39 TL haksız işgal tazminatının dava tarihi olan 25.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilemesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili ile davacı asil ayrı ayrı sundukları istinaf dilekçelerinde; dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlar tekrar edilerek, dinlenen tanıklar ve taşınmazın fiili durumu göz önüne alındığında, paydaşlar arasında fiili kullanım biçiminin oluştuğunu, çekişmeli yerin davacının kullanımına terk edildiğini, 23 yıldır fiili bir kullanımın söz konusu olduğunu, müvekkilince ortaklığın giderilmesi davası açılmasında bu aşamada hukuki bir yarar olmadığını, davacının bu yeri 2005 yılından beri hiçbir şekilde kullanamadığını, davalının murisi hakkında idarece men kararı, Asliye Ceza Mahkemesince mahkumiyet kararı verildiğini, buna rağmen müdahalenin men'i ve tecavüzlü kısmın kâl'ine karar verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarındaki hesaplamaların hatalı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemişlerdir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen esas ve karar sayılı kararı ile; "bütün paydaşları kapsar şekilde taksim ve fiili kullanımın sübut bulmadığı, dava konusu taşınmazda davacı tarafın payına karşılık kullanabileceği alan bulunduğu sonucuna varıldığından, el atmanın önlenmesi ve kâl taleplerinin reddine dair karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ecrimisil istemi yönünden, davacının, payına karşılık dava konusu taşınmazda kullanabileceği yerler olduğu; 21.488,36 m²'lik taşınmazda davalının, elbirliği mülkiyetine tabii toplam hissesi karşılığının 4673,80 m², davaya konu edilen ve dava konusu dışındaki kullandığı yerin ise toplam 2735,77 m² olduğuna göre, intifadan men olgusu gerçekleşmediğinden ecrimisil isteme koşullarının bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekir ise de, istinaf edenin sıfatına göre bu husus sadece eleştirilmekle yetinildiği'' gerekçeleriyle davacı tarafın istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b-1 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde: istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, elatmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 inci maddesi ve “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!