WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 21 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2022/2229 E.  ,  2023/4124 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1774 E., 2022/441 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/70 E., 2021/240 K.

Taraflar arasındaki ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçelerinde özetle; müvekkillerinin Kocaeli ili, İzmit ilçesi, Şahinler Köyü, 2075 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, aynı parselde hissedar bulunan...'in bu taşınmaza ait 1/9 hissesini 02.03.2020 tarihinde davalı ...’e tapuda 250.000,00 TL bedel göstermek suretiyle sattığını, taşınmazın gerçek değerinin 100.000,00 TL olmasına rağmen gösterilen satış bedelinin muvazaalı olduğunu, bu bedelin daha önceden açılan şufa davasındaki bedel ile çelişkili olduğu gibi kötüniyetli olarak şufa hakkını engellemek amacıyla davalı tarafından satışın tapuda fahiş oranda yüksek gösterildiğini, bu nedenle bedelde mahkemece muvazaa iddiasının kabulü ile dava konusu payın değerinin tespiti ve tespit edilen bedel üzerinden kanuni şufa hakkı tanınmasını talep ettiklerini, belirterek, davalıya ait satışa konu hisselerin tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin taşınmazını yatırım amaçlı satın aldığını, söz konusu taşınmazın ifrazı mümkün olduğunu, halihazırda da paydaşlar arasında fiili paylaştırma yapıldığını, davacı tarafın belirttiği aynı parselde bulunan bir başka payın satışı için benzer şekilde açılan 2019/130 Esas sayılı dava dosyasında, davalı tarafça sunulan yazılı ifraz sözleşmesi kanunun aradığı şartları sağlamakta olduğunu ve TMK'nın 676/1 inci maddesi hükmü gereğince mirasçıları bağladığını, mirasçıların bu sözleşmeye güvenerek yaptığı hukuki işlemlerin muvazaalı ya da geçersiz olduğunun iddia edilmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda karar başlığında yer alan kararı ile; "davacı taraf bedelde muvazaa yapıldığı iddiasında bulunmuş ise de bu hususun ispatlanamadığı ve özellikle alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmaz üzerindeki hissenin değerinin satış bedelinin üzerinde olduğu sabit olduğu ... dava konusu taşınmaz üzerinde fiili taksime yönelik herhangi bir paylaşımın bulunmadığının da mahkememizce kanaat edilmesi üzerine .... davacı tarafa mahkememizce verilen kesin süre içerisinde ön alım bedelinin mahkememiz adına açılan hesaba depo edilmediği, bu noktada mahkememizce usulüne uygun olarak verilen ve sonuçları hatırlatılan kesin süre içerisinde ilgili işlemi yapmayan davacı tarafın artık bu işlemi yapamayacağı sabit olmakla davacı tarafça açılan davanın aşağıdaki şekilde reddine dair karar vermek gerekmiş, ayrıca Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereği kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına harçlandırılmış dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir" şeklindeki gerekçeyle ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, verilen kesin sürede şufa bedeli yatırılmadığından davanın reddine karar verilmesinin ve mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığını, müvekkillerin yaş ve sağlık durumları ile pandemi şartları nazara alındığında verilen sürenin makul olmadığını, pandemi nedeniyle müvekkillere ulaşılamadığını, müvekkillerin yüksek miktardaki nakit meblağı bu şartlarda temin edemediklerini, kesin süreye konu işlemin yerine getirilebilecek bir işlem olması gerektiği gibi yatırılacak bedel ve masrafların da kararda kalem kalem gösterilmesi gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda karar başlığında esas ve karar numarası yer alan kararı ile asıl davada davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b/1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

2.Bölge Adliye Mahkemesince "ilk derece mahkemesince 15/03/2021 tarihli celsede depo edilecek bedel açıkça yazılarak davacı tarafa önalım bedelini depo etmek üzere bir sonraki celseye kadar süre verildiği, bir sonraki celse pandemi nedeniyle duruşma erteleme tutanağı düzenlendiği, daha sonraki celse olan 23/06/2021 günlü duruşmada ise yeniden süre verildiği, bu kez kesin süre verilerek gerekli ihtaratın yapıldığı halde adli tatil sonrasına tekabül eden 06/09/2021 gününde davanın kesin sürenin gereğinin yerine getirilmediği nedeniyle reddine karar verildiği, bu haliyle ilk derece mahkemesince verilen usulden ret kararı yerinde olduğu anlaşıldığı" şeklindeki gerekçeyle hüküm kurulmuştur.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesindeki nedenleri tekrar ederek temyiz isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, uyuşmazlık dava konusu olaya uygulanması gereken usul ve yasa hükümlerine herhangi bir aykırılık veya yanılgılı değerlendirme bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 90/2, 94/2, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri , 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci, 732 nci ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. İncelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu ve temyiz itirazlarının bölge adliye mahkemesi kararında değerlendirilmiş olduğu anlaşılarak davacılar vekili temyiz itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.