WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 21 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2022/1924 E.  ,  2023/3021 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2910 E., 2021/3213 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 31. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/224 E., 2021/100 K.

Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kardeşi dava dışı ... ile müteahhit ... arasında noterde düzenlenen 21.07.1994 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile müteahhidin, davaya konu 11092 (eski 1819) ada 85 parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşa edeceği binada payına düşen dairelerden 17 ve 18 numaralı daireleri Hacı’ya satmayı vadettiğini, müvekkilinin bahsi geçen tarihlerde yurt dışında olması nedeniyle 18 No.lu dairenin parasını kardeşi Hacı’ya göndermek suretiyle satın almış olduğunu, Türkiye’ye döndükten sonra söz konusu bu daireyi, dava konusu taşınmazla ilgili devam eden bir mahkeme süreci olduğu ve taşınmaz üzerine tedbir konulduğu için tapuda hisse devri mümkün olmadığından, aralarında noterde düzenledikleri 16.01.2003 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile kardeşi Hacı’dan devraldığını,

2. Müvekkilinin 1998 yılından 15.09.2007 tarihine kadar kendisine ait bu dairede yaşadığını, bu dönemde elektrik, su, doğalgaz aboneliklerini kendi üzerine aldığını, 10.08.2011 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile de dava dışı ...’e kiraladığını, daha sonra kiracısı aleyhine tahliye talepli icra takibi başlattığını, tahliye işlemlerine karşı dairenin işgalcisi konumunda olan davalı tarafça İstanbul Anadolu 11. İcra Hukuk Mahkemesinde şikayet yoluyla dava açıldığını, ancak mahkemece 18.02.2015 tarihinde davanın reddine karar verildiğini,

3. Davalının daire malikinin...adlı şahıs olduğunu ve kendisinin ...’nın kiracısı olduğunu iddia ettiğini, 14.09.2018 tarihli noter ihtarnamesi ile davalıya, söz konusu daireyi tebliğ tarihini müteakip 7 gün içerisinde tahliye etmesi, ayrıca daireyi kullanma bedeli olarak 18.05.2014 tarihinden bu yana aylık 1.500,00 TL’den toplam 79.500,00 TL’nin belirtilen banka hesabına yatırılmasının ihtar edildiğini, buna rağmen davalının herhangi bir ödeme yapmadığı gibi daireyi de tahliye etmediğini ileri sürerek davalının taşınmaza müdahalesinin önlenmesini; haksız işgali nedeniyle fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL ecrimisilin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu dairenin bulunduğu taşınmazda kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmamış olup üzerindeki binanın da ruhsatsız olduğunu, söz konusu arsanın maliklerince bir müteahhit ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, ancak müteahhidin sözleşmede belirtilen sürede inşaatı bitirememesi nedeniyle arsa sahipleri tarafından tapu iptal ve tescil davası açıldığını ve müteahhit adına kayıtlı payın iptaline karar verildiğini, kararın kesinleşmesinden sonra 18 numaralı daireye tekabül eden payın 16.12.2013 tarihinde dava dışı...tarafından satın alındığını, müvekkilinin de daire sahibi ... ile 18.05.2014 tarihinde kira sözleşmesi imzaladığını;

2. Davacı tarafından, müvekkilinin 18 numaralı dairede işgalci olduğu iddiasıyla Kartal Kaymakamlığına şikayette bulunularak tecavüzün önlenmesinin talep edildiğini, ancak Kaymakamlığın 07.05.2015 tarihli kararı ile taşınmazın paydaşlarından ... ile müvekkili arasında kira sözleşmesi imzalandığı ve davacının tapuda pay sahibi olmasına rağmen 18 numaralı dairede hak sahibi olduğunu gösterir bir belgenin olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verildiğini, davacının bu karara karşı idari yargıda dava açtığını ve mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiğini, ret kararına karşı davacının yapmış olduğu itirazın da bölge adliye mahkemesince reddedilerek idare mahkemesi kararının kesinleştiğini, anılan kararın müvekkilinin 18 numaralı dairede işgalci olmadığını açık bir şekilde ortaya koyduğunu,

3. Tapu kaydına göre, davacının ilk defa 23.05.2014 tarihinde dava konusu taşınmaz üzerinde hisse sahibi olduğunu, 20.04.2014 tarihinde arsa sahiplerinden dava dışı Mümin Demircan'ın 62/5688 hisseye tekabül eden bodrum kat 1 No.lu daireyi Cemal Yuca'ya, Cemal’in ise yirmi gün sonra aynı hisseyi Gökhan Uyar'a, Gökhan’ın da iki gün sonra hissesinin yarısını davacıya, diğer yarısını davacının eşi Nurcan’a sattığını; davacı ve eşinin bodrum kat 1 No.lu daireden kira geliri elde ettiğinin taraflarınca İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/29 Esas sayılı dosyasıyla açılan ön alım davasında alınan bilirkişi raporlarında açık bir şekilde tespit edildiğini, davacının fiili taksim olan binada 18 numaralı dairenin sahibi değil, bodrum kat 1 No.lu dairenin sahibi olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın tapuda arsa vasfıyla kayıtlı olduğu, üzerinde kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulu olmadığı, davacının kardeşi ...’in taşınmazda 14.01.1994 tarihli satış işlemi ile 21,78 m2’ye tekabül eden 24/1152 hissenin maliki olduğu, davacının maliklik iddiasını dayandırdığı kardeşi Hacı adına kayıtlı bu hissenin, İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/140 Esas 2009/147 sayılı kararı ile iptal edildiği ve arsa malikleri adına tescil edildiği,

2. Dava konusu dairenin maliki olduğu iddia edilen ... Demir'in taşınmazda 45,00 m2’ye tekabül eden 29625/688192 hisseyi tapuda 16.12.2013 tarihli resmi senet ile satın aldığı, davacının ise 6,62 m2’ye tekabül eden 1/158 hisseyi 23.05.2014 tarihli resmi senet ile edindiği, davacının taşınmaz üzerindeki binada ailesi ile ikamet ettiği bir dairesinin bulunduğu, dava konusu 18 No.lu dairenin maliki olduğunu ispat edemediği, bir dönem dairede ikamet etmesinin ve aboneliklerinin adına olmasının malik olduğunun ispatına yetmeyeceği, davalının tapu maliklerinden ... ile yapılan kira sözleşmesine dayanarak dava konusu daireyi kullandığı ve kiracı konumunda olup kötü niyetli zilyet olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu dairenin asıl maliki olup el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talep etme hakkı bulunduğunu, Kartal 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi ile tapu iptali ve tescile ilişkin kararından sonra kardeşleri Gazi ve ...'in noterde yapılan satış vaadi sözleşmeleri uyarınca satın aldıkları payları tapuda da devraldıklarını, Hacı’nın müvekkili hesabına satın aldığı paya dayalı olarak dava konusu 18 No.lu dairenin on yılı aşkın bir süre boyunca müvekkili tarafından bizzat kullanıldığını, dosyadaki tanık beyanları ve taşınmazın geçmişe yönelik elektrik, su, doğalgaz abonelik kayıtları ile dava konusu dairenin fiili paylaşımda müvekkiline özgülendiğinin ispatlandığını, dava dışı ... Demir’in müvekkiline özgülenen bu daire üzerinde bir hakkı bulunmadığından davalının da meşru ve korunabilir bir hakkından bahsedilemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyada mevcut tapu kaydı ile taraf beyanları ve delillerinin incelenmesinde; davacı ...’in adına kayıtlı arsa payına karşılık bodrum kattaki 1 No.lu bağımsız bölümün sahibi olduğu ve bu yerin davacının kullanımında olduğu, davalı ...'nun kullanımında bulunan 18 No.lu bağımsız bölümün ise davacı tarafından davalının bayii yükleniciden satış vaadi sözleşmesiyle alındığının iddia edildiği, söz konusu dairenin davalı tarafından, dava dışı arsa sahibi ... Demir'den kiralanmak yoluyla kullanıldığı yani davacının zilyetliğinin kira sözleşmesine dayandığının anlaşıldığı,

2. Davacının kardeşleri Hacı ve Gazi Şimşek'in arsa sahibi sıfatıyla dava dışı yüklenici ile yaptıkları sözleşme uyarınca sahip olacakları 18 No.lu bağımsız bölümü davacıya satmayı taahhüt etmiş iseler de bu kişilerin yüklenici ... ile yaptıkları kat karşılığı inşaat sözleşmesinin, İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/140 E. 2009/147 K. sayılı ilamı ile geriye etkili olarak feshedildiği, davacı ile feshe konu sözleşmenin tarafı olan Hacı ve Gazi arasında yapılan satış vaadi sözleşmesinin de ifa olanağı kalmadığı, zira yüklenicinin satmayı vadettiği taşınmaza hak kazanamadığı gibi dava dışı kardeşler Gazi ve Hacı'nın satış vaadinden doğan haklarını davacıya temlik etme imkanlarının da ortadan kalktığı,

3. Satış vaadi sözleşmesinden doğan hakların kullanılmasının sözleşmenin ifa olanağına bağlı olup davacının ifa olanağı bulunan bir sözleşmesinin ve bu yolla elde edebileceği üstün bir zilyetliğinin bulunmadığı, davalının ise kira sözleşmesine dayalı olarak dava konusu daireyi kullanmakta olduğu, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf itirazlarını tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, paylı mülkiyete tabi taşınmaz üzerinde bulunan binada davacının payına karşılık kullandığı bir daire bulunup bulunmadığı ve davaya konu 18 numaralı dairenin davacının payına özgülendiği iddiasının ispatlanıp ispatlanamadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine; kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.