7. Hukuk Dairesi 2022/1709 E. , 2023/2602 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Körfez 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilmek suretiyle esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yurt dışında yaşadığı 1990 yılında üzerine bina yapmak amacıyla Körfez ilçesinden arsa satın almak istediğini, Yarımca Mahallesinde bulunan ve o dönemde henüz birleştirilmemiş olan 118 ada 40 ve 41 parsel sayılı taşınmazları kendi adına satın alması için Türkiye’de yaşayan amcasının oğlu ...’e 29.000 İsviçre Frangı gönderdiğini, o tarihlerde yine yurt dışında yaşayan davalı kardeşinin izin için Türkiye’ye geldiğinde durumu öğrenmesi üzerine müvekkili ile iletişime geçerek, arsaları kendi üzerine alabileceğini bildirdiğini, aralarında yaptıkları anlaşmaya göre, müvekkilinin gönderdiği parayla arsalar satın alınıp tevhit edildikten sonra üzerine alt katında dükkan ve diğer katlarında iki daire bulunacak şekilde dört katlı bir bina yapılacağını ve inşaat tamamlandıktan sonra dükkanın ve dairelerin yarı yarıya paylaşılacağını, birer dairenin de inşaatın yapımında çalışacak olan kardeşleri .... ve babaları....’ya verileceğini kararlaştırdıklarını,
2. Müvekkilinin 1994 yılında Türkiye’ye kesin dönüş yaptığını, bu tarihlerde davalının, arsaların tevhidi için tapuda işlem yapmak üzere müvekkiline bir vekâletname verdiğini, bunun üzerine arsaların tevhidi sağlanarak 118 ada 43 No.lu parselin oluşturulduğunu, 1994 yılında başlanılan bina inşaatının da 1996 yılında tamamlandığını ancak, davalının anlaşmaya aykırı davranarak tapuları devretmeyeceğini bildirmesi üzerine, müvekkili ve dava dışı kardeşleri ..... ile babaları....’nın, Körfez Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/38 Esas sayılı dosyasıyla muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açtıklarını, Mahkemenin 10.02.2000 tarih ve 2000/37 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne ve 5 No.lu dairenin müvekkiline ait olduğunun tespitine karar verildiğini, buna rağmen davalının tapuları devretmediğini ileri sürerek, davalı adına kayıtlı 118 ada 43 No.lu parsel üzerinde bulunan binadaki 1, 3 ve 5 No.lu daireler ile zemin katta bulunan dükkanın yarı hissesinin müvekkili adına tescilini; olmadığı taktirde daire bedelleri ile dükkanın yarı hisse bedelinin inşaat başlangıç tarihi olan 1994 tarihinden, arsa bedelinin ise 1990 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin yurt dışındaki çalışmaları karşılığında kazandığı parayla dava konusu binayı yaptırdığını, davacı ve diğer kardeşlerinin bu inşaatta maddi olarak bir katkısının bulunmadığını, davacının sadece inşaatın yapım işlerini takip ettiğini, öte yandan müvekkilinin muhdesatın tespiti istemiyle açılan davadan haberdar olmadığını, bu nedenle davanın kabulüne ilişkin kararı temyiz ettiklerini ve sonucunun beklenmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; toplanan deliller, bilirkişi raporları ve Körfez 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/217 Esas, 2021/119 Karar sayılı dosyası ile tüm dosya kapsamından, davalının ikrarının mevcut olmadığı ve davacının dayandığı inanç sözleşmesini kanıtlamak için yazılı delili ya da dava konusu taşınmazla davacının irtibatı ve ilgisi bulunduğunu göstermeye elverişli, bunun vukuuna delalet edebilecek bilgi ve açıklama içeren yazılı delil başlangıcı sayılabilecek bir belgesinin bulunmadığı anlaşıldığından, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Körfez 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/38 Esas (bozma kararından sonra 2019/217 Esas, 2021/119 Karar) sayılı dosyasında 26.01.2000 tarihli keşif tutanağı ile 10.02.2000 tarihli celse tutanağında davalının, dava konusu 5 No.lu dairenin müvekkiline ait olduğunu Mahkeme huzurunda ikrar ettiğini ve imzasının alınmış olduğunu, Mahkeme içi ikrara rağmen davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, ayrıca bildirdikleri tanıkların da dinlenmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın esastan reddine karar verilmesi nedeniyle müvekkili lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların iddia ve savunmalarına, saptanan dava niteliğine, dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere ve özellikle davacının muhdesatın aidiyetinin tespiti davasındaki davalı beyanlarının ikrar sayılması gerektiği yönündeki iddiasına göre; anılan dosyadaki beyanların, muhdesatın anılan dosya davacısı tarafından yaptırıldığı yönünde oluşu ve bunun da dava konusu taşınmazla ilgili mülkiyet hakkına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davasında hukuki dayanak olamayacağı değerlendirildiğinden yerel Mahkemece, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine;
2. Ancak, dava değerinin parayla ölçülebildiği ve Mahkemece yapılan yargılama sırasında toplam 735.000,00 TL olarak belirlendiği, davacı tarafından bu değer üzerinden harç ikmalinin yapıldığı; buna göre, esastan reddine karar verilen dava dosyasında, kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine bu değer üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle de davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne ve İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilmek suretiyle esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın reddine; davalı lehine 53.800,00 TL nispi vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf itirazlarını tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında mevcut olduğu iddia edilen inanç ilişkisinin ispatlanıp ispatlanamadığı, davalının bu hususta Mahkeme içi ikrarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olduğundan, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!