7. Hukuk Dairesi 2021/8053 E. , 2023/2444 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1563 E., 2021/1646 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/327 E., 2021/98 K.
Taraflar arasındaki ölünceye kadar bakım akdinin sözleşmeye aykırılık nedeniyle feshi ile tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ve davacıya irad bağlanmasına karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belirlenen günde duruşmalı olarak temyiz eden davacı vekili Av. ... ile karşı taraftan davalı vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosya ve içeriğindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında noterde düzenleme şeklinde yapılan 15.01.2010 tarihli ölünceye kadar bakım sözleşmesi ile müvekkilinin adına kayıtlı 496 ada ve 1 parsel sayılı taşınmazı ölünceye kadar kendisine bakma şartıyla davalıya devir ve temlik ettiğini, 31.12.2020 tarihinde tapuda temlik işlemini gerçekleştirmekle sözleşmenin kendisine yüklediği edimi yerine getirdiğini, davalı bakım borçlusunun ise hiçbir aşamada bakıp gözetme borcunu yerine getirmediği gibi müvekkiline komşuluk eden ve hastane, doktor, ilaç temini gibi konularda yardımcı olan, kendisini bakıp gözeten ve dava konusu taşınmazın alt katında yaşamakta olan ...'ı evden çıkarmak ve yüksek kira bedeli istemek gibi eylemlerle tehdit ederek müvekkilinin hayatını zorlaştırıcı hareketlerde bulunduğunu, müvekkilinin 82 yaşında ve hasta olup bakıma muhtaç olduğunu, bakım borçlusunun bundan sonra da müvekkilini kendi ailesi içine alıp bakıp gözetme niyetinde olmadığını ve sözleşmeye aykırı davrandığını ileri sürerek, taraflar arasında akdedilen ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi ile bu sözleşme uyarınca davalıya temlik edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı bakım alacaklısının akıl sağlığının yerinde olmadığını, taraflar arasında akdedilen ölünceye kadar bakım sözleşmesi gereği davaya konu taşınmazı müvekkiline devrettiğini, bunun karşılığında müvekkilin de sözleşme tarihinden dava tarihine kadar gerekli ilgi ve ihtimamı göstererek davacıyı bakıp gözettiğini, davacıyı yanına almak istemiş ise de kendi isteği ve arzusu doğrultusunda oturduğu evde kalmaya devam ettiğini, ameliyat olduğunda hastanede kendisine refakat ettiğini ve sonrasında bakımını üstlendiğini, sosyal ortamlara girerken davacıyı da dahil ettiğini, ancak davacının geçmiş zamanda rızası hilafına yurt dışına giderek evlenen evlatlık kızı ile bozulan arasının düzelmesi ve kızının sonradan annesinin mirasına sahip çıkmak istemesi nedeniyle bu davayı açtığını, dava dilekçesinde adı geçen ...’ın ise müvekkilinin üvey oğlu olup davaya konu taşınmaz müvekkili adına kayıtlı olmasına rağmen üzerindeki evin bir katında kira bedeli ödemeksizin kalmasına izin verdiğini, ...’a yönelik tehditlere ilişkin iddiaların asılsız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamına ve taraf tanıklarının anlatımlarına göre davacının, sözleşmenin amacı içerisinde tam bir bakım alamadığı sabit ise de bu durumun, davalının kusurundan kaynaklandığı hususunun mevcut tanık beyanları ve başkaca somut bir delille kanıtlanamadığı; zira davalının, davacıyı evinde istemediği ve davacının, davalının evine gittiği zaman kapı ve pencerelerin çarpılarak davacıyı yanında istemediğini ima ettiği ya da kibarca kovduğu vb. yönündeki tanık anlatımlarının görgüye dayalı olmayıp, bizzat davacının kendi anlatımına dayandığı anlaşılmakla, davacı tanıklarının anlatımının ispata elverişli görülmediği; bununla birlikte davalı tanıklarının anlatımına göre davalının, davacıya bakıp onu gözettiği, sözleşmeden doğan ve üzerine düşen yükümlülüklerini elinden geldiğince yerine getirdiği ve fakat tarafların birlikte yaşamama olgusunun davacının kendi tercih ve arzusundan kaynaklanıp, taraflar arasındaki ilişkinin zedelenmesine davacının kendi hâl ve tutumunun sebep olduğu, bu haliyle davacının, davalının kusurundan kaynaklı olarak taraflar arasındaki ilişkinin çekilmez hale geldiğini kanıtlayamadığı ve bakım borçlusunun, bakım alacaklısının yanında yaşamaya zorlanmasının da hukuken mümkün olmadığı gerekçesiyle sözleşmenin feshi ile tapu iptali ve tescil taleplerine yönelik davanın reddine,
2. Ancak, dosya kapsamına göre davacı ile davalı arasındaki mevcut ilişki gözetildiğinde, tarafların bir araya gelip birlikte yaşama olanaklarının bulunmadığı ve bakım yükümlülüğünün bir arada yaşamak suretiyle yerine getirilmesi imkanının kalmadığı anlaşıldığından, 6098 sayılı TBK'nın 617/2 nci maddesi uyarınca yapılan değerlendirme sonucu, davacının hâli hazırda dava konusu taşınmazda bedelsiz olarak oturduğu da nazara alınarak, davacı yararına tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına uygun bir irat bağlanması gerektiği gerekçesiyle kararın kesinleştiği tarihten itibaren başlamak üzere davacının yaşamı boyunca her ay 400,00 TL tutarında iradın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kusurlu tarafın belirlenmesinde hataya düşüldüğü, müvekkilinin ölünceye kadar bakım akdi gereği üzerine düşen edimi yerine getirdiğini, ancak davalının bakıp gözetme yükümlülüğünü yerine getirmekten kaçındığını, tüm davacı tanıklarının bu hususu somut ve görgüye dayalı beyanlarıyla doğruladığını, müvekkilinin sözleşmenin amacı içerisinde tam bir bakım alamadığının mahkemece kabul edildiğini, buna rağmen davanın reddinin hatalı olduğunu, hayatın olağan akışı içerisinde davalının evinde gerçekleşen olayları dışarından birinin bilmesinin mümkün olmadığını, mahkemece meseleye sadece davalının, müvekkiline kendi konutu içerisinde bakıp bakmadığı yönüyle bakılarak karar verildiğini,
2. Davalı tanıklarından birinin davalının kızı, diğerinin üvey oğlu, bir diğerinin ise kız kardeşi olup menfaatleri gereği beyanda bulunduklarını, akrabalık ilişkisi bulunmayan diğer tanıklarının ise birbiriyle çelişkili beyanlarda bulunduklarını,
3. Davalının kötüniyetli olup müvekkilinin akıl sağlığının yerinde olmadığını iddia ettiğini, sözleşmenin devamının müvekkili açısından çekilmez hale geldiğini, kanun koyucunun öncelikli tercihinin korunmaya muhtaç bakım alacaklısının ifa ettiği edime yeniden kavuşturulması olduğunu, zira aksi durumun hayatının son dönemlerini yaşamakta olan bakım alacaklısının çıkarını ağır biçimde zedeleyeceğini,
4. Davalı tarafça Ordu 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/26 Esas sayılı dosyasıyla ölünceye kadar bakım akdinden kaynaklanan alacak davası açıldığını, anılan davanın sonucu beklenmeksizin karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, bu davada ortaya çıkması muhtemel delillerin, niteliği gereği kısıtlı delile dayanan iş bu davanın sonucunu doğrudan etkileyeceğini,
5. Hükmedilen irad miktarının çok düşük olup, davalının bu miktar karşılığında sorumluluğundan muaf hale gelmesinin hakkaniyetle bağdaşmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 sayılı HMK’nın 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçe gösterilerek, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1 inci maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf itirazlarını tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı bakım borçlusunun, taraflar arasında düzenlenen ölünceye kadar bakım sözleşmesi uyarınca yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, sözleşmeye aykırı davrandığı iddiasının kanıtlanıp kanıtlanmadığı ve hükmedilen irad miktarının yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL’nin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!