7. Ceza Dairesi 2024/336 E. , 2024/5350 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/209 E.,2021/1240 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
İNCELEME KONUSU
KARAR : Uyarlama talebinin reddi, aynen infaz
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Sanık ... hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 5 ay hapis ve 80,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.02.2016 tarihli ve 2015/337 Esas, 2016/50 Karar sayılı kararının, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.02.2021 tarihli ve 7-2016/212630 sayılı kararıyla, 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un kaçakçılık suçu bakımından lehe olan hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle dosyanın mahkemesine iade edilmesini müteakip, İstanbul 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.11.2021 tarihli ve 2021/209 Esas, 2021/1240 Karar sayılı kararı ile 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun hükümleri uygulamasının sanık aleyhine olduğu gerekçesiyle 23.02.2016 tarihli ve 2015/337 Esas, 2016/50 Karar sayılı kararda değişiklik yapılmasına yer olmadığına ve aynen infazına ilişkin
kararın, Dairemizin 21.06.2023 tarihli ve 2022/6635 Esas, 2023/6399 Karar sayılı ilamıyla sanık müdafiinin temyiz isteminin süreden reddine karar verilmek suretiyle kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 19.12.2023 tarihli ve 2023/23983 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.01.2024 tarihli ve KYB-2023/138594 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.01.2024 tarihli ve KYB-2023/138594 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, İstanbul 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/02/2016 tarihli kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/02/2021 tarihli sayılı kararıyla 15/04/2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un kaçakçılık suçu bakımından lehe olan hükümlerinin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle dosyanın iade edilmesini müteakip, İstanbul 1. Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda, ''mahkememizce verilen 23/02/2016 tarihli ve 2015/337 esas, 2016/50 sayılı kararda değişiklik yapılmasına yer olmadığına, mahkememizin 23/02/2016 tarihli ve 2015/337 esas, 2016/50 sayılı kararının aynen infazına'' şeklinde bir ibareye yer verilmekle yetinildiği anlaşılmış ise de,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ile Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 18/11/2005 tarihli ve 2005/2691 esas, 2005/3395 karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 13/10/2005 tarihli ve 2005/10431 esas, 2005/12718 karar sayılı ilâmları nazara alındığında,
Somut olayda, hükümlü hakkında yapılan uyarlama yargılamasında hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, her iki yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan yasa maddeleriyle verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe yasa değerlendirmesi yapılması ve temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232/6. maddesi uyarınca denetime imkân verecek şekilde hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, inceleme konusu kararın hüküm kısmında mahkememizce verilen 23/02/2016 tarihli ve 2015/337 esas, 2016/50 sayılı kararda değişiklik yapılmasına yer olmadığına, mahkememizin 23/02/2016 tarihli ve 2015/337 esas, 2016/50 sayılı kararının aynen infazına şeklinde karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçelere dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.01.2024 tarihli ve KYB-2023/138594 sayılı Tebliğnamesinin hükmün uyarlama yargılaması niteliğinde olduğu kabul edilerek, suç tarihinde yürürlükte olan ve
sonradan yürürlüğe giren kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle denetime olanak verecek şekilde hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden verilen aynen infaza ilişkin kararın bozulması istemine dayandığı anlaşılmış ise de,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.02.2021 tarihli ve 7-2016/212630 sayılı kararıyla, 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun gereğince lehe olan hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle dosyanın mahkemesine iade edilmesi kararının bozma niteliğinde olması nedeniyle hükmün kesinleşmediği, kesinleşmemiş hüküm nedeniyle uyarlama yargılaması yapılamayacağı ve atılı suç yönünden zamanaşımı süresinin işlemeye devam ettiği nazara alınarak, sanığın yargılama konusu eylemi için, belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan ve 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, sanık hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet eylemiyle ilgili olarak mahkemece verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 05.07.2011 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içinde 04.09.2012 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan verilen hükmün usulüne uygun olarak kesinleşmesi ve ihbarı üzerine hükmün açıklandığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231 nci maddesinin sekizinci fıkrasının (c) bendi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarih ile sanığın denetim süresi içinde yeni suç işlediği tarih arasında zamanaşımının durduğu, duran süreler de eklendiğinde 5237 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği olağanüstü zamanaşımı süresinin ilk derece mahkemesinin hüküm tarihinde dolduğu anlaşılmakla belirtilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, oy birliğiyle, 16.05.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!