7. Ceza Dairesi 2024/1649 E. , 2024/4243 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/261 E., 2022/78 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın ve suçta kullanılan atların müsaderesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Zamanaşımı nedeniyle düşme
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 06.12.2023 tarihli ve 2023/7082 Esas, 2023/10771 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2024 tarihli ve 7-2023/2058 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrası gereği yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, "Sanıkların eylemi, suç tarihi itibarıyla 5607 sayılı Kanunun 3.maddesinin birinci fıkrası ve ikinci cümlesi, 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun ve sonraki dönemlerde ise 3/10 fıkrası ve 3/l. fıkrası ve ikinci cümlesine uymaktadır. Her üç dönemde de suçun nitelikli halleri de gözönüne alındığında kanunda öngörülen hapis cezasının üst sınırı itibariyle olağan dava zamanaşımı süresi sanık ... yönü ile T.C.K’nun 66/l-d maddesine göre 15 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresi ise 22 yıl 6 aydır, sanık ... yönü ile sanığın15-18 yaş aralığında olması da hesaba katıldığında T.C.K’nun 66/1-d, 2 maddelerine göre 10 yıl olağanüstü zamanaşımı süresi ise 15 yıldır, suç tarihi olan 01.03.2010 tarihi ve zamanaşımını kesen son mahkûmiyet kararı olan 08.03.2022 tarihi de gözönüne alındığında temyize konu dosyada dava zamanaşımı süresi henüz dolmadığından sanıklar hakkındaki mahkumiyet kararının esastan incelenmesi gerekirken dava dosyasının zamanaşımına uğradığından bahisle düşmesine karar verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır." talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Dosya kapsamına göre, 01.03.2010 günü saat 05.45 sıralarında Hudut Komutanlığı görevlilerince gözetleme faaliyeti yapıldığı esnada İran'dan Türkiye'ye sınır ihlali yapıldığının belirlenmesi üzerine yapılan müdahale sonucunda sanık ... ile suça sürüklenen çocuk ... ile birlikte 11 adet at ve 14 adet bidon içerisinden ulusal marker seviyesi geçersiz 1.200 litre kaçak akaryakıt ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; sanığın ve suça sürüklenen çocuğun eylemlerinin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrası kapsamında bulunduğu, buna göre de 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca eyleme suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan hükümlerin tatbikinin gerektiği, 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 8 yıllık olağan ve 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, suça sürüklenen çocuk ...'in ise suç tarihinde 15-18 yaş aralığında bulunduğu anlaşılmakla 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, aynı maddenin ikinci fıkrası ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 5 yıl 4 aylık olağan ve 7 yıl 12 aylık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi olduğu, sanık ... hakkında zamanaşımını kesen son işlem olan 03.09.2013 tarihli mahkûmiyet hükmünden itibaren 8 yıllık aslî zamanaşımı süresinin, suça sürüklenen çocuk ... hakkında ise suçun işlendiği 01.03.2010 tarihinden itibaren 7 yıl 12 aylık olağanüstü zamanaşımı süresinin temyize konu 08.03.2022 tarihli hükümden önce tamamlanmış bulunduğu gözetilerek sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkındaki davanın zamanaşımından düşürülmesine dair kararda hukuka aykırılık görülmediğinden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE,
2.5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 06.12.2023 tarihli ve 2023/7082 Esas, 2023/10771 Karar sayılı kamu davasının düşmesine dair karar ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.04.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Sanıkların sınır kapısı dışından suça konu kaçak akaryakıtı yurda sokma eylemi suç tarihi olan 01.03.2010 itibari ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yazılı kaçakçılık suçunu oluşturmaktadır, 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının suç tarihi itibari ile yürürlükteki hali aşağıdaki gibidir;
Eşyayı, gümrük işlemlerine tâbi tutmaksızın Türkiye’ye ithal eden kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Eşyanın, belirlenen gümrük kapıları dışından Türkiye’ye ithal edilmesi halinde, verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılır. Maddenin ikinci cümlesi suçun nitelikli hali olup, temel cezadan artırım yapılmasını emretmektedir.
Yerel mahkeme sanıklar hakkında 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yazılı kaçakçılık suçundan hüküm kurmuştur. Suç tarihinden sonra 11.04.2013 tarihinde yürülüğe giren 6455 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi ile değişik 5607 Sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinde ise, kaçakçılık suçunun konusunun akaryakıt, tütün, tütün mamûlü vesaire olması hali de nitelikli hal olarak kabul edilmiş, kanun koyucu bu maddede temel ceza üzerinden artırım yapılması yerine, cezanın alt sınırını iki seneye çıkartmış ve üst sınırı da yine beş yıl olarak düzenlenmiştir. Kanun'un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrası müstakil bir ceza maddesi olmayıp, 6455 sayılı Kanun ile yapılan değişiklerde korunan 3 üncü maddenin birinci fıkrasında ve diğer fıkralarda yazılı kaçakçılık suçlarının objektif tipikliğine ek olarak suç konusunun değişiklik gösterdiği nitelikli halidir. Kanun koyucu bu nitelikli hali kanundaki tüm kaçakçılık suçlarına hasrettiğinden ayrı bir madde olarak düzenlenmiştir. Kanun'un 6455 sayılı Kanun ile değişik halinde 3 üncü maddenin onuncu fıkrasını, 6455 sayılı Kanun ile yapılan değişiklerde korunan 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ve ikinci fıkrasından ayrı uygulamak mümkün değildir ve 3 üncü maddesinin onuncu fıkrasına göre kurulacak temel cezadan 3 üncü maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince artırım yapılması gerekmektedir.
5607 Sayılı Kanun'un 6455 sayılı Kanun ile değişik 3 üncü maddesinin onuncu fıkrası aşağıdaki gibidir;
Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, kaçakçılık suçunu işleyen kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
Suç tarihinden sonra 18.06.2014 tarihinde yürülüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinde ise, suç konusunun akaryakıt, tütün, tütün mamülü olması halinin nitelikli hal olarak varlığı devam etmekle, bu sefer uygulamadaki bazı yanlış uygulamaları ortadan kaldıracak şekilde temel cezadan artırım yapılması şeklinde düzenlenmiştir.
5607 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 3 üncü maddesinin onuncu fıkrası aşağıdaki gibidir;
Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, makaran, yaprak sigara kâğıdı, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarısından iki katına kadar artırılır, ancak bu fıkranın uygulanması suretiyle verilecek ceza üç yıldan az olamaz.
Sanıkların eylemi, suç tarihi itibarıyla 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ve ikinci cümlesi, 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun ve sonraki dönemlerde ise 3 üncü maddesinin onuncu fıkrası ve 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ve ikinci cümlesine uymaktadır. Her üç dönemde de suçun nitelikli halleri de gözönüne alındığında kanunda öngörülen hapis cezasının üst sınırı itibariyle olağan dava zamanaşımı süresi sanık ... yönü ile 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre 15 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresi ise 22 yıl 6 aydır, suça sürüklenen çocuk ... yönü ile sanığın 15-18 yaş aralığında olması da hesaba katıldığında 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile ikinci fıkrasına göre 10 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresi ise 15 yıldır. Suç tarihi olan 01.03.2010 tarihi ve zamanaşımını kesen son mahkûmiyet kararı olan 08.03.2022 tarihi de gözönüne alındığında temyize konu dosyada dava zamanaşımı süresi henüz dolmadığından sanıklar hakkındaki mahkumiyet kararının esastan incelenmesi gerekirken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulü yerine reddine karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne yazılı gerekçeler ile katılmamaktayız. 17.04.2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!