WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Haziran 2026

YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ

A- A A+

7. Ceza Dairesi         2023/4297 E.  ,  2024/4504 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/4577 E., 2022/3085 K.
SUÇ : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname'ye muhalefet
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle ve hükmün nevine göre duruşma talebinin reddine karar verilerek yapılan incelemede gereği düşünüldü:

I. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katlan vekilinin temyiz sebepleri; beraat kararı verilmesinin usule aykırı olduğuna, web alan adının, İngilizce karakter kullanma mecburiyeti uyarınca alındığına, bu durumun sanık tarafından suistimal edildiğine, sanık tarafından alınan alan adının başka bir firmaya kiraya verildiğine, firmanın da sigortacılık alanında faaliyet gösterdiğine, bu yolla katılanın ticari itibarı kullanılarak 3. kişilerin kandırıldığına, Bölge Adliye Mahkemesi kararında yer verilen gerekçenin hatalı olduğuna, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 9/1-e, 61, 61/A-1 ve 61/A-3. maddelerinde yer verilen düzenlemeler uyarınca sanığın eyleminin sabit olduğuna, katılan adına tescilli olan markanın, sanık tarafından web alan adı olarak alındığına ve katılana ait site izlenimi verilerek katılanın markasının kullanıldığına, sanığın markayı 3. kişilere kiraya verdiğine, yine katılana satmayı teklif etmesinin de ticari amaç güttüğünü gösterdiğine, eylemin sabit olduğuna, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

II. GEREKÇE
Katılanın hak sahibi olduğu sigortadükkanım.com markasının, sanık tarafından internet alan adı olarak alındığı ve sitenin sanki katılana ait site olduğu izlenimi vererek katılana ait markanın ticari etki doğuracak şekilde kullanmak suretiyle müsnet suçu işlediği iddiası ile sanığın, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/A-1 maddesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmalarında; suçlamayı kabul etmediğini, domain isimlerini adına tescil ettirerek ticaretini yaptığını, suç tarihinden önce www.sigortadükkanım.com alan adının Türkçe karakterli olarak tescilini aldığını, katılan adına tescilli alan adının ise İngilizce karakter taşıdığını, şikâyet öncesinde 5.000,00 TL ödemesi durumunda domaini devredebileceğini söylediğini, suç kastı ile hareket etmediğini beyan etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi tarafından, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm sanık müdafii tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, ''...Suç tarihinin 2014 yılı olması nedeniyle suç tarihinde 556 sayılı KHK' nun yürürlüktedir. 556 sayılı KHK' nun 61/A-1 maddesinde " başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal veya hizmet üreten, satışa arz eden veya satan kişi ... cezalandırılır" hükmü bulunmaktadır. Bu düzenlemeye göre maddede belirtilen seçimlik hareketler mal veya hizmet üretmek, satışa arz etmek veya satmak olarak sayılmıştır.

Bu davaya konu olayda, şikâyetçi vekilinin şikâyetçi üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında yapılan soruşturma sırasında alınan ve bilirkişi ... tarafından düzenlenen 23.02.2015 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde, sanık tarafından www.sigortadükkanım.com adlı alan adının satın alındığı ancak bu alan adı üzerinden sigortacılık veya herhangi bir hizmet ve mal satışının olmadığı, sanığın eyleminin alan adının satın alınması ile sınırlı olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda katılan şirketin tescilli markası ile iltibas oluşturacak şekilde alan adının alınmasından ibaret eylemin, 556 sayılı KHK'nun 61/A maddesinde belirtilen seçimlik hareketler olan üretme, satışa arz etme veya satma eylemlerine uymadığı, dolayısıyla sanığın eyleminin kanunda öngörülen suç tipine uymaması nedeniyle sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği halde sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi...'' yönündeki gerekçe ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve sanığın müsnet suçtan beraatına karar verilmiştir.

Suç tarihinde yürürlükte bulunan 5833 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile değişik 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A-1. maddesinin “Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal veya hizmet üreten, satışa arz eden veya satan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” şeklindeki düzenleme mevcut iken; hükümden sonra 10.01.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) marka hakkına tecavüze ilişkin cezaî hükümler başlıklı 30/1. maddesinde “Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.

Buna göre 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/A-1. maddesinin birinci fıkrasında yalnızca mal veya hizmet üretmek, satışa arz etmek veya satmak seçimlik hareketleri yaptırım altına alınmışken; 6769 sayılı Kanun'un 30. maddesinde mal üretmek veya hizmet sunmak, satışa arz etmek veya satmak, ithal ya da ihraç etmek, ticari amaçla satın almak, bulundurmak, nakletmek veya depolamak eylemleri seçimlik hareketlere eklenerek marka hakkına tecavüz suçlarının kapsamı genişletilmiştir.

Bununla birlikte 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/A-1. maddesinde düzenlenen ceza süresi yönünden, 6769 sayılı Kanun'da sanık lehine değişiklik yapılmamış, dolayısıyla 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesinin uygulanma imkânı olmamış ve bu nedenle marka hakkına tecavüz suçları yönünden suç tarihinde hangi yasal düzenleme yürürlükte ise sanık hakkında o yasal düzenlemenin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; katılan adına tescilli markanın sanık tarafından internet alan adı olarak kullanıldığı, katılanın, sanık hakkında yasal şikâyet süresi içerisinde şikâyetçi olması üzerine sanık hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.

Alan adı, sanık tarafından katılan ile aynı alanda faaliyet gösteren başka bir firmaya kiralanmış ise de, eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/A-1. maddesinde yer alan seçimlik hareketlerin kapsamına girmediği gibi aynı maddenin 3. fıkrası kapsamında tanımlanan suçu da oluşturmadığı anlaşılmış olup; 5237 sayılı Kanun'un 2. maddesinde;
“Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.
(2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.” şeklinde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereğince sanığa atılı eylemin kanunda öngörülen suç tarifine uymadığı değerlendirilmiş ve sanık hakkında verilen beraat hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda beraat hükmünde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.04.2024 tarihinde karar verildi.