7. Ceza Dairesi 2023/20037 E. , 2024/2165 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1234 E., 2023/2170 K.
SUÇ : 6831 sayılı Orman Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma üzerine verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiin temyiz isteği, adlî tıp raporunun yetersiz olduğuna, raporda şizofreni hastalığının ne olduğuna, nasıl geliştiğine, olay tarihinde sanıkta bu hastalığın mevcut olup olmadığına dair bir değerlendirmede bulunulmadığına, sanığın olay tarihinde akıl hastası olduğunun tartışmasız olduğuna, sanık hakkında şizofreni tanısı olduğuna ve bu nedenle cezaya hükmedilemeyeceğine, suça konu yerin orman olmadığına, hava fotoğraflarına göre fiilen inşaat şantiyesi olduğuna, dosya kapsamına göre yanan bir ağaç kaydı bulunmadığına, dava konusu olayda kaç adet ağaç yandığının belirsiz olduğuna ilişikindir.
II. GEREKÇE
01.08.2011 tarihli, 35 numaralı suç tutanağına göre, yangın ihbarı üzerine 4 numaralı orman bölmesinde çam ağaçlarının olduğu 1 hektar alanın zarar gördüğünün anlaşıldığı ve yangın çıkış sebebi ile failinin
belirlenemediği tespit edilmiştir.
02.08.2011 tarihli, 36 numaralı suç tutanağına göre, 4 numaralı orman bölmesinde çıkan yangına saat 11.05 sıralarında müdahale edildiği, 36 adet çam ağacının zarar gördüğü, failin tespit edilemediği anlaşılmıştır.
02.08.2011 tarihli, 37 numaralı suç tutanağına göre, yangın ihbarı üzerine 4 numaralı orman bölmesinde yangına saat 15.10 sıralarında müdahale edildiği, 38 adet çam ağacının zarar gördüğü, yangın çıkaran failin tespit edilemediği anlaşılmıştır.
02.08.2011 tarihli kolluk tutanağında, saat 15.00 sıralarında vatandaşların bir şahıs yakaladıkları ihbarı üzerine olay yerine gidildiği, ... isimli şahsın olay yerinden geçerken bir şahsın bir cismi yere attığını, atılan cisimle ormanlık alanın yanmaya başladığını gördüğünü ve şahsın da yanında olduğunu polis merkezine bildirdiği ve şahsı görevlilere teslim ettiği, kimlik tespitine göre sanık ... olduğu anlaşılan şahısla yapılan şifahi görüşmede şahsın 01.08.2011 ve 02.08.2011 tarihlerinde ormanlık alanı yaktığını ve psikolojik sorunları olduğunu beyan ettiği belirtilmiştir.
Sanık hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmalarında, 2-3 senedir bir takım sesler duyduğunu, olay günü eşiyle tartıştığını ve evden uzaklaştığını, orman yakıp yakmadığını hatırlamadığını beyan etmiştir.
Tanık ..., olay günü işe giderken yol kenarındaki tel örgünün 500 metre ilerisinde ormanlık alandan duman çıktığını gördüğünü, aracını durdurduğunu, olay yerinde 5-6 kişi daha olduğunu, dumanların çıktığı yerden bir şahsın geldiğini, bu şahsın sinirlerinin bozuk olduğunu ve bu nedenle orman yaktığını söylediğini, şahsı orman yakarken görmediğini, bu şahsı alıkoyduklarını ve polise haber verdiklerini beyan etmiştir.
Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 13.02.2014 tarihli sağlık kurulu raporunda sanığın söz konusu suçla ilgili olarak o sırada hastalık belirtilerinin olduğu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 32 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesinin uygun olduğu belirtilmiştir.
Adlî Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu'nun 23.11.2015 tarihli raporunda sanığın 01.08.2011 ve 02.08.2011 tarihlerinde sanığı bulunduğu suça karşı ceza sorumluluğunun tam olduğu belirtilmiştir.
Adlî Tıp Kurumu Genel Kurulu'nun 14.09.2011 tarihli raporunda sanığın 01.08.2011 ve 02.08.2011 tarihlerinde sanığı bulunduğu suça karşı ceza sorumluluğunun tam olduğu belirtilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından, sanığın savunmasına itibar edilmemiş ve suçun sübuta erdiği sabit görülerek sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye
Mahkemesi tarafından düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararın, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 26.01.2022 tarihli ilâmı ile sanığın Adlî Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesine sevk edilerek bu Dairenin düzenleyeceği rapordan sonra Adlî Tıp Kurumu Genel Kurulu'ndan sanığın cezai sorumluluğuna ilişkin rapor alınarak hukuki durumunun tayini ve suça konu yerin orman olup olmadığının tespiti gerektiği gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
Adlî Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesinin 18.11.2022 tarihli kararında sanık ...'un 01.08.2011 ve 02.08.2011 tarihlerinde kasten orman yakma suçuna karşı ceza sorumluluğunun tam olduğu belirtilmiştir.
Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı Birinci Üst Kurulu'nun 07.02.2023 tarihli kararında dosyanın tetkikinde sanığın mezkur suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak boyutta bir akli arıza içinde olduğuna delalet edecek herhangi bir tıbbi bulguya rastlanmadığı, bu duruma göre ...'un 01.08.2011 ve 02.08.2011 tarihlerinde sanığı bulunduğu suça karşı cezai sorumluluğunun tam olduğu mütalaa edilmiştir.
Orman İşletme Şefliğinin 12.04.2023 tarihli yazısında 35 numaralı suç tutanağına konu olan deri sanayinin bulunduğu yerin Hazine adına kayıtlı olduğu, orman kadastro sınırlarında kaldığı, Hazine adına kayıtlı 597 ve 605 parsellerde ağaçlandırılmak üzere 49 yıl süreyle Organize Deri Sanayicileri Derneği lehine 1992 yılında irtifak hakkı şerhi verildiği, yetiştirilen orman ağaçlarının Özel Ağaçlandırma Yönetmeliği hükümlerine göre amenajman planı doğrultusunda kontrol ve denetim yapılarak işletildiği bildirilmiştir.
Tuzla Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğünün 24.04.2023 tarihli yazısı dosyada mevcuttur.
Mahallinde yapılan keşif sonucu orman, harita ve yangın sigorta eksperi bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda dava konusu 597 ve 605 parsellerin tarla vasfıyla Hazine adına kayıtlı iken metropoliten alan nazım planında organize sanayi bölgesi olarak ayrılan saha içinde ağaçlandırılacak alanda kalması nedeniyle Organize Deri Sanayicileri Derneği lehine 49 yıl süre ile irtifak hakkı tesisinin 1990 yılında uygun görüldüğü, irtifak hakkı verilen alanın orman rejimine tabi arazi olduğu, meşçere haritasında 192 nolu bölmede yer aldığı, orman kadastro çalışması ve 3402 sayılı Kanun uyarınca mülkiyet kadastro çalışmasının yapıldığı, dava konusu özel orman alanlarının tam kapalı orman sahası olmadığı, yanan mahallin orman rejimine tabi hükmi şahsiyete haiz orman olduğu, kesinleşmiş orman ve arazi kadastrosu bulunan yerde, milli park olarak ayrılmayan yerde kaldığı, 11271 m2 alanda örtü ve gövde yangını şeklinde orman vasfının bozulduğu, orman rejimine tabi özel orman sayılan yerlerden olduğu tespit edilmiştir.
Bozma ilâmı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde, sanığın üzerine atılı suçu işlediği kabul edilerek mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Ancak;
Kartal Orman İşletme Şefiliğinin 12.04.2023 tarihli yazısında, 35 numaralı suç tutanağına konu Tuzla
Deri Sanayiinin bulunduğu yerin Hazine adına kayıtlı olup kesinleşmiş orman kadastrosu sınırlarında kaldığı, Hazine adına kayıtlı 597 parsel (ifrazen 4730 parsel) ve 605 parsellerde ağaçlandırılmak üzere irtifak hakkı tanındığının belirtilmesi, Tapu Müdürlüğünün 24.04.2023 tarihli yazısında yer alan tapulama tutanağına göre 597 parselin vasfının mera olarak tespit edilmesi, bilirkişi raporunda dava konusu 597 ve 605 parsellerin tarla vasfıyla Hazine adına kayıtlı iken irtifak hakkı tesis edildiğinin belirtilmesi, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait orman olduğunun, bahsedilen parsellerde ağaçlandırılmak üzere irtifak hakkı tanındığının tespiti karşısında, suça konu yerlere ilişkin tapu kayıtları tüm tedavülleri ile birlikte getirtilip, orman kadastrosunun kesinleşme tarihi, tesis edilen irtifak hakkının tapuya şerh verilip verilmediği, suç tarihi itibarıyla dava konusu yerin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kalıp kalmadığı, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında ise 6831 sayılı Kanun uyarınca orman sayılan yerlerden olup olmadığının orman ve harita tekniğinden anlayan harita ve orman mühendisi farklı bilirkişilerce oluşturulucak heyet tarafından hazırlanacak rapor ile şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanığın gözlem altında geçirdiği sürelerin 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi uyarınca verilen ceza süresinden mahsubuna karar verilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.02.2024 tarihinde karar verildi.
(Karşı düşünce)
(Karşı düşünce)
KARŞI OY
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne ait 26.09.2023 tarihli 2022/1234 Esas ve 2023/2170 Karar sayılı sanığın mahkûmiyetine yönelik kararı usul ve yasaya uygun olduğundan onanması yerine, sayın çoğunluğun bozmaya yönelik görüşüne katılmıyoruz. 29.02.2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!