WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 19 Haziran 2026

YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ

A- A A+

7. Ceza Dairesi         2023/18845 E.  ,  2024/2916 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/696 E., 2023/595 K.
SUÇLAR : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî düşme, kısmî onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanığın temyiz isteği; babasının ölümü sebebiyle firar ettiğine, ailesine bakacak kimse olmadığına intihara teşebbüs etmesi sebebiyle hakkında rapor düzenlendiğine ve psikolojik tedaviler gördüğüne ilişkindir.

2. Sanık müdafiin temyiz isteği; temyize konu kararın hukuka uygun olmadığına ilişkindir.

II. GEREKÇE
Yapılan incelemede; olay tarihinde askerlik hizmetini yapmakta olan sanığın, 24.05.2008 tarihinde 15 gün süreyle izne gönderildiği, 14.06.2008 tarihinde birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 11.10.2008 tarihinde kendiliğinden Doğubayazıt İlçe Emniyet Müdürlüğüne teslim olduğu; 26.10.2008
tarihinde 22.30 sıralarında fare zehiri içtiğinin tespit edilmesi üzerine götürüldüğü Gelibolu Asker Hastanesinde yapılan tedavisinin ardından GATA Haydarpaşa Asker Hastanesine sevk edildiği, burada yapılan tedavilerinden sonra 30.10.2008 tarihinde saat 17.00’de taburcu edildiği, birliğine dönmesi için tanınması gereken bir günlük yol süresi sonunda 31.10.2008 tarihi nihayetine kadar birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 29.04.2012 tarihinde yakalandığı anlaşılmıştır.

Sanık hakkında izin tecavüzü ve firar suçlarından, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-b ve 66/1-a maddesi uyarınca ayrı ayrı cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık üzerine atılı izin tecavüzü suçuna ilişkin savunmalarında özetle; annesini ameliyat ettirmek için izne ayrıldığını, ailesinin geçimini ve kız kardeşinin eğitim masraflarını karşılamak için çalıştığını beyan etmiştir.

Sanık üzerine atılı firar suçuna ilişkin savunmalarında özetle; babasının vefat ettiğini, annesine bakacak kimsenin olmadığını ve kendisinin psikolojik problemleri olduğunu beyan etmiştir.

Erzurum Mareşal Çakmak Asker Hastanesinin 21.05.2015 tarihli 1845 sayılı raporu ile, sanığın heyete çıkarıldığı 29.01.2013 tarihinden itibaren askerliğe elverişli olmadığı, askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihlerini kapsamadığı tespitlerine yer verilmiştir.

Ağrı Adlî Tıp Şube Müdürlüğünün 12.06.2023 tarihli ve 2023/1272 sayılı raporuna göre sanığın suç tarihi itibarıyla üzerine atılı suçlara ilişkin fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini azaltacak mahiyet ve derecede olduğu, dolayısıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 32/2 maddesi kapsamında değerlendirilmesinin uygun olacağı tıbbi kanaatine varıldığı tespit edilmiştir.

A. Firar suçuna yönelik olarak yapılan incelemede;
Suç tarihlerinde askerliğe elverişli olan ve 5237 sayılı Kanun'un 32/2 maddesi kapsamında değerlendirilmesinin uygun olacağı tıbbi kanaatine varılan sanığın, 1632 sayılı Kanun'un 66/1-a bendinde düzenlenen, özgü suçlardan olup, yalnızca asker kişiler tarafından işlenebilen ve 01.11.2008-29.04.2012 tarihleri arasında kesintisiz sürerek yakalanmakla son bulan firar suçunu işlediği belirlenmekle, eylemi sabit görülerek Mahkemece sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, sanığın ve müdafiin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

B. İzin tecavüzü suçuna yönelik olarak yapılan incelemede;
Sanığın yargılama konusu eylemine göre belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık
olağan, aynı Kanun'un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, suç tarihinden (08.06.2008-11.10.2008) temyize konu hüküm tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş bulunduğu gözetilmeden, yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR
A.Firar Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın ve müdafin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B.İzin Tecavüzü Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

19.03.2024 tarihinde karar verildi.