7. Ceza Dairesi 2023/18046 E. , 2024/3262 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/432 E., 2016/111 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜMLER : Sanık ...'ın beraatine, nakil aracının iadesine,
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma
Sanık ... müdafiinin 21.07.2016 tarihli dilekçesinde, sanık hakkındaki gıyabi kararın tebliğ edildiği adres hakkında yıkım kararı verildiğinden anılan kararın usulüne uygun tebliğ edilmediği belirtilerek temyiz hakkını kullanamadığından bahisle temyiz ve eski hale getirme talebinde bulunulmuş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 42 nci maddesi uyarınca temyiz talebini de içeren eski hale getirme istemi konusunda karar verme yetkisi temyiz incelemesini yapacak olan Yargıtay 7. Ceza Dairesine ait bulunduğundan, mahkemenin verdiği temyiz isteminin reddine dair
ek karar kaldırılarak yapılan incelemede; sanık ... hakkındaki gıyabi kararın bildirdiği son adresinde "aynı konutta beraber oturan kardeşi" imzasına tebliğ edildiği ancak; tebligat tarihinde muhatabın adreste bulunup bulunmadığı veya adreste bulunmaması halinde sebebinin yazılmadığı gibi tebliği alan kişinin ehil olup olmadığının da belirtilmediği cihetle; yapılan tebligatın usulsüz olduğu gözetilerek öğrenme üzerine sanık müdafiinin temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanık ... hakkındaki gıyabi kararın bildirdiği son adresinde "aynı konutta beraber oturan annesi" imzasına tebliğ edildiği ancak; tebligat tarihinde muhatabın adreste bulunup bulunmadığı veya adreste bulunmaması halinde sebebinin yazılmadığı cihetle; yapılan tebligatın usulsüz olduğu gözetilerek öğrenme üzerine anılan sanık müdafiinin temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; münhasıran sanık ... hakkında verilen beraat kaarının hukuka aykırı olması nedeniyle bozulması talebine ilişkindir.
2.Sanık ...'in temyiz sebepleri; ele geçen sigaralar ile ilgisinin bulunmaması nedeniyle hükmün bozularak beraatine karar verilmesi talebine ilişkindir.
3.Sanık ...'in temyiz sebepleri; sigaraları içmek amacıyla almış olması nedeniyle beraatine karar verilmesinin gerekmesi nedeniyle hükmün bozulması talebine ilişkindir.
4.Sanık ...'in (1991 doğumlu) temyiz sebepleri; sigaraları ucuz olması nedeniyle içmek amaçlı olarak aldığına, ticari amacının bulunmadığına ve suç olduğunu bilmemesi nedenleriyle hükmün bozulması talebine ilişkindir.
5.Sanık ...'in (1986 doğumlu) temyiz sebepleri; sigaraları içmek için alması nedeniyle beraatine karar verilmesinin gerekmesi nedeniyle hükmün bozulması talebine ilişkindir.
6.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; kararın tebliğ tarihinde askerlik görevini ifa etmesi nedeniyle kararın tebliğ edilmediği, gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğ edilmemesi nedeniyle temyiz hakkı tanınarak hükmün bozulması talebine ilişkindir.
7.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın ikametinin 29.06.2015 tarihinde yıkım kararı ile yıkıldığı buna ilişkin belgelerin eklendiği belirtilerek hükmün bozulması talebine ilişkindir
II. GEREKÇE
A. Beraat Hükmü ve Nakil Aracı Yönünden
Olay tutanağına göre, sanık ...'ın sevk ve idaresindeki aracın durdurularak arama kararı olmaksızın aracın kasasında yapılan aramada valiz içerisinde ve yatak, yorgan aralarına sarılmış vaziyette toplam 3.835 paket gümrük kaçağı sigaranın ele geçtiği olayda, sanığın sigaralardan haberinin bulunmadığını beyan etmesi karşısında; sanık ve kaçak eşya konusunda mahkemece verilmiş bir arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama kararının da bulunmadığı buna göre yapılan aramanın usul ve yasaya aykırı olduğu ve hukuka aykırı delillere dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı gözetilerek bu gerekçeyle sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçeyle sanığın beraatine ve nakil aracının iadesine karar verilmesi sonuca etkili görülmemiş, beraat kararında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden
Ana dosyada; 09.04.2015 tarihinde; önleme araması kararı uyarınca yolcu otobüsünde yapılan kontrollerde yolcu olan sanık ...'e ait toplam 560 paket gümrük kaçağı sigara ele geçirildiği, sanık ... hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18, 3/5-10, 22. maddelerine muhalefet suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Birleşen dosyada; 15.05.2015 tarihinde saat 03.30 sıralarında arama kararı olmaksızın kolluk görevlilerince yapılan kontroller esnasında Adana iline seyir halinde bulunan beraat eden sanık ...'ın adına kayıtlı bulunduğu ve şoförlüğünü yaptığı yanında ..., ..., ..., ... (1991 doğumlu), ... (1986 doğumlu), ...'in bulunduğu, aracın kasa kısmında valiz ve çuvalların bulunduğunun görüldüğü, araçta yapılan aramada aracın kasa kısmında bulunan valiz içerisinde ve yatak, yorgan aralarına sarılmış vaziyette toplam 3.835 paket gümrük kaçağı sigaranın ele geçirildiği, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (991 doğumlu), ... (1986 doğumlu), ... hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18, 3/5-10,22, 4/2 maddelerine muhalefet suçundan cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açıldığı ve ana dosya ile birleştirildiği anlaşılmıştır.
Sanık ... ana dosya yönünden savunmalarında; suça konu sigaraların kendisine ait olup, satma amacının olmadığını, kardeşleri ile birlikte içmek için satın aldığını beyan etmiştir.
Sanık ... savunmasında; aracın kendisine ait olduğunu, olay günü evine aracı ile gelirken daha önceden tanımadığı 6 kişiyi gördüğünü, yanlarında çuval ve valizlerin olduğunu, el kaldırmaları üzerine aracına aldığını yolda gelirken polislerin durdurduğunu, sigaralar ile ilgisinin bulunmadığını savunmuştur.
Sanık ... savunmasında; sigaralardan haberinin olmadığını, araçta bulunan çuvallarda ve valizlerde ne olduğunu merak edip sormadığını söylemiştir.
Diğer sanıklar ..., ..., ... (1991 doğumlu), ... (1986 doğumlu) ve ...'in ortak savunmalarında; sigaraları içmek için aldıklarını, ticari amaçlarının bulunmadıklarını beyan ettikleri görülmüştür.
Kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakalarının dosya arasında bulunduğu anlaşılmıştır.
Ana dosyada 09.04.2015 tarihinde ticari miktarda kaçak eşyanın ele geçirilmiş olması ve tüm dosya kapsamına göre sanık ...'in eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1.5271 sayılı Kanun'un 116-119 ıncı maddelerinde arama kararının hangi hallerde ve ne şekilde alınacağı kanun koyucu tarafından açıkça düzenlenmiş olup, dava konusu kaçak eşya hakkında mahkemece verilmiş bir arama kararı olmaksızın 15.05.2015 tarihli olay tutanağına göre, kolluk görevlilerinin beraat eden sanık ...'ın şoförülüğünü yaptığı yanında diğer sanıkların bulunduğu aracın kasa kısmında valiz içerisinde ve yatak yorgan aralarına sarılmış vaziyette toplam 3.835 paket gümrük kaçağı sigaranın ele geçirildiği anlaşılmakta ise de; sanıkların suçu inkara yönelik savunması karşısında; sanıklar ve kaçak eşya konusunda mahkemece verilmiş bir arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama kararının bulunmadığı, buna göre yapılan aramanın usul ve kanuna aykırı olduğu ve ele geçen deliller de hukuka aykırı delil niteliğinde olup, Anayasa'nın 38 inci maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, aynı Kanun'un 217 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 230 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği, hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı gözetilerek sanıkların müsnet suçtan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
2.Sanık ... hakkında 09.04.2015 tarihli eylemi ile bir suç işleme kararının icrası kapsamında 15.05.2015 tarihli eylemi ile birlikte zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
3.Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle;
10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık ... lehine hükümler içermesi, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılması zorunluluğu bozmayı gerektirmiştir.
4.Hüküm fıkrasında sanıklar "..., ..., ..., ..., ... (1991 doğumlu) ve ... (1986 doğumlu)" soyadlarının "..." yerine "......" şeklinde yazılması suretiyle çelişki yaratılması hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
A. Beraat Hükmü ve Nakil Aracı Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanıklar ... ve ... müdafii, sanıklar ... (1991 doğumlu), ..., ... (1986 doğumlu) ve ...'in temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 19.03.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!