WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ

A- A A+

7. Ceza Dairesi         2023/16195 E.  ,  2024/4519 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/4328 E., 2021/4050 K.
SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Hükmolunan cezanın nevi ve miktarına göre, sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1 İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.02.2020 tarihli ve 2019/202 Esas, 2020/102 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 160 ıncı maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43 üncü maddesi, aynı Kanun'un 62 nci maddesi ve 53 üncü
maddesi uyarınca 5 yıl 15 ay hapis ve 5 gün karşılığı 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve 690.754,73 TL banka zararının ödettirilmesine karar verilmiştir.

2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 06.07.2021 tarihli ve 2020/4328 Esas, 2021/4050 Karar sayılı kararı ile zimmet bedeli üzerinden hesaplanan nispi harç ve vekalet ücretinin yalnızca mahkûmiyetine karar verilen sanık ...'dan tahsili yerine "sanıklardan" denilerek hüküm kurulması isabetsiz görülerek, hüküm fıkrasının nispi harç ve vekâlet ücretine ilişkin bölümlerinde geçen "sanıklardan" ibaresi hükümden çıkarılarak yerine "Sanık ...'dan" ibaresi eklenmek suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereği hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken lehine değerlendirilmesi gereken delillere rağmen soyut değerlendirme ve yetersiz gerekçe ile mahkûmiyet kararı verildiğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, banka zararının ödettirilmesine karar verilmesinin mükerrer ödemeye neden olacağına, katılan bankanın zararının ilgili kişilere rücu edip etmediğinin araştırılması ve sonucuna göre sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanması ile hükmün bozulması ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Tüm dosya kapsamına göre, katılan bankanın Kasımpaşa şubesinde servis görevlisi - operasyon asistanı olarak görev yapan sanığın işe geç geleceğini bildirmesi üzerine, işe ne zaman geleceğinin öğrenilmesi bakımından sanığın arandığı ancak kendisine ulaşılmasının mümkün olmadığı, bunun üzerine banka yetkilisi ... ve ilgili görevliler ile kasada yapılan kontrollerde 509.000,00 TL, 15.000,00 Euro ve 14.000,00 USD eksik olduğunun anlaşıldığı, akabinde banka yetkilileri tarafından Teftiş Kurulu Başkanlığına bilgi aktarıldığı, Teftiş Kurulu Başkanlığı yetkililerince bahsedilen miktarda paranın eksik olduğunun teyit edildiği ve soruşturmaya başlandığı anlaşılmıştır.

2.5411 sayılı Kanun'un 162 nci maddesinde düzenlenen muhakeme şartı, katılan banka vekili tarafından sunulan 24.09.2018 tarihli şikâyet dilekçesi ile yerine getirilmiştir.

3.Dosya kapsamında bulunan Halkbank Teftiş Kurulu Başkanlığının 31.10.2018 tarihli soruşturma raporu ve 11.12.2019 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre, sanığın; 20.08.2018 tarihinde 20.000,00 TL, 28.08.2018 tarihinde 40.000,00 TL, 29.08.2018 tarihinde 50.000,00 TL, 31.08.2018 tarihinde 170.798,54 TL, 11.09.2018 tarihinde 4.000,00 TL, 14.09.2018 tarihinde 210.000,00 TL, 17.09.2018 tarihinde 5.000,00 EUR ve 4.000,00 USD, 18.09.2018 tarihinde 10.000,00 TL, 10.000,00 EUR ve 10.000,00 USD olmak üzere toplam 504.798,54 TL, 15.000,00 EUR ve 14.000,00 USD zimmet eylemi gerçekleştirdiği tespit edilmiştir.

4.Yapılan işlemlerin detaylı incelenmesi neticesinde; sanığın, 20.08.2018 tarihinde 20.000,00 TL, 28.08.2018 tarihinde 40.000,00 TL, 29.08.2018 tarihinde 50.000,00 TL, 31.08.2018 tarihinde 170.000,00
TL olmak üzere toplam 280.000,00 TL'yi fiziken kasadan almak suretiyle zimmet eylemini gerçekleştirdiği, zimmet eylemlerini gizlemek adına 31.08.2018 tarihli işlem ile mudi ...'a ait 280.798,54 TL'lik vadeli hesabı fiktif şekilde kapattığı ve aradaki fark olan 798,54 TL'yi de zimmetine geçirdiği, 11.09.2018 tarihinde 4.000,00 TL, 14.09.2018 tarihinde 210.000,00 TL, 17.09.2018 tarihinde 5.000,00 EUR ve 4.000,00 USD, 18.09.2018 tarihinde 10.000,00 TL, 10.000,00 EUR ve 10.000,00 USD'yi fiziken kasadan almak suretiyle zimmet eylemini gerçekleştirdiği belirlenmiştir.

5.Yabancı para birimi üzerinden yapılan usulsüzlüklerin, TL para birimi cinsinden karşılığını bulmak için TCMB kur tutarı ile hesaplanması sonucunda, EUR ve USD para birimi cinsinden gerçekleştirilen zimmet eylemlerinin toplam 195.956,19 TL olduğu ve böylelikle toplam zimmet miktarının 700.754,73 TL olduğu anlaşılmıştır.

6.Sanıktan kolluk görevlileri tarafından yakalandığında üzerinde bulunan ve tutanakla muhafaza altına alınan 10.000,00 TL haricinde bir tahsilat sağlanamadığı, bu nedenle kalan banka zararının 690.754,73 TL olduğu tespit edilmiştir.

7.31.08.2018 tarihli işlem dekontu üzerinde mudiye atfen atılı bir adet imza bulunduğu, söz konusu imzanın sahte olduğu ve mudinin bankada mevcut imza kartonetlerinde bulunan örnek imzalarına göre hiçbir benzerliğinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

8.Sanığın zimmet eylemlerinin gerçekleştirildiği tarihlerde, servis görevlisi - operasyon asistanı olarak görev yaptığı ve zilyetliği üzerine devredilmiş şube ara kasa yetkilisi görev pozisyonunda olduğu bildirilmiştir.

9.Dosya kapsamında bulunan 11.12.2019 tarihli bilirkişi raporuna göre, sanığın eylemlerinin basit zimmet kapsamında kaldığı belirlenmiştir.

10.Sanık aşamalarda, üzerine atılı suçu ikrar etmiştir.

11.Yapılan yargılama sonucunda, İlk Derece Mahkemesince, sanığın 5411 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından suçun sübutu ve nitelendirmesinde bir isabetsizlik görülmemekle birlikte, zimmet bedeli üzerinden hesaplanan nispi harç ve vekâlet ücretinin yalnızca mahkûmiyetine karar verilen sanık ...'dan tahsili yerine "sanıklardan" denilerek hüküm kurulması nedeniyle, hüküm fıkrasının nispi harç ve vekâlet ücretine ilişkin bölümlerinde geçen "sanıklardan" ibaresi hükümden çıkarılarak yerine "Sanık ...'dan" ibaresi eklenmek suretiyle, hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1.Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin "18.09.2018'' yerine ''19.09.2018'' olarak yazılması mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası kabul edilmiştir.

2.Sanığın katılan banka şubesinde servis görevlisi - operasyon asistanı olarak görev yaptığı ve banka parası üzerinde denetim ve gözetim yükümlülüğünün bulunduğu, buna göre 5411 sayılı Kanun kapsamında düzenlenen zimmet suçunun faili olabileceği, katılan bankanın şikâyetinin bulunduğu ve 5411 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi kapsamında muhakeme şartının gerçekleştiği, toplam zimmet miktarı 700.754,73 TL olup, sanık yakalandığında 10.000,00 TL'nin üzerinde bulunduğu ve bu paranın mahsubu ile bankanın kalan zararının 690.754,73 TL olduğu, sanığın mudinin bilgisi ve rızası dışında vadeli hesabının kapatılmasına ilişkin işlem dekontu üzerinde atmış olduğu imzanın sahteliğinin ilk bakışta kolaylıkla anlaşılabildiği ve aldatma kabiliyetinin bulunmadığı, yine banka çalışanları tarafından fiziki ve kaydi kasa sayımları yapılarak mutabakatsızlık halinde sanığın yaptığı usulsüzlüklerin hemen tespit edilebilecek nitelikte olduğu, bu itibarla eylemin basit zimmet kapsamında kaldığı, sanığın usulsüz işlemlerle farklı zamanlarda her biri ayrı ayrı bankacılık zimmeti suçunu oluşturan eylemlerini katılan banka aleyhine aynı suç işleme kararı icrası kapsamında işlemesi nedeniyle, eylemlerinin zincirleme suç kapsamında değerlendirildiği ve böylece sanığın ikrar mahiyetindeki savunmaları ile dosya kapsamında yer alan delillerden üzerine atılı suçun sübut bulduğu anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde, hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 06.07.2021 tarihli ve 2020/4328 Esas, 2021/4050 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, 47.185,45 TL temyiz onama harcının sanıktan tahsiline,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

29.04.2024 tarihinde karar verildi.