7. Ceza Dairesi 2023/14803 E. , 2024/1691 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/719 D. İş
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
İNCELEME KONUSU
KARAR : İtirazın kabulü
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.04.2017 tarihli ve 2017/13266 Esas, 2017/64016 Soruşturma, 2017/10027 İddianame numaralı iddianamesiyle sanık hakkında kaçakçılık suçundan, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası yollaması ile aynı maddenin beşinci ve onuncu fıkraları uyarınca cezalandırılmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına, aynı Kanun'un 58 inci maddesi gereğince tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2018 tarihli ve 2017/266 Esas, 2018/370 Karar sayılı kararı ile sanığın kaçakçılık suçundan, 2 yıl 6 ... hapis ve 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına, kaçak eşyanın
müsaderesine, katılan Gümrük İdaresi lehine 2.180,00 TL vekalet ücretine karar verilmiştir.
Anılan kararın katılan Gümrük İdaresi vekili ve sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi'nin 30.04.2019 tarihli ve 2018/1460 Esas, 2019/620 Karar sayılı kararı ile sanığın adlî sicil kaydında tekerrüre esas ilâmı bulunduğu halde sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmaması nedeniyle hükme hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin fıkra eklenmek suretiyle, hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği ve böylece Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2018 tarihli ve 2017/266 Esas, 2018/370 Karar sayılı kararının kesinleştiği anlaşılmıştır.
7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5607 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikler nedeniyle dosyanın ilk derece mahkemesince uyarlama yargılaması için yeniden ele alındığı ve Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2021 tarihli ve 2020/480 Esas, 2021/634 Karar sayılı kararı ile, Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2018 tarihli ve 2017/266 Esas, 2018/370 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, sanığın kaçakçılık suçundan hapisten çevrili 6.000,00 TL ve doğrudan tayin olunan 20,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, müsadere, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hususunda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, bu hususlarda Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2018 tarihli ve 2017/266 Esas, 2018/370 Karar sayılı kararının aynen devamına karar verilmiştir.
Anılan karara karşı katılan Gümrük İdaresi vekili tarafından itirazda bulunulması üzerine Ankara 36. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.12.2021 tarihli ve 2021/719 Değişik İş sayılı kararıyla itirazın kabulü ile; Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.03.2018 tarihli ve 2017/266 Esas, 2018/370 Karar sayılı ilamında hükmedilen 2.180,00 TL vekalet ücretinin mahsubu ile uyarlama yargılamasına sanık sebebiyet vermediğinden bakiye 1.900,00 TL vekalet ücretinin Hazineden alınarak katılana verilmesi hususunun hükme eklenmesine karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 07.04.2022 tarihli ve 2022-3/7460-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/57863 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.06.2023 tarihli ve KYB - 2023/57863 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“1. 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, "Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir." hükmü gereğince, suç tarihinden önce hapis cezasına mahkûm edildiği anlaşılan ve mükerrir olan sanık hakkında tayin olunan 10 ... hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca aynı maddenin birinci fıkrasındaki seçenek yaptırımlardan birine çevrilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2. Benzer bir olayla ilgili Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 25.06.2019 tarihli ve 2019/1832 Esas 2019/3352
Karar sayılı ilamında yer alan, "İnfaza esas alınacak olan uyarlama kararı ile uyarlamaya konu kesinleşmiş hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacağından, uyarlama sonucu verilen kararda vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin de karara bağlanması gerektiğinin düşünülmemesi," şeklindeki açıklama dikkate alındığında, uyarlama kararı ile birlikte önceki hükmün geçerliliğini kaybedeceği nazara alınarak, uyarlama kararında ilk kararda hükmedilen miktarı geçmemek ve tahsilde tekerrür olmamak üzere yeniden vekâlet ücretine hükmedilmesinin gerekmesi karşısında mercii tarafından önceden hükmedilen vekalet ücretinin mahsup edilmek suretiyle ilk kararda hükmedilen miktardan daha fazla vekalet ücretine hükmedilerek yazılı şekilde karar verilmesinde,
3. Kabule göre de, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısmın ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, katılan lehine hükmedilecek vekâlet ücretinin sanıktan alınması gerekirken, yazılı şekilde hazineden tahsiline karar verilmesinde verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçelere dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasında ''Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre; ... çevrilebilir.'' şeklindeki düzenlemeye, aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise; Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.'' şeklindeki düzenlemeye yer verildiği, 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilebilmesi için gerekli koşulları ortaya koyduğu ve bu şartlar dahilinde hâkime takdir yetkisi tanıdığı, üçüncü fıkranın ise mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezaları yönünden daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla seçenek yaptırımlara çevirme zorunluluğunu düzenlediği, üçüncü fıkranın birinci fıkraya ek olarak kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilebilmesi için ek bir koşul ihdas etmediği, otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezaları yönüyle kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevirme zorunluluğunu düzenlediği, sonuç olarak 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinde kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilebilmesi için sanığın daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması koşulunu aramadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.01.2022 tarihli ve 2019/3-317 Esas ve 2022/9 Karar sayılı kararının da ''... tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında seçenek yaptırım öngörülen 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası kapsamında kalan kasten yaralama suçunda 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince hapis cezasının temel ceza olarak seçilmesinden sonra bu cezanın aynı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen adlî para cezası dışındaki seçenek yaptırımlara çevrilmesinde yasal bir engel bulunmadığı'' yönünde olduğu cihetle; (1) numaralı kanun yararına bozma isteminin yerinde olmadığı belirlenmiştir.
2. “Kanun Yararına Bozma” olağanüstü kanun yollarındandır. Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun
yararına bozma müessesesinin konusunu oluşturabilecek kanuna aykırılık halleri, olağan kanun yolu olan temyiz nedenlerine göre dar ve kısıtlı tutulduğunda kesin hükmün otoritesi korunmuş olur. Kanun yararına bozma yasa yolu; istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi sebebiyle dar kapsamlı olup her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu değildir. Bu olağanüstü kanun yolunun amacı, ülke sathında uygulama birliğini sağlamak ve farklı uygulamalar sebebiyle oluşabilecek kayıpların önlenmesi açısından kabul edilmiş bir olağanüstü kanun yolu olup, ikinci bir temyiz yolu değildir. 26.10.1932 tarihli ve 29/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve bu karar esas alınmak suretiyle verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairelerin süreklilik arz eden kararlarında da belirtildiği üzere, kabul edip etmemenin hâkim veya mahkemenin takdirine bağlı olduğu istekler hakkında verilen kararlar ile kanıtların değerlendirilmesine ve şahsi hakka ilişkin kararların kanun yararına bozma konusu olamayacağı; bu itibarla şahsi hak niteliğindeki vekalet ücretine ilişkin (2) ve (3) numaralı kanun yararına bozma istemlerinin yerinde olmadığı belirlenmiştir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünceler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, 21.02.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!