7. Ceza Dairesi 2023/13844 E. , 2024/4512 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/843 E., 2023/834 K.
SUÇ : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname'ye muhalefet
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri; beraat gerekçesinin tam olarak ortaya konulmadığına, dosyada yer alan delillere göre verilen beraat kararının hatalı olduğuna, suçun sabit olduğuna, ceza yargılamasına özgü re'sen araştırma ilkesinin yok sayıldığına, katılana ait 590 adet kazağın Türkiye'den çıkış yapmak üzere iken yakalandığına, sanığın tacir olduğuna, dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporları ile eylemin sabit olduğunun tespit edildiğine, dosya kapsamına göre işlendiği sabit olan suç nedeniyle sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi ya da ürünlerin sahibi/sahipleri tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulması gerektiğine ilişkindir.
2.Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri; kararın usul, yasa ve uluslararası anlaşmalara aykırı olduğuna, ürünlerin gümrük bölgesine yerleştirilmesi ve ticari amaç ile elde bulundurulması hallerinin sabit olduğuna, eylemin 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/A-1 maddesi uyarınca suç olduğuna, satış faaliyetinden kastın sadece tezgah üzerinde yapılan satışı kapsadığının kabul edilemeyeceğine, ürünlerin ticari alana sokulmasına dair tüm faaliyetleri de kapsadığına, yeni yasal düzenleme ile eski kanundaki boşluğun Kanun'un ruhuna göre doldurulmuş olunduğuna, dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporları uyarınca suçun sabit olduğuna, ürünler hakkında müsadere kararı da verildiğine, belirtilen hususlar uyarınca beraat kararı kaldırılarak sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
II. GEREKÇE
İpsala Gümrük Müdürlüğü görevlilerince, 15.09.2014 tarihinde Türkiye'den çıkış yapmak üzere gümrük sahasına gelen tır, şüphe üzerine X-Ray taramasına yönlendirilmiş, X-Ray taramasında şüpheli yoğunluklara rastlanılması üzerine yapılan detaylı arama neticesinde katılan firmalar adına tescilli markaları taşıyan toplam 740 adet tekstil ürünü ve 280 çift ayakkabı ele geçmiştir.
Dosya içerisinde yer alan bilirkişi raporları uyarınca, ürünlerin orjinal olmadıkları, katılanlar adına tescilli olan markaların iltibas oluşturacak şekilde kullanıldığı yönünde görüş bildirilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm sanık müdafii tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, ''...Suç tarihinde yürürlükte bulunan 556 sayılı KHK 61 maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiillerin tadadi olarak belirlendiği ve anılan maddenin "c bendinde markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak sureti ile markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak veya bir başka şekilde ticaret alanına çıkarmak veya bu amaçlar için gümrük bölgesine yerleştirmek, gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutmak veya ticari amaçla elde bulundurmak" şeklinde düzenleme yapıldığı ve 61/A-1 maddesinde ise "başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas sureti ile tecavüz ederek mal veya hizmet üreten, satışa arz eden veya satan kişi...cezalandırılır" şeklindeki hükümle eylemin unsurlarının belirlenerek cezai yaptırım getirildiği;
Somut olayda yukarıda bahsedildiği üzere ihracat amacıyla tescil işlemi yapılıp Türkiye'den çıkmak üzere iken gümrük idaresince yapılan kontrolde ele geçen ürünlerin marka taklidi oldukları raporlarla sabit olmakla birlikte ticari amaçla dahi olsa gümrük bölgesinde eşya bulundurmak eylemi 61/A maddesi kapsamında alınmadığı gibi, 61. maddeye atıf da yapılmadığı, 5237 sayılı TCK’nın 2. maddesinde “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz. İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz. Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.” şeklinde düzenlenen suç ve cezada kanunilik ilkesi gereğince sanığa atılı eylemin kanunda öngörülen suç tarifine uymadığı (Yargıtay 19. C.D 2016/1844 - 2018/1091 E-K Sayılı Karar), atılı suçun yasal unsurları itibarı ile oluşmadığı anlaşılmakla sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi...'' yönündeki gerekçe ile İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına ve sanığın müsnet suçtan beraatine karar verilmiştir.
Suç tarihinde yürürlükte bulunan 5833 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile değişik 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A-1. maddesinde, “Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal veya hizmet üreten, satışa arz eden veya satan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” şeklindeki düzenleme mevcut iken; hükümden önce 10.01.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) marka hakkına tecavüze ilişkin cezaî hükümler başlıklı 30/1. maddesinde “Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Buna göre 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/A-1. maddesinde yalnızca mal veya hizmet üretmek, satışa arz etmek veya satmak seçimlik hareketleri yaptırım altına alınmışken; 6769 sayılı Kanun'un 30. maddesinde mal üretmek veya hizmet sunmak, satışa arz etmek veya satmak, ithal ya da ihraç etmek, ticari amaçla satın almak, bulundurmak, nakletmek veya depolamak eylemleri seçimlik hareketlere eklenerek marka hakkına tecavüz suçlarının kapsamı genişletilmiştir.
Bununla birlikte 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/A-1. maddesinde düzenlenen ceza süresi yönünden, 6769 sayılı Kanun'da sanık lehine değişiklik yapılmamış, dolayısıyla 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesinin uygulanma imkânı olmamış ve bu nedenle marka hakkına tecavüz suçları yönünden suç tarihinde hangi yasal düzenleme yürürlükte ise sanık hakkında o yasal düzenlemenin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;15.09.2014 tarihinde Türkiye'den çıkış yapmak üzere gümrük sahasına gelen tırda, toplam 1020 adet katılan firmalar adına tescilli markaları taşıyan taklit eşyaların ele geçirildiği, katılan firmaların sanık hakkında yasal şikâyet süresi içerisinde şikâyetçi olmaları üzerine sanık hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
Sanığın eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/A-1. maddesinde yer alan seçimlik hareketlerin kapsamına girmediği anlaşılmış olup; 5237 sayılı Kanun'un 2. maddesinde;
“Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.
(2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz."şeklinde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereğince sanığa atılı eylemin kanunda öngörülen suç tarifine uymadığı değerlendirilmiş ve sanık hakkında verilen beraat hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, katılanlar vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda beraat hükmünde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Edirne 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!