7. Ceza Dairesi 2022/12718 E. , 2023/5732 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/372 E., 2021/846 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Hassa Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.09.2015 tarihli ve 2013/436 Esas, 2015/1068 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin on birinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve aynı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği 1 yıl 8 ... hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, ertelemeye ve denetim süresine, hak yoksunluğuna, suça konu
kaçak eşyanın 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi gereği müsaderesine, suçta kullanılan nakil aracının ise sahibine iadesine karar verilmiştir.
2.Mahkemenin söz konusu kararının sanık ile katılan ... İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.06.2020 tarihli, 7-2016/314599 sayılı kararı ile; "14.04.2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilip 15.04.2020 tarih ve 31100 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 61 ve 62. maddeleriyle değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunun 3 ve 5. Maddelerinde yapılan değişikliklerin, hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuş sanık lehine olduğu,
Aynı Kanunun 63. maddesinin "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte bu Kanun kapsamına giren suçlardan dolayı kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalardan, 3 üncü ve 5 inci maddede bu maddeye ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalar hakkında bozma kararı verilir.
Yargıtay Cumhuriyet başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir." şeklindeki ikinci fıkrası uyarınca; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arşivinde mevcut Hassa Asliye Ceza Mahkemesinin 29.09.2015 tarih, 2013/436 esas, 2015/1068 karar sayılı dosyasının mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
..." şeklindeki gerekçe ile dava dosyasının mahalline gönderilmesine karar verilmiştir.
3.Hassa Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.10.2021 tarihli ve 2020/372 Esas, 2021/846 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrasının son cümlesi yollamasıyla, anılan Kanun'un üçüncü maddesinin beşinci, onuncu ve yirmiikinci fıkraları ile 5237 sayılı Kanun' un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve aynı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 51 nci maddesinin birinci, üçüncü, yedinci ve sekizinci fıkraları gereği 10 ... hapis ve 20,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, ertelemeye ve denetim süresine, suça konu kaçak eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereği müsaderesine, suçta kullanılan nakil aracının sahibine iadesine karar verilmiştir.
4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 11.11.2022 tarihli ve 2022/55721 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; suçta kullanılan nakil aracının iadesine karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.29.10.2013 tarihinde, önleme arama kararına istinaden sanığın sürücüsü olduğu, malen sorumlu adına kayıtlı kapalı kasa kamyonet araçta yapılan aramada, araçtaki on dört adet bidon içindeki toplam 910 litre kaçak motorin ele geçirilmiştir.
2.Sanık bozma öncesinde savunmasında suça konu motorini tarlasında traktöründe kullanacağını, ticari amacının bulunmadığını beyan etmiş, bozma sonrası alınan savunmasında ise, önceki beyanlarını tekrar
ettiğini, suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarını ödeyeceğini belirtmiş, ancak ödemediği anlaşılmıştır.
3.Malen sorumlu bozma öncesinde, suçta kullanılan nakil aracının oto galeriye sattığını, sanığı tanımadığını, tedbir şerhinin kaldırılmasını istediğini belirtmiştir.
4.Suçta kullanılan nakil aracının piyasa değerini bildiren bilirkişi raporunun dava dosyasında mevcut olduğu görülmüştür.
5.Suça konu motorinin gümrük kaçağı olduğuna dair analiz raporu dava dosyasında mevcuttur.
6.Kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dava dosyasında bulunmaktadır.
IV. GEREKÇE
Sanık savunması, malen sorumlunun beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, nakilde kullanılan vasıtasının kayıt malikinin üçüncü kişi durumunda bulunması ve kaçak eşyanın değeri ile müsaderesine karar verilen nakil vasıtasının değeri göz önüne alındığında, müsaderesinin 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında hakkaniyete de aykırı olacağı gözetilerek, nakil aracının hak sahinine iadesi ve şerhin kaldırılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
V. KARAR
Katılan ... İdaresi vekilinin temyizinin temyiz dilekçesinin sonuç ve talep kısmına göre araç müsaderesiyle sınırlı olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Hassa Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.10.2021 tarihli ve 2020/372 Esas, 2021/846 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle nakil aracına ilişkin hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.06.2023 tarihinde karar verildi.
K A R Ş I O Y
Sanık ... hakkında Hassa Asliye Ceza Mahkemesinin 07.10.2021 tarih ve 2020/372 E, 2021/846 K. sayısıyla 5607 Sayılı Kanuna muhalefet suçundan neticeten 10 ... hapis ve 20 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, ertelemeye, denetim süresine, suça konu eşyanın 5607 sayılı Kanunun 13. maddesi 1. fıkrası delaleti ile 5237 sayılı kanunun 54. maddesinin 4. fıkrası gereğince müsaderesine, suçta kullanılan nakil aracının sahibine iadesine dair verilen karar katılan ... İdaresi vekilinin temyiz üzerine Daire çoğunluğunca temyizin araç müsaderesine yönelik olduğu ve bu nedenle müsadere kararının yerinde görülerek onanmasına karar verilmiş ise de, katılan idare vekilinin temyiz dilekçesinin hükmün tamamını kapsadığından bozulması düşüncesiyle çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.
Karşı oyumuza gerekçe oluşturması yönünden 1412 sayılı CMUK ve 5271 sayılı CMK'daki temyiz kanun yolundaki temyiz sebepleri temyiz dilekçesinin kapsamı ve temyiz incelemesi hususlarının irdelenmesi gerekmektedir.
Ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 1996/4-86 E. 1996/91 K.; 2020/13-336 E., 404 K.; 2020/7-404 E., 2021/331 K... vb. sayılı ilamlarında açıklandığı üzere;
1412 sayılı CMUK’nın “Temyiz sebebi” başlığını taşıyan 307. maddesi;
“Temyiz ancak hükmün kanuna muhalif olması sebebine müstenit olur. Hukuki bir kaidenin tatbik edilmemesi yahut yanlış tatbik edilmesi kanuna muhalefettir.”,
5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinde ise temyiz nedenleri;
“1- Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır.
2-Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” şeklinde
belirtilmiştir.
Mülga CMUK’da temyiz sebebi “kanuna aykırılık” olarak belirlenirken, 5271 sayılı CMK’da “hukuka aykırılık” olarak belirlenmiştir. Ancak her iki Kanun’a bakıldığında bu iki farklı kavramın aynı şekilde anlaşılmasının istendiği sonucuna varılmaktadır. Zira her iki Kanun'un ilgili hükümlerinde bu kavramlar, “bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması” şeklinde tanımlanmış olup öğretide de geçmişten bu yana kanuna aykırılık kavramı geniş yorumlanmış ve bu ifadenin yazılı hukukla sınırlı anlaşılmaması gerektiği, bu nedenle yazılı hukuka ek olarak; içtihada aykırılık, tecrübe ve mantık kurallarına aykırılık, öğretiye aykırılık, maruf ve meşhur olan şahsi bilgilerdeki hataların da kanuna aykırılık kapsamında denetlenebileceği, ayrıca uluslararası hukuka ve evrensel hukuki değerlere aykırılığın da temyiz nedeni olarak ileri sürülebileceği ifade edilmiştir.
1412 sayılı CMUK’nın “Temyiz istidası ve ihtiva edeceği noktalar” başlığını taşıyan 313. maddesi;
“Temyiz eden taraf hükmün hangi cihetine itiraz ve neden dolayı bozulmasını talep etmekte olduğunu temyiz istidasında veya beyanında veyahut layihasında gösterir.
Temyiz için istinad edilen sebeplerde muhakeme usulüne müteallik hukuki bir kaideye mi yoksa kanuni diğer hükümlere mi, muhalefet etmiş olmasından dolayı itiraz olunduğu gösterilir. Birinci hâlde kanuna muhalif olan vak’alar izah olunur.”,
5271 sayılı CMK’nın “Temyiz başvurusunun içeriği” başlığını taşıyan 294. maddesi;
“1- Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.
2- Temyiz sebebi, ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.”,
"Temyiz gerekçesi" başlıklı 295. maddesinin 1. fıkrası ise;
"Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir. Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça belirtir."
Şeklinde düzenlenmiştir.
Konuyu biraz daha açmak gerektiğinde ise,
Olağan kanun yollarından olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için, bir temyiz davası açılmış olmalıdır. Temyiz davasının açılabilmesi için de, 1412 sayılı CMUK’nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesinin 1. fıkrası uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 310. maddesine göre iki koşulun varlığı gereklidir.
Bunlardan ilki süre koşuludur. CMUK’nun 310. maddesinde, genel kural olarak tarafların temyiz isteğinde bulunabilecekleri süreyi hükmün tefhiminden, tefhim edilmemişse, tebliğinden başlamak üzere bir hafta olarak belirlemiştir.
Temyiz davasının açılabilmesi için gerekli olan ve uyuşmazlık konusunu da ilgilendiren ikinci koşul ise istek koşuludur. Yargılama hukukunun temel prensiplerinden olan 'Davasız yargılama olmaz' ilkesinin doğal sonucu olarak temyiz davası kendiliğinden açılamayacağından, bu konuda hak ve yetkisi olan kişilerce bir istekte bulunulması zorunlu olup, süre ve istek koşullarına uygun temyiz davasının açılmamış olması hâlinde hükmün Yargıtayca incelenmesi mümkün değildir.
Ancak bu kuralın istisnasına gereksinim duyan kanun koyucu, CMUK’nun 305. maddesinin 1. fıkrasındaki düzenleme ile on beş yıl ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezalara ilişkin mahkûmiyetlerde istek koşulundan sanık lehine vazgeçerek, temyiz incelemesinin kendiliğinden (resen) yapılmasını kabul etmiştir.
Öte yandan, 1412 sayılı CMUK’nun 320. maddesinde,
'Yargıtay temyiz dilekçe ve layihasında irat olunan hususlar ile temyiz talebi usule ait noksanlardan dolayı olmuş ise temyiz dilekçesinde bu cihete dair beyan edilecek vakıalar hakkında tetkikler yapabileceği gibi hükme tesiri olacak derecede kanuna muhalefet edilmiş olduğunu görürse talepte mevcut olmasa dahi bu hususu tetkik eder.
313 ncü maddesinin ikinci fıkrasında gösterilen müstenidattan başka temyiz müddeasını tayin için yeniden müstenidat göstermeye lüzum yoktur.
Bununla beraber böyle müstenidat gösterilmişse kabul olunur' hükmü yer almaktadır.
Bu maddenin gerekçesinde de, 'Temyiz Mahkemesi Kanunun ... tatbik edilip edilmediğini araştırmakla mükellef olduğundan velevki layihai temyiz de dermeyan edilmemiş olsa bile kanunun herhangi bir suretle ihlal edildiğini gördüğü takdirde hükmü nakzedebilir...Hukuk Usulü
Muhakemelerinin terviç ettiği dairede mahkemei temyizin kendisine sevk olunan işlerde resen tetkikatını teşmil ederek layihada serdedilmemiş olan ve fakat muhalifi kanun görülen esbaptan dolayı da hükümlerin nakzolunabilmesi kabul edilmiştir.' denilmektedir.
Buna göre, usulüne uygun şekilde temyiz davası açıldıktan sonra Yargıtay gösterilen temyiz sebepleri ile bağlı olmayıp, temyiz dilekçesinde ileri sürülsün veya sürülmesin son karara etkili olan tüm yasaya aykırılıkları kendiliğinden inceleyip hükmü bozabilir.
1412 sayılı CMUK'un kanuna muhalefet halleri başlığını taşıyan 308. maddesi anlamında (CMK'da karşılığı 289. madde) Mutlak temyiz nedenleri, sanığa hak tanıyan kurallar olmalarının yanı sıra aynı zamanda adil bir yargılamanın yapılabilmesi için öngörülmüş, kamusal menfaatleri gözeten kurallardır. Bu hâllerin varlığı durumunda hükmün bundan mutlak olarak etkilendiği kabul edilmiştir. Kanun bu noktada hukuka aykırılığa ilişkin nedensellik bağını kendisi kurduğundan hâkime takdir yetkisi bırakmamıştır (Nur Centel, Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, 13. Baskı, İstanbul, 2016, s; 834 vd.).
Mutlak hukuka aykırılık hâlleri, 1412 sayılı CMUK’nın 308. maddesinde, 5271 sayılı CMK’da ise 289. maddede sayılmış olup her iki hüküm karşılaştırıldığında ilk dikkat çeken husus hükümlerin başlıklarının farklı olmasıdır. Belirtmek gerekir ki, iki hükmün başlığının farklı olması içerikte bir değişikliğe yol açmamaktadır. 1412 sayılı CMUK’da seçilen terim “kanuna muhalefet hâlleri” iken, 5271 sayılı CMK’da “hukuka kesin aykırılık hâlleri” ibaresidir. 5271 sayılı CMK’nın hukuka kesin aykırılık hâlleri olarak adlandırdığı nedenleri ifade etmek için öğretide geçmişten bu yana “mutlak temyiz nedenleri” terimi de kullanılmaktadır. Temyiz nedenleri bağlamında iki Kanun arasındaki en önemli fark ise 5271 sayılı CMK’nın 289. maddesinin (i) bendine eklenen hükümle “hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanmasının” bir mutlak hukuka aykırılık hâli olarak kabul edilmesidir.
Bilindiği üzere, Anayasa'nın 141, 5271 sayılı CMK'nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Hükmün gerekçesinde ise 5271 sayılı CMK'nın 230. maddesi uyarınca suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirmesinin yapılması, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan veya reddedilen delillerin belirlenmesi ile mantıksal ve hukuksal bütünlük sağlanarak herkesi tatmin edecek ve anlaşılır kararın, bu hâli ile Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde gerekçeli olması gerekmektedir. Beraat hükmünün gerekçesinde de ayrıca 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hâllerden hangisine dayanıldığı gösterilmelidir. 5271 sayılı CMK'nın 89. maddesinin (g) bendinde hükmün, aynı Kanun'un 230. maddesi gereğince gerekçe içermemesi muhakeme hukukuna ilişkin bir hukuka aykırılık hâli olarak düzenlenmiş olmakla birlikte bu denetimin gerçek manada yapılabilmesi için Yargıtayın, gerekçede yazılı olan hususlar ile maddi soruna ilişkin tespitlerin uyumlu olup olmadıkları yönünden inceleme yapması gerektiği gözden uzak tutulmamalıdır. Doktrinde de ifade edildiği üzere, Yargıtayın gerekçeyi denetlemesi, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek olay hakkında hüküm kurması, kanıya ulaşması, vakalarla ilgili saptamalarda bulunması anlamına gelmez (Centel, Zafer, s; 841).
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde Sanık ... hakkında sürücüsü bulunduğu kamyonet araç kasasında bidonlar içerisinde toplam 910 litre kaçak motorin ele
geçirilmesi olayı nedeniyle açılan kamu davasının yapılan yargılamaları sonucunda Hassa Asliye Ceza Mahkemesinin 07.10.2021 tarih ve 2020/372 E, 2021/846 K. sayısıyla adı geçen sanık hakkında 5607 sayılı Kanuna Muhalefet suçundan aynı Kanunun 3. maddesinin 11. fıkrası son cümle, aynı Kanununun 3. maddesinin 5, 10. ve 22. fıkraları ile 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesi ve aynı Kanunun 52. maddesinin 2. fıkrası uygulamaları sonucunda 10 ... hapis ve 20 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, ertelemeye, denetim süresine, suça konu eşyanın 5607 sayılı kanunun 13. maddesi 1. fıkrası delaleti ile 5237 sayılı Kanunun 54. maddesinin 4. fıkrası gereğince müsaderesine suçta kullanılan nakil aracının sahibine iadesine dair verilen karar katılan ... İdaresi vekilinin süresinde verdiği temyiz dilekçesinde mahkeme kararının tamamını göstermesi, ayrıca temyiz nedenleri başlığı altında sanığın adli sicil kaydı ve yargılama süresinde pişmanlık göstermediği halde tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede kanaat oluşması halinin TCK 51. maddesi hapis cezasının ertelenmesinin hapis cezasının dosya kapsamına uygun düşmediği yönünden ertelenmesinin dosya kapsamına uygun düşmeyeceğinin yasa metni ve açıklamasına yer vermesi; ikinci olarak da 5607 sayılı Kanunun 13. maddesi gereğince nakil aracının müsaderesi gerektiği yönünün belirtilmesi, fakat sonuç ve istem konusunda "Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz talebimizin kabulü ile, Hassa Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/372 E., 2021/846 K. sayılı kararının araç müsaderesine yer verilmeyen hüküm yönünden karar verilmesi arz ve talep ederim." demesinin Daire çoğunluğunun temyizin sadece araç müsaderesine yönelik olduğu hususunun yerinde değildir. Çünkü; yukarıda açıklandığı üzere katılan idare vekilinin temyiz nedenleri içerisinde tecil uygulaması, araç müsaderesi ve tamamına yönelik olduğu görülmektedir. Aksi takdirde Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer alan mahkemeye erişim hakkının engeli durum söz konusu olacaktır. Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bir çok kararında bu husus işaret edilmiştir.
Kısaca katılan vekilinin temyizinin mahkeme kararın bütününe yönelik olduğu kabulü ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesinde de belirtildiği üzere dosyanın öncelikle 15.04.2020 tarih ve 2020/31100 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 722 sayılı Kanun'un 61 ve 62. maddeleri ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 5/2 maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerine indirim oranının sanığa yanlış bildirildiği (1/2 oranında indirim yapılması hususu gerekirken 1/3 oranında indirim oranının bildirilmesi) ve bu haliyle sanığın yanıltıldığı gerekçeleriyle dosyaların esas yönüyle bozulması düşüncesiyle çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir. 12.06.2023
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!