WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 17 Temmuz 2026

YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ

A- A A+

7. Ceza Dairesi         2022/12702 E.  ,  2024/1318 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/65 E., 2020/424 K.
SUÇ : 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin öğrenme üzerine süresinde kabul edildiği, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; izin aşımı süresinde kız kardeşinin ailevi sorunlarını halletmeye çalıştığına, askerliğe elverişli olmadığına dair rapor aldığına ve askerlik görevine başladığında psikolojisinin bozuk olduğuna ilişkindir.

II. GEREKÇE
Sanığın, 08.08.2014 tarihinde, iki günü yol süresi olmak üzere toplam yedi gün izne gönderildiği, 14.08.2014 tarihinde Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 18.10.2014 tarihinde kendiliğinden Birliğine katıldığı, böylece 15.08.2014 - 18.10.2014 tarihleri arasında iznini geçirdiği anlaşılmıştır.

Sanık hakkında izin tecavüzü suçundan 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-b maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmalarında özetle; kız kardeşinin ailevi sorunlarını çözmek için zamanında dönemediğini ve askerliğe elverişli olmadığına dair rapor aldığını beyan etmiştir.

Kovuşturma aşamasında psikiyatri uzmanı hekim tarafından düzenlenen 15.12.2014 tarihli bilirkişi raporunda; sanığın askerliğe elverişli olduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 32 nci maddesinden faydalanamayacağı ve cezai ehliyetinin tam olduğu bildirilmiştir.

GATA Haydarpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 29.04.2015 tarihli ve 4876 sayılı raporunda uyum bozukluğu tanısıyla sanığın askerliğe elverişli olmadığı tespit edilmiştir.

Sanığın toplam 7 gün izne gönderilmesi için düzenlenen er-erbaş izin belgesi, vaka kanaat raporu, olay tespit tutanağı ve sanığın kendiliğinden Birliğine katılış yaptığına dair tutanak dosya kapsamında mevcuttur.

Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanması için ihbarda bulunan İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2019 tarihli ve 2019/317 Esas, 2019/435 Karar sayılı kararı ve kesinleşme şerhi dosya kapsamında mevcuttur.

Tetkik edilen tüm dosya kapsamına ve TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği hükümlerine göre; uyum bozukluğu tanısının konulduğu tarihten itibaren şahsın askerliğe elverişsiz olduğunun kabul edildiği, dolayısıyla sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişli olduğunun açık olduğu, (Kapatılan) Askerî Yargıtay bozma ilâmında da belirtildiği üzere sanığın ailevi sorunlarını çözmeye çalışmasının, suç süresi dikkate alındığında askerlik hizmetine üstün tutulabilecek nitelikte olmadığı, savunmalarının TSK İç Hizmet Yönetmeliği 57 ve 58 nci maddelerinde sayılan mazeret kapsamı niteliğinde değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla; atılı suça konu eyleminin Mahkemece sabit görülerek sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

13.02.2024 tarihinde karar verildi.