WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ

A- A A+

7. Ceza Dairesi         2022/10369 E.  ,  2024/3524 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2020/7037 Değişik iş
TALEPTE BULUNANLAR : ..., Panelsan Giyim
Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ...
İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Zeytinburnu Haber Gazetesi, Zeytinburnu TV, www.zeytinburnuhaber.org isimli internet sitesi ile Facebook ve Youtube isimli sosyal medya kanallarında yer alan “30 yıllık Mensar Kale iflas etti, 150 çalışan sokağa atıldı, Kale Tekstilin 150 çalışanı ne 3 aydır maaşlarını ne de özlük haklarını alabiliyor.” başlıklı yazı ve haber içerikleri sebebiyle ilgilileri ..., ... ve ... vekilinin erişimin engellenmesi ve cevap ve düzeltme taleplerinin reddine dair Bakırköy 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 09.11.2020 tarihli ve 2020/5226 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın Bakırköy 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 21.11.2020 tarihli ve 2020/7037 değişik iş sayılı kararıyla reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 05.08.2022 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.10.2022 tarihli ve KYB-2022/112037 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.10.2022 tarihli ve KYB-2022/112037 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “...Dosya kapsamına göre,
1-6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un "düzeltme ve cevap hakkı" başlıklı 18. maddesinde yer alan, "(1) Gerçek ve tüzel kişiler, kendileri hakkında şeref ve haysiyetlerini ihlâl edici veya gerçeğe aykırı yayın yapılması hâlinde, yayın tarihinden itibaren altmış gün içinde, üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmamak ve suç unsuru içermemek kaydıyla, düzeltme ve cevap yazısını ilgili medya hizmet sağlayıcıya gönderir. Medya hizmet sağlayıcılar, hiçbir düzeltme ve ekleme yapmaksızın, yazıyı aldığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde, cevap ve düzeltmeye konu yayının yapıldığı saatte ve programda, izleyiciler tarafından kolaylıkla takip edilebilecek ve açıkça anlaşılabilecek biçimde düzeltme ve cevabı yayınlar. Düzeltme ve cevap hakkı doğuran programın yayından kaldırıldığı veya yayınına ara verildiği durumlarda, düzeltme ve cevap hakkı, yedi günlük süre içinde anılan programın yayın saatinde kullandırılır. Düzeltme ve cevapta, buna neden olan yayın belirtilir. (2) Düzeltme ve cevabın birinci fıkrada belirtilen süre içinde yayınlanmaması hâlinde bu sürenin bitiminden; birinci fıkra hükümlerine aykırı şekilde yayınlanması hâlinde düzeltme ve cevabın yayınlandığı tarihten itibaren on gün içinde ilgili kişi, mahkemeden cevap ve düzeltmenin birinci fıkra hükümlerine uygun olarak yayınlanmasına karar verilmesini isteyebilir. Yetkili ve görevli mahkeme; başvuru sahibinin ikamet ettiği yerdeki sulh ceza mahkemesi, başvuru sahibinin yurt dışında ikamet etmesi hâlinde Ankara Sulh Ceza Mahkemesidir. (3) Sulh ceza hâkimi, istemi üç gün içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar. Bu karara karşı tebliğden itibaren yedi gün içinde yetkili asliye ceza mahkemesine itiraz edilebilir. Asliye ceza mahkemesi itirazı üç iş günü içinde inceleyerek kesin karara bağlar... (7) İlgili kişi birinci fıkrada belirtilen cevap ve düzeltme hakkını, aynı süreler içinde doğrudan sulh ceza mahkemesinden isteyebilir." şeklindeki,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "İtiraz usulü ve inceleme mercileri" başlıklı 268. maddesinde yer alan, "(1) Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263 üncü madde hükmü saklıdır..." şeklindeki,
5271 sayılı Kanun'un "Karar" başlıklı 271. maddesinde yer alan, "(1) Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet Savcısı ve sonra müdafii veya vekil dinlenir. (2) İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir..." şeklindeki,
5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik "Sulh ceza hâkimliği" başlıklı 10. maddesinde yer alan, "Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli kararları almak, işleri yapmak ve bunlara karşı yapılan itirazları incelemek amacıyla sulh ceza hâkimliği kurulmuştur..." şeklindeki,
5235 sayılı Kanunun 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik "Asliye ceza mahkemesinin görevi" başlıklı 11. maddesinde yer alan, "Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır." şeklindeki düzenlemeler birlikte nazara alındığında,

Somut olayda, Sulh Ceza Hakimliğini bir işe veya itiraza bakmakla yetkili kılan usul hükümlerinde, 6112 sayılı Kanun'un 18/3. maddesinde yazılı ve halen yürürlükte olan "düzeltme ve cevap kararı" ve buna dair "itiraz" usulüne ilişkin bir değişiklik öngörülmediği, keza Kanun'un ilgili maddesinin özel bir yetki ve başvuru usulünü öngörmekte olup halen yürürlükte olduğu, bu itibarla, başvuranın taleplerinin bir kısmının radyo ve televizyon yayınları nedeniyle tekzip ve cevap talebine ilişkin olduğu ve başvurusu Sulh Ceza Hakimliği tarafından reddedilen ilgilisi tarafından yapılan itirazın 6112 sayılı Kanun'un 18/3. maddesinde yer alan özel usul hükümlerine göre Asliye Ceza Mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde görevsiz mahkemece karar verilmesinde,
2- Kabule göre de,
Tekzip talep edenler vekilinin anılan haber ve yazı içerikleri nedeniyle erişimin engellenmesi ile cevap ve düzeltme talebinde bulunması üzerine, talebin reddine ilişkin Bakırköy 1. Sulh Ceza Hakimliğince 09/11/2020 tarihli ve 2020/5226 değişik iş sayılı iki adet karar verildiği,
İlk kararda, somut olayda dilekçe ekinde sadece ihtarname bulunması, habere ilişkin hiç bir görüntü, bilgi, fotoğraf ve CD'nin yer almaması nedeniyle talebin reddine karar verildiği,
Yine aynı tarih ve sayılı ikinci kararda ise, "Dosya içeresinde bulunan bilgi ve belgelerden talepte bulunanın muhatabın TV kanalına ait olduğunu beyan ettiği [email protected] adresine mail yolu ile tekzip talepli ihtarname gönderildiğini beyan etmesine rağmen bu mailin muhataba ulaştığı, usulüne uygun tebliğ edildiği, mailin muhatap tarafından okundğuna dair bir bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmıştır. Yasanın aradığı bu bilgiler yine yasanın aradığı sürelerin hesaplanması açısından önem arz etmekte olup aksi durumda yasanın öngördüğü süre şartının gerçekleşip gerçekleşmediği Hakimliğimiz tarafından tespit edilememektedir." şeklindeki gerekçe ile talebin reddine karar verildiği nazara alındığında,
A- 6518 sayılı Kanun'un 93. maddesi ile değişik 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinde yer alan "(1) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşlar, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması hâlinde yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebileceği gibi doğrudan sulh ceza hâkimine başvurarak içeriğin çıkarılmasını ve/veya erişimin engellenmesini de isteyebilir." şeklindeki hüküm gereğince, internet üzerinden yapılan kişilik haklarını ihlal edici yayınlara karşı cevap ve düzeltme talebinde bulunulamayacağı ancak, içerik sağlayıcısından ya da yer sağlayıcısından söz konusu içeriğin yayından çıkarılmasının istenebileceği gibi, doğrudan Sulh Ceza Hakimliğinden "içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi" talebinde bulunulabileceğinin anlaşılması karşısında, adı geçen internet sitelerinde yayınlanan yazı ve haberlere karşı ilgilileri Kaleteks Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti, Panelsan Giyim San. ve Tic. Ltd. Şti ve ... vekili tarafından içeriğin çıkarılması ve erişimin engellenmesi talebinde bulunulmasını müteakip, mahkemesince içeriğin çıkarılması ve erişimin engellenmesi hususunun hiç değerlendirilmeyip sadece cevap ve düzeltme talebine ilişkin karar verildiği gözetilmeden,
B- Her ne kadar tekzip talebine konu edilen habere ilişkin hiç bir görüntü, bilgi, fotoğraf ve CD'nin Mahkemeye ibraz edilmediğinden bahisle talebin reddine karar verilmiş ise de,
Yargıtay 19.Ceza Dairesinin 05/07/2018 tarihli ve 2018/3240 esas, 2018/8229 tarihli ve 2007/17012 esas, 2011/2329 karar sayılı ilamında yer alan, "... 5187 sayılı Basın Kanununun "düzeltme ve cevap" başlıklı 14. maddesinde; "...Süreli yayınlarda kişilerin şeref ve haysiyetini ihlâl edici veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım yapılması halinde, bundan zarar gören kişinin yayım tarihinden itibaren iki ay içinde
göndereceği suç unsuru içermeyen, üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmayan
düzeltme ve cevap yazısını; sorumlu müdür hiçbir düzeltme ve ekleme yapmaksızın, günlük süreli yayınlarda

yazıyı aldığı tarihten itibaren en geç üç gün içinde, diğer süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren üç günden sonraki ilk nüshada, ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda, aynı puntolarla ve aynı şekilde yayımlamak zorundadır...." ve "...Düzeltme ve cevabın birinci fıkrada belirlenen süreler içinde yayımlanmaması halinde yayım için tanınan sürenin bitiminden itibaren, birinci fıkra hükümlerine aykırı şekilde yayımlanması halinde ise yayım tarihinden itibaren onbeş gün içinde cevap ve düzeltme talep eden kişi, bulunduğu yer sulh ceza hâkiminden yayımın yapılmasına veya bu Kanun hükümlerine uygun olarak yapılmasına karar verilmesini isteyebilir. Sulh ceza hâkimi bu istemi üç gün içerisinde, duruşma yapmaksızın, karara bağlar..." hükümlerinde, zarar gören kişinin, başvuru sırasında ihtarnamesindeki tekzibin, günlük süreli yayında yayınlanmadığını ispatlamak için 3 günlük gazete nüshalarını mahkemeye sunması gibi bir şart aranmamıştır.
Keza Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 08/03/2011 tarihli, 2007/17012 E.-2011/2329 K. sayılı kararında ve Dairemizin 24.05.2018 tarihli, 2018/2526 E. - 2018/6275 K. belirtildiği üzere; "...Cevap yazısının hiç yayımlanmadığı savıyla tekzip istenmesi üzerine "üç günlük gazete nüshasının eklenmediği" gerekçesiyle verilen red kararı; tekzip isteyenin böyle bir yasal zorunluluğu bulunmaması nedeniyle yasaya aykırı olduğu gibi..." şeklinde ifade edilerek böyle bir zorunluluğun olmadığını belirtmektedir.
Kanun yararına bozmaya konu dosyada; başvuranın düzeltme ve cevap metni yayımlanması için Sulh Ceza Hakimliğine usulüne uygun biçimde başvurduğu, ancak mahkemece gerek asıl haberin yer aldığı nüshaların gerekse tebliğden itibaren süreli yayınlarda üç günlük gazete nüshalarının dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle başvurunun reddine karar verildiği, itiraz üzerine karar veren merciin ise gerekli araştırmayı yapmak, başvurana süre vermek veya Cumhuriyet Başsavcılığından ilgili gazete nüshalarını istemek ve başvurunun esası hakkında bir karar vermek yerine, kararda usul ve yasaya aykırılık görülmediğinden itirazın reddine karar verdiği anlaşılmakla, ...değişik iş sayılı kararının CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA," şeklindeki açıklamalar karşısında, bahse konu haber ve yazı içeriklerinin temini hususunda tekzip talebinde bulunan tarafa süre verilebileceği gibi, mahkemece de bu eksikliğin giderilebileceği ve sonucunda esas hakkında bir karar verilebileceği gözetilmeden,
C- Cevap ve düzeltme talep edenler vekilinin tekzip talebinde bulunması üzerine, Bakırköy 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 09/11/2020 tarihli ve 2020/5226 değişik iş sayılı ilk kararı ile dosyadan el çektiği cihetle, dosyayı yeniden ele alarak karar verilemeyeceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir.” yönündeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (2-A), (2-B) ve (2-C) numaralı nedenler yönünden yapılan incelemede;
Hâkimlikçe, taleplerden bir kısmını oluşturan, içeriğin çıkartılması ve erişimin engellenmesi hususlarında herhangi bir karar verilmemiş olunması durumunda, bu hususta her zaman karar verilebilmesinin olanaklı olduğu gibi olmayan bir kararın kanun yararına bozulmasının hukuken mümkün olmadığı anlaşıldığından, ihbarname içeriğindeki hususlardan (2-A) numaralı neden yerinde görülmemiştir.

İhbarnamede; Bakırköy 1. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 09.11.2020 tarih, 2020/5226 değişik iş sayılı dosyası kapsamında verilen ilk karar olarak ifade edilen kararın, fizikî evrak olarak dosya içerisinde olduğu görülmekte ise de; UYAP kayıtlarında sadece ihbarnamede ikinci karar olarak ifade edilen kararın bulunduğu, 5271 sayılı Kanun'un 38/A maddesi uyarınca, UYAP kayıtlarında yer alan belgenin geçerli kabul

edilmesi gerekeceği, bu hali ile ihbarnamede ilk karar olarak ifade edilen kararda yer alan gerekçenin varlığından söz edilemeyeceği gibi aynı olay nedeniyle dosyadan el çekilmesinden sonra verilmiş olan başka bir karardan da söz edilemeyeceği anlaşıldığından ihbarname içeriğindeki hususlardan (2-B) ve (2-C) numaralı nedenler yerinde görülmemiştir.

B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (1) numaralı neden yönünden yapılan incelemede;
Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesindeki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (2-A), (2-B) ve (2-C) numaralı nedenler yönünden yapılan incelemede;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (1) numaralı neden yönünden yapılan incelemede;
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriklerindeki hususlar yerinde görüldüğünden talebin KABULÜNE,

2.Bakırköy 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 21.11.2020 tarihli ve 2020/7037 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309/4-a maddesi uyarınca, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesi için dosyanın, Hâkimliğine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.03.2024 tarihinde karar verildi.