7. Ceza Dairesi 2021/7899 E. , 2024/1977 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/173 E., 2017/76 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM :Mahkûmiyet, hapis cezasının ertelenmesine, kaçak akaryakıtın müsaderesi, nakil aracının iadesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkında eksik ceza tayin edildiğine, nakil aracı hakkında müsadere kararı verilmesi gerektiğine ve re'sen gözetilecek hususlarla usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Suç tarihinde Tuzluca Sulh Ceza Mahkemesinin 31.10.2013 tarihli ve 2013/260 Değişik İş sayılı önleme araması kararı uyarınca sanığın sevk ve idaresindeki 36 KC 888 plaka sayılı araçta yapılan aramada bidonlar içerisinde toplam 588 litre gümrük kaçağı akaryakıtın ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/11. madesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 53, 54 ve 58. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanığın alınan savunmasında ele geçirilen akaryakıtı tarım işlerinde kullanmak için satın aldığını beyan ederek atılı suçu inkar ettiği anlaşılmıştır.
Ele geçirilen akaryakıt hakkında düzenlenen 09.11.2013 tarihli ulusal marker tespit tutanağına göre ve 06.01.2014 tarihli TÜBİTAK-MAM raporuna göre yapılan ölçümlerde ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğu tespit edilmiştir.
Kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dava dosyasında bulunmaktadır. Suç tarihi itibarıyla eşyaların gümrüklenmiş değerinin 2.197,74 TL ve pek hafif değerde olduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu olayda ele geçen 588 litre kaçak akaryakıtın Daire uygulamalarımıza göre ticari miktarda olması, sanığın savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun anlaşılmış olması karşısında sanığın eyleminin sübuta erdiği anlaşılmakla hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Ancak;
1. Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 11.04.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/11. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/11-son cümle yollaması ile aynı Kanun'un 3/5, 3/10 maddeleri kapsamında bulunduğu;
Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle;
10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin “22.” fıkrasının "23." fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. madde gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması,
2.Hükmün özünü oluşturan kısa kararda katılan kurum lehine vekalet ücretine ilişkin bir karar verilmediği halde, gerekçeli kararda katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi suretiyle çelişkiye neden olunması,
3.Hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde doğrudan verilen adlî para cezasının ödenmemesi durumunda hapse çevrileceğinine karar verilmesi,
4.Sanık hakkında hem adli para cezası, hem de hapis cezası verildiği ve adlî para cezaları için 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesine göre tekerrür hükümleri uygulanamayacağı halde tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilirken hiç bir ayrım yapmaksızın sanığın cezasının 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.02.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!