WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ

A- A A+

7. Ceza Dairesi         2021/3658 E.  ,  2024/472 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/477 E., 2016/355 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜMLER : Sanık ... hakkında beraat, sanık ... hakkında
mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil araçlarının
müsaderesine yer olmadığına
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.03.2016 tarihli ve 2014/477 Esas, 2016/355 Karar Sayılı Kararı ile
1. Sanık ... hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı,

2. Sanık ... hakkında 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi, aynı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ve 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezasından çevrilme 6.000,00 TL ve doğrudan verilme 100 gün karşılığı 2.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, adlî para cezalarının taksitlendirilmesine, kaçak eşyanın müsaderesine, nakil araçlarının müsaderesine yer olmadığına, trafik kayıtlarındaki şerhin kaldırılmasına, katılan lehine vekalet ücreti verilmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği, kararın münhasıran sanık ...'ın beraatine ve nakil aracının müsadere talebinin reddine karar verilmesi yönüyle usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.

2.Sanık ...'nın temyiz isteği, kararın maddi imkanı olmadığı için mağduriyetine neden olduğundan bozulması talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, kolluk görevlilerince 17.05.2013 tarihinde Kilis Sulh Ceza Mahkemesinin 29.04.2013 tarihli ve 2013/683 Değişik İş sayılı arama kararına istinaden sanık ...'ın yönetiminde, içerisinde sanık ...'nın da bulunduğu ... plaka sayılı araçta 46 torba içerisinde 2300 kg toz şeker, sanık ...'nın yönetimindeki içerisinde hakkında tefrik kararı verilen şüpheli ...'ın bulunduğu ...plaka sayılı araçta 20 torba içerisinde 1000 kg gümrük kaçağı toz şekerlerin ele geçirildiği anlaşılmıştır.

2. Suça konu şekerlerden, usulüne uygun olarak alınan numuneyi inceleyen Türkiye Şeker Kurumu 27.12.2013 tarihli raporunda; şeker numunelerin Türkiye'de ve fabrikalarda üretimi yapılmayan kamış şekeri olması nedeniyle ambalajin üzerinde yazılı olan fabrikada doldurulmuş olma ihtimali bulunmadığı, çuvalın; malzeme, boyut ve baskı bakımında orjinal olduğu ancak dikiş ipliği malzemesi ve dikiş kalitesi bakımından orjinal olmadığı, sonuç olarak çuvalın fabrikaya ait olduğu ancak fabrikaya ait olmayan bir başka iplik ile ikinci kez dikildiği, şeker numunelerinin ise yasal olmayan yollardan temin edildiği ve yurt içinde kota kapsamında şeker üretimi yapan şirketin ambalajına doldurularak yurt içinde üretilmiş gibi pazarlanmaya çalışıldığı bildirilmiştir.

3. Sanık ...; Kilis'te şeker fiyatlarını ucuz bulduğu için ......., Ticaret isimli toptancıdan suça konu şekerleri aldığını, diğer sanık ...'ı nakliyeci olarak tuttuğunu, fatura ve irsaliyesi bulunduğu için kaçak olduğunu düşünmediğini, sanık ...; nakliye işi yaptığını, faturası olduğu için dava konusu şekeri taşımayı kabul ettiğini, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini ve olayla ilgisinin bulunmadığını beyan etmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükmü ile Nakil Araçlarına Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde
1. Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde; olay

tutanağı, sanıkların savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre, sanık ...'ın aşamalarda üzerine atılı suçu kabul etmemesi, sanığın nakliyeci olduğu, kendisini sanık ...'nın araması üzerine nakliye işi yapmak üzere gittiği ve suça konu şekerler ile ilgili fatura olduğunu görmesi üzerine suça konu şekerleri taşımayı kabul ettiğini samimi bir şekilde beyan ettiği, sanık ...'ın fatura ile suça konu şekerlerin uyumlu olup olmadığını bilmesine imkan olmadığı, faturaya güvenerek usulüne uygun taşıdığını zannettiği, savunmalarının da olayın oluş şekline uygun düştüğü, diğer sanıkların da sanık ...'ın sadece nakliyeci olduğunu beyan etmeleri karşısında, sanığın savunmasının aksine atılı suçu işlediği yönünde cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle hukuka aykırılık görülmemiştir.

2.Dosya kapsamına göre, işlenen suça nazaran nakil araçlarının müsaderesinin 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince suça konu eşyanın miktar ve değerine göre hakkaniyete uygun olmadığı dikkate alınarak, nakil araçlarının müsadere talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.

3.Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan ... İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B. Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanığın aşağıda yer alan hukuka aykırılıklar dışındaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

1. Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle;
10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının yirmiüçüncü fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası gözetilerek ilgili

hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu bozmayı gerektirmiştir.

2.Davaya konu eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrasından müsaderesi gerekirken 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasından müsadere kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

3.17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adlî para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinde yer alan geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “... basit yargılama usulü...” yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olmakla birlikte, iptal kararının sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 7 nci ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddeleri uyarınca sanıkların eyleminin “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.

V. KARAR
A. Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükmü ile Nakil Araçlarına Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde
Katılan ... İdaresi vekilinin temyizinin münhasıran sanık ... hakkında kurulan beraat hükmü ile nakil araçlarına yönelik olduğu kabul edilmiştir.
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.03.2016 tarihli ve 2014/477 Esas, 2016/355 Karar sayılı kararında sanık ... hakkında kurulan beraat hükmü ile nakil araçlarına yönelik katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar bakımından herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, sanık ... hakkında kurulan beraat hükmü ile nakil araçlarının müsadere talebinin reddine ilişkin kısmının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.03.2016 tarihli ve 2014/477 Esas, 2016/355 Karar sayılı kararında sanık ... hakkında

kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık ...'nın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

17.01.2024 tarihinde karar verildi.