WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ

A- A A+

7. Ceza Dairesi         2021/3505 E.  ,  2024/3103 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2010/257 E., 2016/106 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet,
Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Sanıklar ..., ..., ..., ...
hakkında beraat, sanık ... hakkında mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama, kısmî bozma

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz nedenleri; sanıkların kaçakçılık ve sahtecilik suçlarını işlediğine, beraat kararlarının re’sen dikkate alınacak nedenlerle bozulması talebine ilişkindir.

2. Sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri; sanığın atılı suçu işlemediğine, beraat kararı verilmesi gerektiğine, re’sen dikkate alınacak nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

II. GEREKÇE
Halkalı Gümrük Müdürlüğü tarafından yapılan incelemelerde; sanık ...'ın ortağı ve

yetkilisi olduğu ... Tekstil İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına tescilli 22.07.2009 tarihli 10 adet ihracat beyannamesi muhteviyatı eşyanın fiilen taşınmadığı ve yurt dışı edilmediği halde 5 adet özet beyandaki taşıma senedine "yavru beyanname" olarak bağlanarak kapatıldığı, böylece eşyanın gerçekte yurt dışı edilmediği halde özet beyana gizlenerek yurt dışı edilmiş gibi sistem üzerinden beyannamenin kapatılmasının sağlandığı, kapatılan beyannamelerin taşıma senedine kayıtlı ana beyannameyle herhangi bir ilgisinin bulunmadığı, firmanın bu ihracatla ilgili olarak KDV mahsup ve iadesinden yararlandığı anlaşılmıştır.

İhracatçı firma yetkilisi ve ortağı olan sanık ..., gümrük müşaviri ..., taşıyıcı firma sahibi..., özet beyan giriş şifre ve ekranı kullanılan taşıyıcı firma çalışanı ..., yine taşıyıcı firma çalışanı ... ile özet beyanın tescil ve onay işlemini yapan gümrük memuru ... hakkında, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin ondördüncü, aynı Kanun'un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davası açılmıştır.

Sanık ... savunmasında, ihracatçı firmanın yetkilisi olduğunu, Rus uyruklu bir alıcının istediği eşyaların satışı konusunda anlaştıklarını, onun yönlendirdiği gümrük müşavirine vekalet verdiğini, yine onun yönlendirdiği taşıyıcı firmanın eşyaları depodan aldığını, diğer sanıkları tanımadığını, eşyaların yurtdışı edilmesine müteakip beyanname kapsamında KDV iadesi talebinde bulunduğunu beyan etmiştir.
Sanık ... savunmasında, Transalkım Uluslararası Nakliyat ve Tic. Ltd. Şti.nde bordrolu eleman olarak çalıştığını, gümrüklerde özet beyan girişlerinde firma çalışanı 12 arkadaşı ile birlikte ... adına alınan şifre ile işlem yaptıklarını, iddianamede ismi geçen şahısları ve firmaları tanımadığını, bu şahıs ve firmaların herhangi bir nakliye işini gerçekleştirmediğini beyan etmiştir.
Sanık ... savunmasında, Transalkım Uluslararası Nakliyat ve Tic. Ltd. Şti.nde bordrolu eleman olarak 9 yıldır çalıştığını, Transalkım firmasına ait çıkış özet beyanlarda yer alan ... isminin kendisine ait olduğunu, tüm bu özet beyanların kendi şifresi ile yapıldığını, bu şifrenin tüm Transalkım çalışanlarınca bilindiğini, iddianameye konu firmaları ve yetkililerini tanımadığını, bunlarla ilgili firmalarının gerçekleştirdiği herhangi bir işlem söz konusu olmadığını beyan etmiştir.
Sanık ... savunmasında, gümrük müşaviri olduğunu, şifresini kendisinden başka kimsenin bilemeyeceğini, nasıl ele geçirildiğini bilmediğini, dosya kapsamındaki firmaları ve şahısları tanımadığını, beyannameleri kendisinin düzenlemediğini, bilgisinin olmadığını, şifresinin ve adının kullanıldığını beyan etmiştir.
Sanık ... savunmasında, eylemle ilgisinin olmadığını, art niyetli kişiler tarafından BİLGE sisteminin eksikliklerinden faydalanılarak yapıldığını, usülsüz işlemle ilgili bir bilgisinin olmadığını, BİLGE sistemindeki eksikliklerin de kendileri tarafından ortaya çıkarıldığını, sahteciliğe konu hiçbir belgenin kendisi tarafından düzenlenmediğini beyan etmiştir.
Katılan ... İdaresi vekilinin münhasıran beraat kararlarına yönelik temyizi ile sanık ... müdafiinin temyizinin incelenmesinde;
A. Sanıklar ... ve ... Hakkında 5607 sayılı Kanun'a Muhalefet ve Resmî Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Beraat Hükümlerinin Temyizi Bakımından
Sanıkların aşamalardaki savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre; 5607 sayılı Kanun'a muhalefet ve resmi belgede sahtecilik suçlarını diğer sanıklarla iştirak halinde işlediklerine dair dosyaya yansıyan

somut delil bulunmadığı anlaşılmakla;
Sanıklar ... ve ...'ün yargılama konusu eylemlerine göre belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan, aynı Kanun'un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, atılı suçun işlendiği 22.07.2009 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinin anlaşılması bozmayı gerektirmiştir.

B. Katılan ... İdaresi Vekilinin Münhasıran Sanıklar ... ve ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik ve 5607 Sayılı Kanun'a Muhalefet Suçlarından Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden Temyizi ile Sanık ... Müdafiinin Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden Temyizi Bakımından
Suça konu ihracat beyannamelerinin gümrük müşaviri sanık ...'nin şifresi kullanılarak tescil edildiği, bu şifre olmadan eylemin icra edilmesi mümkün olmadığı gibi söz konusu TIR karnesi muhteviyatı eşyaları Transalkım firmasının naklettiği ve anılan firmanın çalışanı olan sanık ...'in şifresi ile TIR karnelerine alt satırlar açılarak yavru beyannamelerin düzenlendiği, bunun yanında söz konusu ihracat beyannemelerinin ... Tekstil İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti. adına tescil edildiği ve bu firmanın temsile yetkili ortağının da sanık ... olduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar mahkemece sanıklar ... ve ... hakkında atılı resmi belgede sahtecilik ve 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından delil yetersizliği gerekçesiyle beraat kararı verilmiş ise de, 22.07.2009 tarihli 10 adet ihracat beyannamesinin ekinde bulunması gereken TIR karneleri ve diğer belgeler olmadan tescil edildikleri, bu nedenle 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin ondördüncü fıkrasındaki düzenleme gereği "İhracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi göstermek" fiilinin somut olayda gerçekleştiği, keza suça konu diğer ihracat beyannamelerinin ekinde yer alan TIR karneleri incelendiğinde her bir yavru beyanname muhteviyatı eşyanın farklı bir TIR aracı ile nakliyesinin yapılması ve ayrı bir çıkış beyannamesine bağlanarak 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 150 ve devamı maddeleri gereğince tescil edilmesi gerekirken yavru beyannamelerin yer aldığı TIR karnelerinin sadece bir çıkış beyannamesine bağlanması ve ana beyanname muhteviyatı eşyaları taşıyan nakil araçlarının yavru beyanname kapsamındaki eşyaları nakletmesinin dosya kapsamına göre mümkün olmadığının anlaşılması karşısında, sanıkların iştirak halinde yavru beyannamelere konu eşyaları Türkiye Gümrük Bölgesi dışına çıkartmadıkları halde ihraç etmiş gibi gösterdiklerinin sabit olduğu gözetilerek, resmî belgede sahtecilik suçu bakımından sanıkların eylemlerine uyan 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince, kaçakçılık suçu bakımından ise suç tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin ondördüncü fıkrası ve aynı Kanun'un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerekirken, sanıklar ... ve ... hakkında beraatlerine, sanık ... hakkında ise 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkûmiyetine karar verilmesi,

hukuka aykırı bulunmuştur.

C. Sanık ... Hakkında 5607 sayılı Kanun'a Muhalefet Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmünün Temyizi Bakımından
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve Kanun'a uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin

sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin aşağıda yer alan hukuka aykırılıklar dışındaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
1. Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrası "yirmiüçüncü" fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek; 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde gereğince suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağı hüküm altına alındığı dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,

2. Sanığın diğer sanıklar ... ve ... ile birlikte atılı suçu işlediği anlaşılmakla, 5607 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezada artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

Hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR
A. Sanıklar ... ve ... Hakkında 5607 sayılı Kanun'a Muhalefet ve Resmî Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Beraat Hükümlerinin Temyizi Bakımından
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

B. Katılan ... İdaresi Vekilinin Münhasıran Sanıklar ... ve ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik ve 5607 Sayılı Kanun'a Muhalefet Suçlarından Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden Temyizi ile Sanık ... Müdafiinin Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden Temyizi Bakımından
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekilinin ve sanık ... müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un

321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, temyiz edenin sıfatına göre 5271 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanık ...'ın cezada kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,

C. Sanık ... Hakkında 5607 sayılı Kanun'a Muhalefet Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmünün Temyizi Bakımından
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenlerle sanık ... müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, temyiz edenin sıfatına göre 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın cezada kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,

21.03.2024 tarihinde karar verildi.

(KKD)

KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE

Sanıklar ..., ..., ... ve 2 kişi hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık ile resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlerin, katılan ... İdaresi vekili ve sanık ... müdafiinin temyizi üzerine, sanıklar ... ve ... eylemlerinin Türk Ceza Kanunu’nun 204/1 inci maddesinde düzenlenen resmi evrakta sahtecilik suçunu oluşturduğu ve kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi yerine sayın çoğunluğun sanıkların eylemlerinin 204/2 nci maddesindeki suçu oluşturduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmesi yerinde değildir. Şöyle ki;

Dosya kapsamına göre, sanıklarından ...’ın adına ihracat beyannamesi düzenlenen firmanın sahibi, sanık ...’in nakliyat firması çalışanı ve şifresi kullanılarak özet beyan olarak yavru beyanname düzenleyen kişi, sanık ...’nin ise suça konu ihracat beyannamelerini düzenleyen gümrük müşaviri olduğu anlaşılmaktadır.

4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun Geçici 6 ncı maddesinin 6 ncı fıkrasında “Gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcıları, görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı fillerinin niteliğine göre Türk Ceza Kanununun Devlet memurlarına ait hükümleri uyarınca cezalandırılır.” hükmü uyarınca, gümrük müşavirlerinin gümrük beyannamelerini sahte olarak

düzenlediklerinin sabit olması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/2 nci madde ve fıkrasından cezalandırılmaları gerekmektedir. Oysa Gümrük müşaviri kamu görevlisi değildir. Ancak bu madde gereği kamu görevlisi gibi cezalandırılmaktadır. Dolayısıyla kanundan kaynaklanan bir nitelikli hal söz konusudur.

Sanıklar ... ile ... ise gümrük müşaviri olmayan sanıklar olup, Gümrük müşaviri olan sanık ...’nin düzenlemiş olduğu beyannameleri kullanan sanıklardır. Kanundan kaynaklanan nitelikli halin kamu görevlisi sayılmayan sanıklar aleyhine olarak uygulanması mümkün değilir. Nitekim doktrinde “… resmi belgede sahteciliğin kamu görevlisi tarafından işlenen şekli özgü bir suçtur ve ancak belli bir yükümlülük altında olanlar tarafından işlenebilir. Bu özelliği taşımayanlar, suçun şeriki olabilirler. Ancak kamu görevlisi olmayanların fiili aynı zamanda onları 204. maddenin 1. fıkrasında düzenlenen suçun temel şekli bakımından fail haline gelebilir. Bu durumda “failliğin şerikliğe göre asliliği” kuralı gereğince kişi yalnızca faili olduğu suçtan (m. 204/1) dolayı cezalandırılmalıdır.” (Prof Dr. Mahmut Koca, Prof Dr. İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 3. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2016, s. 699) şeklinde değerlendirilmektedir. Bu hususlar dikkate alındığında kamu görevlisi olmayan sanıklar ... ile ...’in eylemi Türk Ceza Kanunu’nun 204/1 inci maddesindeki suçu oluşturucak olup, sanıkların yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre Türk Ceza Kanunu'nun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 8 yıllık olağan ve 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, anılan Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği son suçun işlendiği 22.07.2009 tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmakla sanıklar hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle CMK.nun 223/8. madde ve fıkrası uyarınca düşürülmesine karar verilmemesi yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 21.03.2024