7. Ceza Dairesi 2021/30173 E. , 2023/6534 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi
SUÇ : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin, 08.02.2018 tarihli ve 2015/19499 Esas, 2018/1081 Karar sayılı bozma ilamına karşı Yerel Mahkeme tarafından direnildiği, direnme kararının incelenmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderildiği ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.06.2021 tarihli, 2018/19-615 Esas, 2021/270 Karar sayılı kararı ile direnme kararına konu hükümdeki gerekçenin isabetli olduğuna karar verilerek dosyanın, uygulamanın denetlenmesi bakımından Dairemize tevdi edildiği anlaşılmakla yapılan incelemede;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İzmir 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 23.09.2013 tarihli ve 2012/852 Esas, 2013/459 Karar sayılı kararı ile sanığın marka hakkına tecavüz suçundan (mülga) 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/A maddesinin birinci fıkrası uyarınca (iki kez) hapisten çevrilen 6.000,00 TL ve doğrudan verilen 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin, 08.02.2018 tarihli ve 2015/19499 Esas, 2018/1081 Karar sayılı ilâmıyla; "Katılanlar vekilinin 07.08.2012 tarih ve 16.08.2012 tarihli şikayet dilekçelerinde; sanığın Ttnet ve Türk Telekom bayiisi olmadığı halde; işyeri tabelasında Ttnet ve Türk Telekom şirketleri adına tescilli marka ve logoları kullandığı, katılan şirketlerin yetkili bayisiymiş gibi izlenim yaratıp bu şirketler adına müşterilerle sözleşmeler yaparak menfaat sağladığı ve katılan şirketlerin müşterilerini başka bir kampanyadan yararlanacaksınız diye kandırarak başka servis sağlayacılarının haksız kazanç elde etmesine aracı olduğu şeklindeki iddiaları da ileri sürmesi karşısında; iddianame içeriği de gözetilerek, marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilen eylemin dolandırıcılık suçunun hileli davranışı olma ihtimaline binaen, sanık hakkında dolandırıcılık suçundan işlem yapılması için suç duyurusunda bulunulup, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
Sanığın işyerindeki tek tabela üzerinde her iki katılan şirkete ait marka ve logoları kullandığı gözetildiğinde; aynı suçun birden fazla katılana karşı tek bir fiille işlediği dikkate alınarak, sanık hakkında zincirleme suça ilişkin 5237 sayılı Kanun'un 43/2. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, iki kez cezalandırılma yoluna gidilerek fazla ceza tayini" nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Yargıtay bozma ilamına direnilerek yapılan yargılamada; İzmir 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 04.06.2018 tarihli ve 2018/160 Esas, 2018/204 Karar sayılı kararı ile sanığın marka hakkına tecavüz suçundan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/A maddesinin birinci fıkrası uyarınca (iki kez) hapisten çevrilen 6.000,00 TL ve doğrudan verilen 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4.Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin, 05.12.2018 tarihli ve 2018/7145 Esas, 2018/12921 Karar sayılı kararı ile İzmir 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin 04.06.2018 tarihli direnme kararı yerinde görülmediğinden direnme kararı yönünden karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 10.06.2021 tarihli, 2018/19-615 Esas, 2021/270 Karar sayılı kararı ile "İzmir 1. Fikrî ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 04.06.2018 tarihli ve 160-204 sayılı kararında, sanığın eyleminin marka hakkına tecavüz suçunu mu yoksa dolandırıcılık suçunu mu oluşturduğunun tespiti bakımından eksik araştırma ile hüküm kurulmadığına ilişkin direnme gerekçesinin isabetli olduğuna, dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmesine " karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri; katılan şirketler yönünden herhangi bir zarar oluşmadığına, aksine bir şirketlerin müşteri sayısı ve kazançlarının arttığına, eksik soruşturma ile karar verildiğine ve re'sen gözetilecek sebeplerle hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Bornova Merkez Telekomünikasyon ve Aracılık Hizmetleri isimli firmanın sahibi ve yetkilisi olan sanığın, Bornova'da faaliyet gösteren iş yerinde katılanlar TTNet AŞ ve Türk Telekom AŞ’nin bayisi
olmadığı halde iş yeri tabelasında TTNet ve Türk Telekom şirketleri adına tescilli marka ve logoları kullandığı, katılan şirketlerin bayisiymiş gibi izlenim yaratıp bu şirketler adına müşterilerle sözleşmeler yaptığı, fatura tahsil ettiği ancak faturaların hesaba geçmediği ve katılan şirketlerin müşterilerini başka bir kampanyadan yararlandıracaklarını söyleyerek abonelikleri diğer servis sağlayıcılarına taşıdığı, sanığa ait iş yerinde işlemler yapan müşterilerin katılan şirketlere başvurmaları üzerine marka hakkı sahibi olan katılan şirketler adına vekillerinin 07.08.2012 ve 16.08.2012 tarihli dilekçeler ile sanık hakkında şikâyetçi oldukları anlaşılmıştır.
2.Sanığa ait iş yerinde 07.08.2012 ve 16.08.2012 tarihlerinde yapılan aramalarda; katılanların hak sahibi olduğu markaların bayrak, duba, modem, broşürler, faturalar, flama ve abonelik sözleşmesi gibi ürünler üzerinde kullanıldığı tespit edilerek bu ürünlere el konulmuştur.
3.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05.12.2012 tarihli ve 2012/70480 soruşturma numaralı iddianamede, sanığın eylemlerinin başka bir suçu oluşturmadığı hususu vurgulanarak 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesinin birinci fıkrası uyarınca (iki kez) cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.06.2021 tarihli kararı ile; ''İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 05.12.2012 tarih ve 38199-604 sayı ile düzenlenen iddianamede hizmetin verilmiş olması sebebiyle eylemlerin başka bir suçu oluşturmadığı hususu vurgulanarak mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A-1 maddesinin sevk maddesi gösterilmek suretiyle ihtisas mahkemesi olan İzmir Fikrî ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesine hitaben sanıklar hakkında yalnızca marka hakkına tecavüz suçundan iddianame düzenlenmesi, sanığın katılanlar TTNet AŞ ve Türk Telekom AŞ’nin sahibi oldukları marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek hizmet sunduğu şeklinde anlatılan eylemlerin marka hakkına tecavüz suçunu oluşturması, iddianamede nitelenen eylemlerin marka hakkına tecavüz suçunun unsurlarını kapsadığı hâlde dolandırıcılık suçunun unsurlarını kapsamaması, TCK’ya hâkim olan ilkenin gerçek içtima olması sebebiyle "Kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza" söz konusu olacağından mağdurları, suçların konusu, fiil ve netice, korunan hukuki değer ve yargılama usulleri farklı, birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olan “dolandırıcılık” ve “marka hakkına tecavüz” suçlarının birbirine dönüşmeyeceği gibi hareket ya da fiilin hukuki anlamda tek olmaması sebebiyle de farklı neviden fikri içtimanın şartlarının da oluşmayacağı anlaşıldığından somut olayda gerçek içtima ilkesinin geçerli olması, Cumhuriyet savcısı tarafından zamanaşımı süresi içerisinde dolandırıcılık suçundan ayrıca bir soruşturma yapılması mümkün olup bu soruşturma sonucunun marka hakkına tecavüz suçuna ilişkin yargılamayı da etkilemeyeceği, dolandırıcılık suçunun genel mahkemelerde görülebilir nitelikte olan davalardan olması ve bu suça ilişkin yapılacak olan soruşturmada toplanan delillerin marka hakkına tecavüz suçu bakımından yapılan yargılama sonucunu da değiştirmeyeceği hususları göz önünde bulundurulduğunda, sanığın eyleminin marka hakkına tecavüz suçunu mu yoksa dolandırıcılık suçunu mu oluşturduğunun tespiti bakımından eksik araştırma ile hüküm kurulmadığı kabul edilmelidir.'' şeklindeki gerekçesi ile Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükümdeki direnme gerekçesinin isabetli olduğuna karar verilmiştir.
Direnme kararı üzerine Ceza Genel Kurulu tarafından verilen kararların Dairemiz açısından bağlayıcı olduğu anlaşılmakla; Mahkemenin suç vasfına yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın iş yerindeki tabela üzerinde her iki katılan şirkete ait marka ve logoları kullandığı gözetildiğinde; aynı suçun birden fazla katılana karşı tek bir fiille işlendiği dikkate alınarak, sanık hakkında zincirleme suça ilişkin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması gerektiği gözetilmeden, iki kez cezalandırılma yoluna gidilerek sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 04.06.2018 tarihli ve 2018/160 Esas, 2018/204 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.05.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!