7. Ceza Dairesi 2021/27168 E. , 2024/4045 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/712 E., 2020/882 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi, nakil aracının iadesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan Ret
Kararda temyiz süresinin tebliğden itibaren 15 gün olarak gösterilmiş olması sebebiyle katılan ... İdaresi vekilinin yasa yolunda yanıltıldığı anlaşıldığından, temyiz istemi süresinde kabul edilmiştir.
Sanık hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade kararı üzerine kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I.TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkında eksik cezaya hükmedildiğine, takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine, hapis cezasının ertelenmemesi gerektiğine, nakil araçlarının müsaderesi gerektiğine ve re'sen gözetilecek diğer sebeplere ilişkindir.
II. GEREKÇE
Kolluk birimlerince yürütülen istihbarata dayalı çalışmalar neticesinde, olay günü sanığın sevk ve idaresindeki tır ile kaçak sigara nakledeceği bilgisine ulaşılması üzerine beklenen aracın yol kontrol ve arama noktasında durdurulduğu, önleme araması kararına istinaden yapılan kontrolde aracın ... plaka sayılı dorse kısmında bölmeler içerisine gizlenmiş vaziyette siyah poşetler görüldüğü, sanık tarafından içlerinde kaçak sigara olduğunun belirtilmesi üzerine de Mahkemeden alınan arama kararı ile araçta yapılan aramada, çekici bölümünde suç unsuruna rastlanmadığı, dorse kısmında ise bölmelere gizlenmiş vaziyette siyah poşetler içerisinde 400 karton kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Sanığın savunmasında; araçta şoför olarak görev yaptığını, dorseler dolu olduğunda yükleme yaptıklarını ve aracı nakliye edileceği yere götürdüklerini, kendisine haber verildiğinde dorselerin hazır halde olduğunu, bu nedenle içlerinde ne olduğunu bilmediğini, tırın kendisine özgülenmiş olmayıp sigaraların da kendisine ait olmadığını beyan ettiği görülmüştür.
Malen sorumlu şirket yetkilisinin beyanında; olaydan haberleri olmadığını, sanığın aracı sürekli olarak kullandığını, tüm şoförleri denetleme imkânları bulunmadığını, davaya katılmak istemediklerini ancak araç üzerinde bulunan tedbir şerhinin kaldırılmasını istediklerini belirttiği görülmüştür.
Kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır.
A.Nakil Araçları Olan Çekici ve Dorse Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Yakalanan eşyanın değeri nazara alındığında, nakil vasıtalarının müsadere edilebilmesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hakkaniyete aykırı olup ele geçirilen kaçak eşya miktarının ağırlık ve hacim bakımından nakil araçlarının taşıma kapasitesinin ağırlıklı bölümünü teşkil etmediğinin, malen sorumlunun iyi niyetli olduğunun aksine bir delil de bulunmadığının anlaşılması karşısında, katılan ... İdaresi vekilinin bu hususa yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
B.Sanık Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Olayın oluş şekli, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçen eşyanın Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre ticari miktar ve mahiyette olması ve tüm dosya kapsamı karşısında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
Ödeme iradesi gösterdiği anlaşılan sanığa, suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katını kovuşturma aşamasında ödemesi halinde, 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezada indirim yapılacağı yönündeki ihtarda, hükmün verildiği tarihe kadar ödeme yapması gerektiğinin bildirilmesi yerine 7 günlük kesin süre verilmek suretiyle sanığın yanıltılması ve hakkında gerekçe gösterilmeksizin etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
A.Nakil Araçları Olan Çekici ve Dorse Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan kurum vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,
B.Sanık Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 17.04.2024 tarihinde karar verildi.
KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan kurum vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Yerel Mahkemenin 17.11.2020 tarih ve 2020/882 sayılı kararıyla sanığın 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir.
Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker ..., Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesince bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesi kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 17.04.2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!