WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ

A- A A+

7. Ceza Dairesi         2021/23887 E.  ,  2024/4015 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/71 E., 2019/15 K.
SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; askerliğe elverişli olmadığına dair raporunun bulunduğuna ilişkindir.

II. GEREKÇE
Yapılan incelemede; sanığın, 25.12.2014 tarihinde Birliğinden izinsiz olarak uzaklaştığı, 05.01.2015 tarihinde Boğaziçi Polis Merkezi görevlilerine asker olduğunu söyleyerek teslim olduğu, aynı gün Menderes Askerlik Şubesi Başkanlığı tarafından, MSB’nin yol süre tablosuna göre İzmir-Bitlis arasında tanınacak üç gün yol süresi yerine iki gün yol süresi verilerek Birliğine sevk edildiği, olması gereken üç günlük yol süresi sonunda en geç, 08.01.2015 günü saat 24.00’de Birlik Komutanlığına ya da en yakın KTM’ye katılması gerekirken katılmadığı ve 14.05.2015 tarihinde yakalandığı anlaşılmıştır.

Sanık hakkında iki ayrı firar suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-a, 73 ve 66/1-a maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık aşamalardaki savunmalarında özetle; ailevi ve maddi sorunları sebebiyle firar ettiğini, terör olayları nedeniyle Birliğine dönmediğini, psikolojik sorunlarının bulunduğunu, askerliğe elverişli olmadığına dair rapor aldığını beyan etmiştir.

Sanığın Askerlik Şubesine sevk edildiğine dair belge, yakalandığına dair tutanak dosyada mevcuttur.

İlk derece Mahkemesince; psikiyatri uzmanı bilirkişinin mütalaası ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32’nci maddesinden yararlanamayacağı ve müşahedesine gerek olmadığı tespit edilmiştir.
Tetkik edilen tüm dosya kapsamına göre; 1632 sayılı Kanun'un 66/1-a maddesinde yazılı firar suçu, asker kişinin, kıtasından veya görevi icabı hazır bulunmak zorunda olduğu yerden bilerek ve isteyerek izinsiz olarak altı günden fazla bir süreyle uzaklaşmasıyla oluşan, özel kastın (saikin) aranmadığı, genel kastla işlenen ve unsurları arasında mazeret hâline yer verilmeyen suçlardan olduğu göz önüne alındığında; sanığın, 25.12.2014-05.01.2015 ve 08.01.2015-14.05.2015 tarihleri arasında kesintisiz süren, kendiliğinden dönmekle ve yakalanmakla son bulan firar suçlarını işlediği belirlenmekle, atılı suçlara konu eylemlerinin Mahkemece sabit görülerek sanık hakkında mahkûmiyet hükümleri kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçeli karar başlığında suç tarihlerinin 25.12.2014-05.01.2015, 08.01.2015-14.05.2015 yerine 25.12.2014 olarak yazılması yerinde düzeltilmesi mümkün maddi yazım hatası olarak görülmüştür.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

16.04.2024 tarihinde karar verildi.