7. Ceza Dairesi 2021/22706 E. , 2024/3252 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/25 E., 2016/75 K.
SUÇ : 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi; sebep belirtmeksizin hükmü temyiz etme iradesine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Askerlik yükümlüsü sanık hakkında kesinleşmiş olan idarî yaptırım kararına rağmen süresi içerisinde askerlik işlemlerini yaptırmadığı ve yakalanarak ele geçtiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmalarında; psikolojik olarak kendisini hazır hissetmemesi sebebiyle askerlik işlemlerini yaptıramadığını beyan etmiştir.
Darende Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulunun 05.03.2015 tarihli ve 2015/25 Karar sayılı idari yaptırım kararı, idari para cezasının usulüne uygun olarak tebliğ edildiğine dair 24.04.2015 tarihli tebligat parçası, Sivas İl Emniyet Müdürlüğünün 09.09.2015 tarihli yakalama tutanağı dosyada mevcuttur.
Sanığın, Darende Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulunun 05.03.2015 tarihli ve 2015/25 Karar sayılı, usulüne uygun olarak tebliğ edilerek kesinleşen idarî yaptırım kararının ardından yakalanarak ele geçmiş olması ve tüm dosya kapsamına göre eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1.Hükümden sonra 03.08.2018 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7146 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi ile 1111 sayılı Askerlik Kanunu'na (1111 sayılı Kanun) eklenen geçici 55 inci maddenin birinci fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte her ne sebeple olursa olsun henüz fiilî askerlik hizmetine başlamamış ve 1 Ocak 1994 tarihinden (bu tarih dahil) önce doğan 1076 sayılı Kanun ile bu Kanuna tabi yükümlüler; istekleri halinde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde askerlik şubelerine veya yurt dışı temsilciliklerine başvurmaları, 15.000 Türk lirası veya Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz satış kuruna göre ödeme tarihindeki karşılığı kadar konvertibl yabancı ülke parasını defaten ödemeleri ve 21 gün temel askerlik eğitimini yerine getirmeleri şartıyla askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılırlar." hükmünün; aynı maddenin altıncı fıkrasında ise "Bu madde hükümlerinden yararlanan yükümlüler hakkında saklı, yoklama kaçağı ve bakayadan dolayı idari ve adlî soruşturma ve kovuşturma yapılmaz, başlatılmış olanlar sona erdirilir ve bu suçlara ilişkin kesinleşmiş idarî para cezaları tahsil edilmez" hükmünün düzenlendiği dikkate alındığında; bağlı bulunduğu Askerlik Şubesi Başkanlığından, sanığın, 7146 sayılı Kanun kapsamında bedelli askerlik için başvuruda bulunup bulunmadığının araştırılması ve elde edilecek sonuca göre sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2.Sanığın bedelli askerlik yapmadığının tespit edilmesi halinde, 7188 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile; sadece adlî para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda "basit yargılama usulü" nün uygulanması mümkün hale getirilmiş, aynı Kanun'la 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde ise; 01.01.2020 tarihi itibarıyla "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş..." dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulünün uygulanmayacağı düzenlenmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı ve 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararları ile yukarıda anılan geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibarelerinin, aynı bentte yer alan "Basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi karşısında, mahkemece sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikteki "basit yargılama usulünün" uygulanma şartları yönünden sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
3.Gerekçeli karar başlığında suç tarihlerinin "10.05.2015 - 09.09.2015" yerine "27.04.2015" olarak yazılması,
4.Sanık hakkında yoklama kaçağı suçundan 1632 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca temel ceza tayin edilirken (a) bendinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,
5.Sanığın, 1632 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin son cümlesi uyarınca "dört ay içinde yakalananlar" hükmü kapsamında cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, aynı maddenin "bir yıldan sonra yakalananlar" cümlesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilerek fazla ceza tayin edilmesi,
(1) ve (2) numaralı bentler yönünden bozmayı gerektirmiş, (3), (4) ve (5) numaralı bentler yönünden hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 26.03.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!