7. Ceza Dairesi 2021/22687 E. , 2024/2214 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/833 E., 2018/266 K.
SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiin temyiz isteği; müvekkilinin gerek böbrek hastalığı gerekse psikolojik sebeplerle tedavi gördüğüne, hastalığının ilerlediğine ve askerliğe elverişli olmadığına dair rapor aldığına ayrıca yakalanarak değil kendiliğinden Birliğine teslim olduğuna ilişkindir.
II. GEREKÇE
Yapılan incelemede; başka bir suç nedeniyle tutuklanması sonucunda 25.02.2014 tarihinde Askerî Ceza ve Tutukevi Müdürlüğünden 07.03.2014 günü tahliye edilen sanığın, aynı gün götürülmüş olduğu Askerlik Şubesi Başkanlığı tarafından 1 gün yol süresi verilerek, 09.03.2014 tarihinde birliğine katılacağına dair tebligat yapılarak Birliğine sevk edildiği, 09.03.2014 tarihinde Birliğine katılması gerekirken katılmayan sanığın, bir süre bu durumunu devam ettirdikten sonra 16.05.2014 tarihinde kolluk
kuvvetleri tarafından yakalandığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında firar suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-a maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanığın aşamalardaki savunmaları dosyada mevcuttur.
Aksaz Asker Hastanesi Baştabipliğinin 26.02.2015 tarihli ve 505 numaralı Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Kurulu raporunda; ileri derecede antisosyal kişilik bozukluğu tanısı ile sanığın barışta ve seferde askerliğe elverişli olmadığı, askerliğe elverişsizlik halinin 23.06.2014 tarihinden itibaren başladığı belirtilmiştir.
Aksaz Asker Hastanesi Baştabipliğinin 27.02.2015 tarihli adli raporunda; sanığın askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihlerini kapsamadığı ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 32, 34 maddelerinden faydalanamayacağı tespitlerine yer verilmiştir.
GATA Komutanlığının 19.01.2015 tarihli ve 1008 numaralı Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Kurulu raporunda; böbrek taşı teşhisiyle sanığın askerliğe elverişli olmadığına karar verilmiştir.
GATA Komutanlığının 26.03.2015 tarihli ek raporunda böbrek hastalığı olan sanığın askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihlerini kapsamadığı belirtilmiştir.
(Kapatılan) Askeri Yargıtay 1. Dairesinin 13.01.2016 tarihli ve 2016/9 Esas, 2016/28 Karar tarihli ilamında da belirtildiği üzere; Milli Savunma Bakanlığının yol süresinin verilmesine ilişkin 03.10.1995 gün ve MİY:40-20-95/As.Adl.İşl.İhb.yet.As.Czev.Ş. sayılı genelgesinin EK-B’sinde yer alan özel talimat gereğince Askerlik Şubelerince herhangi bir sebeple Birliklerine sevk edilen yükümlülere verilen yol süresinin, sevk edildiği gün ile katılması gereken gün hariç olmak üzere verildiği, bu esastan hareket ile yükümlülerin katılması gereken tarihin belirlendiği anlaşılmaktadır.
Askerlik Şubesince, sanığın 09.03.2014 tarihinde gün bitimine kadar Birliğine katılması gerektiğine dair yapılan tebligat dava dosyasında mevcuttur.
Tetkik edilen tüm dosya kapsamına göre; suç tarihinde askerliğe elverişliliği ve cezai ehliyeti konusunda şüphe bulunmayan sanığın, 1632 sayılı Kanun'un 66/1-a bendinde düzenlenen ve özgü (mahsus) suçlardan olup, yalnızca asker kişiler tarafından işlenebilen, 10.03.2014-16.05.2014 tarihleri arasında kesintisiz sürerek yakalanmakla son bulan firar suçunu işlediği belirlenmekle, eylemi sabit görülerek Mahkemece sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Suç başlangıç tarihinin 10.03.2014 günü saat 00:00 olduğu göz önüne alındığında gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 10.03.2014-16.05.2014 olarak yazılması gerekirken 09.03.2014-16.05.2014 şeklinde gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak görülmüştür.
Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bozma öncesi kurulan hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edildiği, aleyhe temyiz istemi bulunmadığı halde sanığın kazanılmış hakkı ihlal edilerek yazılı şekilde hapis cezasına karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına "1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca infazın, birer aylık aralıklarla ve yirmi eşit taksit halinde ödenmek üzere 6.000,00 TL adlî para cezası üzerinden yapılmasına, taksitlerden birisinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edilebileceğinin ve ödenmeyen adlî para cezasının infaz aşamasında hapis cezasına çevrilebileceğinin ihtarına," paragrafının eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
04.03.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!