7. Ceza Dairesi 2021/13541 E. , 2024/4760 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2011/490 E., 2015/787 K.
SUÇ : 5977 sayılı Kanun'a muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama
Şikâyetçi ... vekilinin temyiz isteği yönünden; suçtan doğrudan zarar görmeyen Tarım ve Orman Bakanlığının davaya katılma ve hükmü temyize yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanık müdafiin temyiz isteği yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiin temyiz isteği; dosyada mevcut analiz raporlarında ölçülen GDO miktarlarının bulaşan limitinin altında olduğuna, raporlardaki lehe olan değerlendirmelerin dikkate alınmadığına, hammaddelerin analizleri yapılıp GDO olup olmadığının tespit edilmediği ve bu nedenle faturalar üzerindeki şerhlerin analizi yapılmayan ürün açısından bir önemi olmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine ve sair nedenlere ilişkindir.
II. GEREKÇE
A. Şikâyetçi ... Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Suçtan doğrudan zarar görmeyen Tarım ve Orman Bakanlığının davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmadığından, ... vekilinin temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanık Müdafiin Temyiz İsteği Yönünden
Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, ... yetkilileri tarafından 2011-2013 yılları arasında yapılan rutin denetimler kapsamında İzmir, Bartın, Muş ve Samsun'da çeşitli firmalar tarafından üretilen kakaolu fındık kremalarından alınan numunelerde GDO tespit edilmiş, geriye doğru yapılan araştırma kapsamında Bartın, Muş ve Samsun illerindeki üretici firmaların hammadde depolarında yapılan araştırmalarda, sanığın yetkilisi olduğu şirketin ürettiği "..." isimli buğday unu, soya unu ve stabilizatör karışımından oluşan hammaddede de GDO tespit edilmiş, müteakiben sanığın yetkilisi olduğu firmanın ... isimli karışımı hazırlarken kullandığı hammaddeler takip edildiğinde üründe kullanılan soya unlarından bir kısmının ... isimli şirketten alınan soya küspesinden üretildiği, ibraz edilen faturaların incelenmesinde ... şirketi tarafından sanığın firmasına satılan soya küspesi faturalarının bir kısmı üzerinde GDO'lu soya fasülyesinden üretildiğinin şerh verildiği görülmüş ve neticede sanık hakkında yürütülen üç ayrı soruşturma neticesinde, sanığın 5977 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle, üç ayrı kamu davası açılmış, bilahare bu dosyalar birleştirilmiştir.
Sanık savunmalarında, ... ürünleri ile ilgili yapılmış ve GDO'lu olduğunu gösterir herhangi bir analiz olmadığını, nihai ürünlerde GDO tespit edilmesi nedeniyle kağıt üzerinde yapılan araştırma üzerine olayın kendilerine geldiğini, oysa nihai üründe tespit edilen GDO'nun üretici firmanın başka bir yerden aldığı başka bir soya ürününden kaynaklanıyor olabileceğini, mevzuat uyarınca %0,9 oranın altında tespit halinde ürünün GDO'suz kabul edileceğini, dolayısıyla ortada GDO'lu bir ürün olmadığını beyan etmiştir.
Tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar gerek 5977 sayılı Kanun'un 2/1-ğ maddesindeki bulaşan tanımı gerekse Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerine Dair Yönetmeliğe 29.05.2014 tarihinde eklenen 23/4. maddesi uyarınca %0,9 oranının altındaki tespitin bulaşan kabul edileceği belirtilmiş ise de; bu düzenlemelerin tanımı gereği ilgililerin bilgi ve iradeleri dışında GDO bulaşma ihtimaline yönelik olduğu, sanığın yetkilisi olduğu firma tarafından ... isimli firmadan alınan soya küspesi hammaddesine ilişkin 27.09.2010 ve 30.11.2010 tarihli faturalarda açıkça genetik yapısı değiştirilmiş soya fasülyesinden üretilmiş olduğunun şerh edilmiş olduğu dolayısıyla artık irade dışı bir bulaşmadan bahsedilemeyeceği anlaşılmakla, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit kabul edilip hakkında 5977 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanık müdafiin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
III. KARAR
A. Şikâyetçi ... Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle şikâyetçi ... vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık müdafiin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
24.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!