6. Hukuk Dairesi 2024/3139 E. , 2025/3702 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
SAYISI: 2019/193 E., 2023/109 K.
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararda dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca asıl ve birleşen davada davacı vekili duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalıdan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi uyarınca aldığı taşınmazın, teslim süresi ve taahhüt edilen inşai faaliyetler bakımından, ayıplı ve eksik olarak teslim edildiğinden bahisle maddi-manevi tazminat, gecikme bedeli ve değer kaybı talebinde bulunmuştur.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının maddi manevi tazminat talebinin yersiz olduğunu, dava konusu taşınmazının değerinin artmış olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Verilen birleştirme kararlarından sonra yargılamaya devam olunan Bakırköy 3. Tüketici Mahkemesi'nin 2014/3 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonucu Mahkemenin 02.03.2015 tarih, 2014/3 Esas, 2015/262 Karar sayılı kararı ile davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Bakırköy 3. Tüketici Mahkemesi'nin 02.03.2015 tarihli, 2014/3 Esas-2015/262 Karar sayılı kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi'nin 04.07.2018 tarihli ve 2018/1951 Esas, 2018/7620 Karar sayılı kararı ile tefhim edilen kısa kararla, gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulduğu, açıklananan bu durumun, HMK'nın 297/son (eski HUMK'un 388/son) madde ve fıkrası gereğince hükmün bozulmasını gerektirdiği gerekçesiyle kararın bozulmasına, bozma nedenine göre, tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
2.Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yapılan yargılama sırasında, gerek tebligat posta masrafı ve gerekse müzekkere posta masrafına ilişkin gider avansı kalmadığından, 25.10.2022 tarihli duruşma oturumunun 2 numaralı ara kararı ile ek gider avansı yatırılması için davacı vekiline usulüne uygun olarak ihtarat yapılmak suretiyle kesin süre verilmesine rağmen, davacı vekili tarafından kesin süre içerisinde gider avansının yatırılmadığı gerekçesiyle HMK'nın 114/1-g ve 115/2 maddeleri uyarınca asıl ve birleşen davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; Yargıtay bozma ilamının usuli hususlara ilişkin olduğunu, dosyada yeni bir bilirkişi raporuna ihtiyaç olmadığını, dosyaya gider avansı yatırmış olduklarını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
HMK'nın 94. maddesinde, "Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir." düzenlemesi var iken, 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile "Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder." cümlesi maddeye eklenmiştir. Kesin sürenin sonuç doğurabilmesi için belirtilen hususların hakim tarafından yerine getirilmiş olması gerekir.
Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar. Kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonuçlarını da doğurmaktadır. Davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Hakim tarafından verilen kesin süre içinde ara kararı gereğini yapmayan veya gereken giderleri vermeyen taraf, sadece ara kararına konu edilen iş veya işlemin yapılması isteminden vazgeçmiş sayılır. Davadaki bütün istemlerinden vazgeçmiş sayılamaz. Bu olgunun sonucu olarak kesin süre içinde gereğinin yapılmaması halinde ara kararında belirtilen işlemin niteliği ve davanın sonucuna etkisi gözetilerek mevcut delillere göre karar verilir. Kesin süre gereği yerine getirilmediği gerekçesiyle doğrudan davanın reddine karar verilemez. Kesin süreye uyulmamasının doğurduğu bu ağır sonuç gözetildiğinde, taraflara bir iş veya işlemin yapılması konusunda kesin süre verilebilmesi ve kesin süre gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle kesin süre sonuçlarının uygulanabilmesi için öncelikle yapılması istenilen iş veya işlemin tarafların yükümlülüğünde olan belirli bir iş veya işleme ilişkin olması, kesin süre verilmesine ilişkin ara kararında yapılması gereken iş ve işlemlerin neler olduğunun açıkça ve ayrıntılı olarak belirtilmesi, gider için kesin süre veriliyorsa ara kararında hangi iş için, nereye ve ne kadar gider yatırılması gerektiğinin de açıkça ve ayrıntılı olarak gösterilmesi, verilen sürenin yapılması istenilen iş veya işlemin yerine getirilebilmesine yetecek uzunlukta olması, kesin süre gereğinin yerine getirilmemesinin sonuçlarının taraflara açıklanması ve tarafların bu konuda açıkça uyarılmış olması zorunludur.
Verilen kesin sürenin şekli olarak yukarıdaki koşullara uygun olması yeterli olmayıp içeriği itibarıyla da ilgili olduğu kurallara uygun olarak verilmesi gerekir. Bu yönüyle somut olaydaki önemi bakımından delil avansı ve gider avansına ilişkin kurallar üzerinde de durulması gerekir.
HMK'nın 120. maddesinde gider avansı, 324. maddesinde ise delil avansı düzenlenmiş olup, bu iki kavram birbirinden farklıdır. Gider avansı davanın başında davacının dava açarken Gider Avansı Tarifesi’ne göre yatırdığı, belirlenebilir bir miktarı ifade ederken, delil avansı dava aşamasında bir delile dayanan ve bu delilin toplanmasını isteyen tarafın yatırdığı miktarı ifade eder.
HMK'nın 114. maddesinin "g" bendinde, gider avansının yatırılmış olması dava şartları arasında sayılmış, anılan Kanun'un 115. maddesinin 1. fıkrasında ise, bu koşulun mevcut olup olmadığını, mahkemenin kendiliğinden araştıracağı, ikinci fıkrasında bu şartın noksanlığı tespit edilirse, davanın usulden reddine karar verileceği öngörülmüştür. HMK'nın "Harç ve Avans Ödemesi" başlıklı 120. maddesinin birinci fıkrasında; harç ve avansların Bakanlıkça saptanacağı, dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacağı, avansın yeterli olmadığının anlaşılması durumunda, davacıya iki haftalık kesin süre verileceği düzenlenmiştir.
"Delil ikamesi için avans" başlıklı HMK'nın 324. maddesinin birinci fıkrasında; "Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin sürede yatırmak zorundadır....", ikinci fıkrasında ise; tarafların bu yükümlülüğü yerine getirmemesinin hukuki sonucu olarak, delil ikamesinden vazgeçmiş sayılacağının belirtildiği, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 45/4. maddesinin de aynı doğrultuda hükümler içerdiği görülmüştür.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesince 25.10.2022 tarihinde yapılan duruşmanın zaptında "Davacı vekilline 300,00 TL ek gider avansı yatırması için 2 hafta kesin süre verilmesine, aksi takdirde davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verileceği hususunun ihtarına (yapıldı)" şeklinde ara kararı kurulmuştur.
Dava HMK'nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden önce açılmış, sonrasında gider avansı yatırılmıştır. Dosyada gider avansının yatırılması istenmesinin sebebi gösterilmemiş, ancak gerekçeli kararda gerek tebligat posta masrafı ve gerekse müzekkere posta masrafına ilişkin gider avansı kalmadığından süre verildiği ancak yatırılmadığı belirtilmiştir.
Gerekçeli kararda hangi konuda gider avansının yatırılması istendiği belirtilmiş ise de, davacı için sonuç doğuracak ara kararında bu konuda açıklama yer almamaktadır. Dosyada daha önce tarifeye göre gider avansı yatırılmış olup, buna rağmen ek gider avansı istenmesinin nedeni de kararda açıklanmamıştır. Yatırılması istenen avans eksik bir delilin toplanmasıyla ilgili ise bu delil avansıyla ilgili olacağından delil avansı kurallarına göre süre verilmesi gerekecek ve sonucu da bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılmayla sınırlı olacaktır. Mahkemece verilen süre bu yönden delil avansı kuralına aykırıdır. Sonrasında yapılacak tebligat giderinde eksiklik var ise hangi tebliğler için gerektiği ve kaç tebligat için tebliğ gideri yatırılması gerektiği konusunda bir belirleme yapılmaksızın süre verilmesi de gider avansı tarifesinde tebligat sayısını esas alan belirleyici kurala aykırı olduğundan verilen sürenin gider avansı için de usulüne uygun olduğundan söz edilemez.
Usulüne uygun olmayan kesin süreye rağmen mahkemesince yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derede Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!