WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

6. Hukuk Dairesi         2023/815 E.  ,  2024/848 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1901-2022/1971
DAVA TARİHİ : 09.08.2018
HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/587 E., 2019/361 K.

1- İlk derece mahkemesince, genel kurul kararının iptali ve menfi tespit davası, davacıya gönderilen her iki ihtarnamedeki borç miktarının gerçek ve kişisel borç miktarını yansıtmadığı gerekçesiyle, kabul edilmiş, davalı kooperatifin 10.06.2018 tarihli 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında davacının üyelikten ihracına ilişkin 9 ncu maddesinin iptaline, davacının talebi ile bağlı kalınarak davalıya 5.000,00TL ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

2- İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına; kooperatif ana sözleşmenin 14 ncü maddesinin ikinci fıkrasına göre ilk ihtarnamenin şekli bakımdan incelenmesine başlanılıp ödemesi 30 gün geciktirilmemiş aidat borcunun yer aldığı bu ihtarnameye dayalı olarak ihraç kararı verilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken şekli nedenlerden sonra inceleme sırası gelen ihtarnamelerin gerçek borcu yansıtmadığı yönünde esasa ilişkin nedene dayanılması yerinde değil ise de karar sonucu itibariyle doğru olduğundan İlk derece Mahkemesi kararının gerekçesi düzeltilerek, yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.

3- Bu karara karşı davalı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, keza; davacının yönetim kurulu kararı ile ihraç edildikten sonra genel kurula itiraz edilmemiş ise de, kooperatif genel kurulunca ihraç kararının kendiliğinden gündeme alınıp karara bağlanması ve kararın davacıya tebliğ edilmesiyle hak düşürücü sürenin yeniden işlemeye başlaması, genel kurul kararının davacıya 12.07.2018 tarihinde tebliğ edilmesi hususu gözetildiğinde davanın süresinde açılmadığına ve olaya uygun içerik itibariyle yeterli ve inandırıcı bulunan bilirkişi raporuna yönelik davalı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi kararına ilişkin davalı vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edenden alınmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi gönderilmesine, 15.04.2024 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla ile karar verildi.

(Muhalif)
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, kooperatif genel kurul kararının iptali ve menfi tespit talebine ilişkindir.
Yerel mahkemece, davanın kabulü ile ihraç karanın iptaline ve 5.000TL menfi tespite karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince kararın gerekçesi değiştirilerek kabul kararı verilmiştir.
Sayın çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık, somut davada “davaların yığılması” nın söz konusu olup olmadığı, buradan hareketle menfi tespit davası bakımından verilen kararın kesin olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davaların yığılmasını (objektif dava birleşmesi) düzenleyen 6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi “Davacı, aynı davalıya karşı olan birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için birlikte dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve taleplerin tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunması şarttır.” şeklindedir.
Öncelikle somut olayda davaların yığılması veya objektif dava birleşmesinin mevcut olup olmadığına bakmalıyız. Yukarıda belirtilen HMK 110 m.de de açıklandığı üzere, davacı ayrı davalar açarak isteyebileceği iki ayrı talebini aynı davalıya karşı tek dilekçe ile ileri sürmüştür. Öncelikle kooperatif genel kurul kararının iptalini istedikten sonra ayrı bir dava ile menfi tespit istemesine engel bir düzenleme bulunmamaktadır.
Her iki davanın ayrı ayrı açılması ve ayrı ayrı sonuçlandırılması, veya ayrı açılan bu davaların birleştirilerek görülmesi mümkün olup, bu durumda her dava yasa yolları bakımından ayrı değerlendirilecek iken, taleplerin birlikte aynı dilekçe ile ileri sürülmesi nedeniyle sanki tek dava varmış gibi değerlendirme yapmak doğru olmayacaktır.
Örneğin, aynı kooperatif üyesi iki kişiden biri ihraç kararı ile birlikte menfi tespit davası açmış, diğeri de ayrı bir dosya ile sadece menfi tespit davası açmış olsun ve her iki davacı da aynı miktar aidat borcunun olmadığının tespitini talep etsin. Bu örnekte ayrı dava açan davacının tespit talebi bakımından miktar nedeniyle temyiz talebi reddedilirken davayı birlikte açan davacı bakımından menfi tespit talebi için temyiz incelemesi yapmak “yasa önünde eşitlik ilkesi”ne açıkça aykırılık oluşturacaktır.
Somut olaya döndüğümüzde, menfi tespit davası şüphesiz ayrı bir davaya konu olabileceği gibi talep olmadan hüküm altına almak da mümkün değildir. O halde, her iki talebin birlikte görülmesi nedeniyle davaların yığılması (objektif dava birleşmesi) söz konusudur. İhraç kararının yerinde olup olmadığının denetimi bakımından yapılacak borç incelemesi ise ayrı bir konudur. Bu inceleme menfi tespit talebi olmasa da yapılacaktır. Bu nedenle ihraç kararının yerinde olup olmadığının denetimi açısından aidat borcu incelemesi nedeniyle her iki davanın birlikte değerlendirilerek miktar itibariyle kesin olan talep bakımından yasa yolu (temyiz) incelemesi yapmak yerinde olmamıştır.
Açıklanan bu nedenlerle menfi tespit talebi bakımından temyiz talebinin reddi gerekirken onama yönündeki sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.