6. Hukuk Dairesi 2023/4345 E. , 2024/875 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/303 E., 2022/191 K.
DAVA TARİHİ : 29.01.2015
HÜKÜM/KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/490 E., 2021/211 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 07/05/2013 tarihinde taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiğini ancak işverenlerinin dava konusu hakedişleri ödemeyerek üzerine düşen edimleri yerine getirmediğini, 25/08/2014 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğinin ve müvekkili şirketin alacağının ödenmesinin ihtar olunduğu, buna rağmen ödeme yapmayan davalı hakkında icra takibine girişildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, Ankara 1. İcra Müdürlüğü'nün 2014/18502E. sayılı icra takip dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan taşeronluk sözleşmesinin gereği müvekkilinin imalatı gerçekleştiğini, davacının yüklenici olarak üstlendiği işe başladığını ancak 12/04/2014 tarihinde hiçbir uyarı ve neden göstermeden malzemelerini, ekipmanlarını ve çalıştırdığı işçileri inşaat şantiyesinden çektiğini, 18/04/2014 tarihli ihtarnamede muhasebe kayıtlarının kontrolü ve karşılıklı mütabakat varılması için davacının davet edildiğini, davacının aynı tarihli ihtarıyla sözleşmenin feshedildiği ve alacakları olduğunu iddia ettikleri 1.087.779,16TL'nin ödenmesinin istenildiğini, cevabi ihtarname ile davacı isteklerinin kabul edilmediğinin bildirildiğini, sözleşmenin hakediş ve ödemelere ilişkin maddesinde yüklenicinin yapacağı işin bedeli olarak yapılacak inşaattan daire alınacağı, kalan bakiyenin ise aylık hakedişler halinde ödeneceğinin düzenlendiğini, müvekkilinin sözleşme hükümlerini yerine getirdiğini savunarak, davanın reddi ile kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin mahkeme kararını kaldırma gerekçesinde belirtilen davalı tarafa yemin teklif etmek hakkı bulunduğu hatırladığı, davalı vekilinin 08/02/2021 tarihli dilekçe ve ekindeki belge örneğine dayalı olarak müvekkili şirketin yetkilisi...'nin talebi doğrultusunda davacı yana yemin teklifinde bulunmayacaklarını ve bu delile dayanmaktan vazgeçtiklerini beyan ettiği, bu durumda mahkememizce verilen 19/10/2017 tarihli hüküm gerekçesinde ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve bilirkişi raporlarına göre; taraflar arasında 07/05/2013 tarihli taşeronluk sözleşmesi imzalandığı, sözleşme gereğince cari hesap bakiyesinde davacının davalı şirketten 1.087.779,16 TL alacağının bulunduğu, her ne kadar bilirkişi kurulu raporunda yapılan hesaplamada hakediş tutarının 947.068,00 TL olarak tespiti yapılmış ise de davalı şirket kayıtlarında anılan faturanın 10/04/2014 tarih ve 40 yevmiye no ile kaydedildiğinden bu yöndeki değerlendirmeye iştirak edilmediği, sözleşmede kararlaştırılan ... olarak verildiği davalı tarafça iddia olunan taşınmazın davacı şirket yetkilisi ... adına devrinin yapıldığı, faturanın da anılan kişi adına düzenlendiği, faturanın ve devrin davacı tüzel kişilik adına olmadığından sözleşmede ... olarak yerine getirilmesi kararlaştırılan taşınmazın davacı şirket adına hakedişlere mahsuben yapıldığının kabul edilemeyeceği, nitekim davalı tarafa Bölge Adliye Mahkemesi kararı gereği yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılmış ise de davacı yana yemin teklifinde bulunmayacakları ve bu delilden vazgeçtiklerini beyan ettikleri davacı yanın sözleşmeyi fesihte haklı olduğu, ihtarname ve temerrüt tarihi de gözetildiğinde takip tarihine kadar talep edilen işlemiş faiz isteminin yerinde olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne ve alacak likit olmakla icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayın özelliklerine göre, yetkili kişinin ticari vekil ya da daha dar yetkili tüccar olup olmadığının, müvekkiline karşı yetkili olarak davranıp davranmadığının, dürüstlük ve iyi niyet kuralları çerçevesinde hareket edip etmediğinin incelenmesi gerektiğini, dairenin devir işleminin borca karşılık yapıldığını, davacı şirketin hakim ortağı olan Adem'in ödeme almaya yetkili sayılması gerektiğini, devir yapılırken davacı şirket muhasebecisine vekalet verildiğini, tapu kayıtlarına göre; satış bedelinin davacının alacağının tamamını karşıladığını, sözleşmede davacıya 13. kat ve üzerinde bir daire verileceğini, verilen dairenin de 13. katta olmasının borca karşılık devredildiğini gösterdiğini, ticari defter kayıtlarından da bu durumun açık olduğunu, davacının müvekkili şirkete çek vermesinin tapudaki devir işleminin icazet verdiğini gösterdiğini, davacının Aralık 2013 tarihli hakedişteki ek kesintiye itiraz etmediğini, ... ile davalı arasında, dava konusu akdi ilişki dışında başka bir hukuki ilişki bulunmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddedilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Dairemizin kaldırma kararına uygun olarak gerekli inceleme ve değerlendirmeler yapılarak karar verildiği anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde belirttiği itirazlarını temyiz dilekçesinde yinelemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağına ilişkin yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddeleri
3. Değerlendirme
Taraflar arasında imzalanan taşeronluk sözleşmesinde, taşeron olan davacının iş bedeli olarak yapılacak inşaattan bir adet 2+1 daire ve bedeli sözleşmede belirli olmayan bakiyenin aylık hak edişler ile ödeneceği kararlaştırılmış, taşerona verilecek dairenin ek protokol ile daha sonra belirleneceği kararlaştırılmış, ancak taraflar arasında böyle bir protokol imzalanmamıştır.
Dava konusu olayda ihtilaf, yüklenicinin taşeron şirket yerine şirket temsilcisi olan ...'e tapuda vermiş olduğu bağımsız bölümün, taraflar arasındaki sözleşme gereği taşeronun yaptığı iş karşılığı olarak verilmiş bir daire olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Her ne kadar mahkemece davacı şirket temsilcisine verilmiş olan dairenin sözleşmede yapılan işler için verilmiş olduğu kanaatine varılamamış ve davanın kabulüne karar verilmiş ise de; davacı şirket temsilcisi ...'in 23.02.2010 tarihinde 10 yıllığına davacı şirketin tek yetkili şirket temsilcisi olarak belirlendiği ve ticaret siciline bildirildiği, söz konusu dairenin 11.10.2013 tarihinde şirket yetkilisi ...'e devredildiği, bu şahsın şirketin tek yetkilisi olduğu gibi davacı şirketin aynı zamanda hakim ortağı olduğunun (%90'ın üzerinde hisse oranı ile) dosya kapsamına göre sabit olduğu, dairenin devrine ilişkin tasarrufun, edimin şirkete ifasına ilişkin olduğunun açık olduğu, bunun aksinin düşünülmesinin hakkın kötüye kullanılması kapsamında TMK'nın 2. maddesine aykırı olacağı ve davalı tarafın yemin delili hakkını kullanıp kullanmamasının ve bilirkişi raporunun esas alınmasının sonuca etkisinin bulunmadığı da dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması uygun görülmüştür.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!