6. Hukuk Dairesi 2023/3037 E. , 2024/264 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya direnme kararı verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin maliki olduğu taşınmazda bina yapımı için davalı ... /... İnşaat Firması ile anlaşarak 03.07.2009 tarihli sözleşme imzaladığını ve inşaat projesinin yapılarak ruhsatlarının alınması için 02.07.2009 tarihinde davalıya vekâletname verdiğini, söz konusu binanın yapımı için makbuzlar karşılığında davalıya toplam 66.000,00 TL ödendiğini, anılan makbuzları kendi el yazısı ile düzenleyen davalının imzaları mimar ortağı ve nişanlısı olduğunu söylediği dava dışı ...’a attırdığını, müvekkili tarafından ödemeler yapıldığı hâlde davalı ve nişanlısı/ortağı olduğunu söylediği ...’ın sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediğini, görüşmelerin başından beri davalının işi yapacağı, aynı şekilde birçok işi yapıp bitirdiği, nişanlısı olduğunu söylediği ...’ın mimar olduğu konusunda müvekkilini inandırdığını, sonradan müvekkilinin ...’ın mimar olmadığını öğrendiğini, davalının sözleşmeyi kendisinin hazırlamasına, sözleşmenin üç maddesinde el yazısı ile düzeltme yapmasına ve makbuzları kendi el yazısı ile tanzim etmesine rağmen imzaları ...’a attırdığını, müvekkilinin işin yapılıp yapılmadığının tespiti için Üsküdar 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/57 Daire ... sayılı dosyasında yaptırdığı tespit sonucu alınan raporda işin hiçbir şekilde yapılmadığının tespit edildiğini, müvekkili tarafından 28.07.2011 tarihinde davalıya gönderilen ihtarnamede sözleşmenin feshedildiği bildirilerek yapılan ödemenin faizi ile birlikte iadesinin istenildiğini, ihtarnamenin davalıya 04.08.2011 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının 18.08.2011 tarihli cevap ihtarında imzasını içeren herhangi bir sözleşme bulunmadığını ve para almadığını, taraf sıfatı bulunmadığını savunduğunu, bunun üzerine müvekkilinin davalıdan olan alacağını tahsil etmek amacıyla ... ... 14. İcra Müdürlüğünün 2014/10501 Esas sayılı dosyasında davalı aleyhine icra takibi başlattığını, davalının haksız ve kötüniyetle borca ve fer’îlerine itiraz ettiğini ileri sürerek, davalı tarafından yapılan tüm itirazların iptaline, takibin devamına ve %40 oranından az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sunduğu 03.07.2009 tarihli sözleşmede müvekkilinin imzasının, el yazısının ve şirket kaşesinin bulunmadığını, dava konusu sözleşmenin ... ile davacı arasında imzalandığını ve ikisi arasında bir takım taahhütleri içeren bir sözleşme olduğunu, müvekkilinin böyle bir sözleşmenin yapıldığından haberi ve bilgisi olmadığı gibi, yetkisiz temsilcinin imzaladığı sözleşme kural olarak temsil edileni bağlamayacağından dava konusu sözleşmenin de müvekkili açısından hukuken bağlayıcı olmadığını, dava dilekçesinde sözü edilen makbuzlarda da ... ...’ın imzasının bulunduğunu, müvekkilinin bu makbuzlarda imzası bulunmadığı gibi alındığı iddia edilen paralardan da haberi olmadığını, bu nedenle makbuzlardan da ... ...’ın sorumlu olduğunu, müvekkilinin hiçbir zaman ... ...’ın mimar olduğu konusunda davacıyı kandırmadığını, aslında müvekkilinin kandırıldığını ve ...’un mimar olmadığını sonradan öğrendiğini, gayrimenkul yapım sözleşmesinde ve makbuzlarda adı ve imzası bulunmayan müvekkilinin davanın tarafı olmadığı gibi, davacıya karşı herhangi bir borcunun da bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
... ... 2. Asliye Mahkemesinin 30.05.2019 tarihli ve 2017/156 Esas, 2019/255 Karar sayılı kararı ile; "tüketici mahkemesince verilen görevsizlik kararının onanması üzerine yapılan yargılama sonucu taraflar arasında akdedilmiş yazılı bir sözleşmenin varlığından bahsedilemeyeceği, ancak davalının bir beyanına göre kendisine ait olan, diğer beyanına göre de yanında işçisi olarak çalışan dava dışı ... ile birlikte ortaklaşa faaliyet yürüttüğünü belirttiği, ceza dosyası ve hukuki ihtilâf olduğu gerekçesiyle takipsizlik ile sonuçlanan soruşturma dosyalarından tarafların sözleşme hükümlerini yerine getirmedikleri ve aldıklarını iade etmeleri gerektiğinin anlaşıldığı, davacı adına yapılan ödemelerin dava dışı ... tarafından tahsil edildiği, ancak davalının iç mimar olduğu ve davacı ile arasında yazılı sözleşme bulunmasa dahi sözleşme hükümlerini kendisinin bizzat yerine getireceği inancını doğurmak suretiyle davrandığı, firma adına tahsil edilen ve bizzat yerine getirilmesi gerektiği hâlde ifa edilmeyen sözleşme doğrultusunda aldıklarını iade etmesi gerektiği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının icra dosyasına yaptığı itirazının 66.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline ve takibin devamına, bu miktara takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalının hesaplanabilir ve likid bir borcu olduğunu bildiği hâlde haksız şekilde takibe itiraz ederek durmasına sebebiyet verdiğinden İİK.’nın 67/2 nci maddesi gereğince takdiren alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatı ile mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 30.06.2020 tarihli ve 2019/3309 Esas, 2020/1951 Karar sayılı kararı ile;
“…Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
Davalı tarafın temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacı ile davalı arasında imzalanan bir sözleşme bulunmamaktadır. Ancak davacı, 03.07.2009 tarihli sözleşmenin davalıyı temsilen imzalandığını ve bu sözleşmenin davalıyı bağladığını iddia etmektedir.
Kural olarak 818 sayılı BK'nın 32 ve 6098 Sayılı TBK'nın 40. maddesi hükümlerine göre, yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar, alacak ve borçları temsil olunana intikâl eder. Hukuki muamelede bulunanın yetkili temsilci olmaması halinde, temsil olunanı bağlamayacağından şahsen sorumlu olur. Ancak 818 Sayılı BK'nın 38 ve 6098 sayılı TBK'nın 46. maddelerinde, bir kimsenin yetkisi olmadığı halde temsilci olarak bir hukuki işlem yaptığı ve bu işlemi temsil olunan tarafından onandığı ve icazet verildiği taktirde temsil olunanı bağlayacağı kabul edilmiştir.
Somut olayda davacı, 03.07.2009 tarihli sözleşmenin davalıyı temsilen imzalandığını ve bu sözleşmenin davalıyı bağladığını iddia etmektedir. Mahkemece, sözleşmeyi imzalayan dava dışı F.... ...'ın yaptığı benzer işlemlerin temsil olunan tarafından benimsenip benimsenmediği, onanıp onanmadığı hususunda herhangi bir inceleme yapılmamıştır. F. ... ...'ın yetkili temsilci gibi davranıp davranmadığı konusunda inceleme yapılmamış olduğundan, ticaret sicil kayıtları ile gerekirse banka kayıtları da araştırılarak, defterler üzerinde inceleme yapılıp benzer işlemlerin tarafından temsilci sıfatıyla hareket ederek yapılıp yapılmadığı, davalının temsilcisi gibi görüp görmediği hususunda araştırma yapılıp, davalının temsilcisi olduğunun yahut temsilci gibi hareket ettiğinin saptanması halinde davaya konu sözleşmenin davalıyı bağlayıp bağlamadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir...” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B.Direnme Kararı
... ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.03.2021 tarihli ve 2020/298 Esas, 2021/60 Karar sayılı kararı ile; önceki kararın gerekçesi aynen tekrarlanmak suretiyle direnme kararı verilmiştir.
C.Direnme Kararının Temyizi
Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
D.Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2023 tarihli ve 2022/(15)6-70 Esas, 2023/773 Karar sayılı kararı ile,"...ceza dosyasında ve soruşturma dosyasında alınan beyanlardan dava dışı ...’ın davalı nam ve hesabına onun temsilcisi sıfatıyla hareket ettiği, davalı ile ...'ın birlikte ve ortaklaşa faaliyet yürüttüğünün saptandığı, dolayısıyla ... tarafından yapılan işlemlerin davalı yönünden bağlayıcı olduğu, mahkemece hüküm tesisine elverişli olacak şekilde yeterli inceleme ve araştırmanın yapıldığı anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca ilk derece mahkemesince verilen direnme kararı usul ve yasa hükümlerine uygun olup, yerindedir. Ne var ki, Özel Dairece bozma nedenine göre davalı vekilinin hükmedilen miktara yönelik diğer temyiz itirazları incelenmediğinden, bu yönden inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir..."gerekçesiyle davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde,yerel mahkemenin hukuki ve maddi gerçeği araştırmadığını, iddialar doğrultusunda hüküm kurduğunu, sözleşmenin müvekkili veya yetki verdiği bir kişi tarafından akdedilmemiş olduğunu, bu nedenle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, mahkeme huzurunda dinlenen davacı tanıklarının hiçbirinin davacı ile müvekkili arasında akdedildiği iddia edilen sözleşme ilişkisine dair görgüye dayalı bilgisi bulunmadığını, davacı tarafından dinlenmesi talep olunan tanıkların gerek davacı ile akrabalık ilişkileri çerçevesinde tanıklığına şüphe düşürecek durumun varlığı, gerekse davaya konu uyuşmazlık ile ilgili görgülerinin bulunmaması nedeniyle tanık beyanlarına itibar edilerek hüküm tesis edilmesinin hukuka ve usule açıkça aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, eser sözleşmesinin feshi sebebiyle yapılan ödemenin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptâli istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddeleri, 40. ve 46. maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası,
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2 inci maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, Hukuk Genel Kurulunca direnmenin uygun olduğu tespiti yapılmış olmasına göre, hükmedilen miktar usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan mahkeme kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
Dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
18.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!