6. Hukuk Dairesi 2023/2216 E. , 2024/658 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen menfi tespit/istirdat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kefil olarak yer aldığı genel kredi sözleşmesine ilişkin senede dayalı olarak davalı tarafça müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, genel kredi sözleşmesinin sahte ve yok hükmünde olduğunu ileri sürerek davalıya borçlu olmadığının tespiti ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının belgelerdeki imzayı kabul ettiğini, senede karşı def'i olarak ileri sürülen ve senedin hüküm kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin yazılı belge ile ispatı gerektiğini, davanın haksız ve kötü niyeli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 09.01.2014 tarihli ve 2012/117 E., 2014/18 K. sayılı kararı ile; takibe dayanak senette kefil sıfatı ile imza atan davacının kefalet miktarının yazılmadığından kefaletin geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının takibe konu borç nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile takibin davacı yönünden iptaline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 27.04.2016 tarihli ve 2016/2247 E., 2016/2709 K. sayılı ilamı ile; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddiyle davacı aleyhine başlatılan icra takibinde taşınmazına haciz konularak satıldığı ve bedelinin de davalı yana ödendiğinin anlaşıldığı, eldeki davanın icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkin olduğu, İİK'nın 72/VI maddesi uyarınca davada tedbir kararı alınmamış ve borcun bir kısmı da ödenmiş olmakla ödenen kısım açısından davaya istirdat davası olarak devam edilmesi, ödenmeyen kısım açısından ise, menfi tespit hükmü kurulması gerekirken belirtilen bu hususlar gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu kredi borç senedi altında davacıların murisi ...'in müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzası bulunsa da imzalanan sözleşmede davacının kefil olduğu borç miktarının belirtilmediği ve bu haliyle kefilliğinin geçerli olmadığı, icra dairesince satışı yapılan davacılar murisine ait taşınmazların satışı ile davalı alacaklı kooperatife 08.06.2012 tarihinde 34.914,25 TL ödendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacılar murisinin davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, davalı kooperatif hesabına yatırılan 34.914,25 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazların kıymetleri yaklaşık olarak 72.000,00 TL olduğunu, davanın en azından bu bedelden kabul edilerek karar verilmesi gerektiğini, müvekkilin bu satıştan zararının taşınmazın icra sırasındaki değer ile ödense dahi karşılanmayacak iken sadece kooperatife ödenen miktarın müvekkile yasal faizi ile ödenmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, mevduata ödenen en yüksek faiz üzerinden faize karar verilmesi gerektiğini, ayrıca kötü niyet tazminatına da karar verilmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının genel kredi sözleşmesinde kefillikle ilgili tüm haklarından feragat ettiğini, borç ve alacak durumu ile ilgili olarak kooperatif kayıtlarının kesin delil olarak kabul edildiğini ve aynı zamanda genel kredi sözleşmesinde imzası bulunan ve yönetim kurulu üyesi olan davacının kendi tanzim ettirip imzalamış olduğu sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ve dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, davacının iddia ve savunmasının genişletilmesine muvafakat etmediklerini, gerekçeli karar başlığında müteveffa davacının mirasçılarının gösterilmediğini, davanın esasına hiçbir etkisi olmayan keşif masraflarından müvekkil kurumu sorumlu tutmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, istirdat davası ile ilgili olarak ödeme tarihinden itibaren işleyecek faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 72 nci maddesi, Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427 ncı ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
3.1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun geçici 3 ncü maddesinin 2 nci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 427 nci maddesi ile 439 ncu maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3.2. Mahkemece her ne kadar müteveffa davacı ...'in mirasçılarına karar başlığında yer verilmemiş ve davalı kooperatif vekilince temyiz sebebi yapılmışsa da bunun her zaman düzeltilebilmesi mümkün maddi hata niteliğinde olduğu anlaşıldığından bozma sebebi yapılmayarak sadece eleştirilmekle yetinilmiştir.
3.3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!