6. Hukuk Dairesi 2023/1954 E. , 2023/2086 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/294 E., 2021/48 K.
...
...
HÜKÜM/KARAR : Ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kooperatif üyeliğinden kaynaklı tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacılar vekilleri Avukat ... ve Avukat ... geldiler. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ...’ün dava dışı ...'dan, ...’ün ise yine dava dışı ... 'ndan 05.09.1994 tarihli devir sözleşmesiyle davalı kooperatif hissesi satın aldıklarını ve kooperatife üye olduklarını, çekilen kura neticesinde 607 parsel üzerinde denize bakan tarafta iki adet villanın müvekkiline teslim edildiğini, ancak üçüncü kişilerce açılan davalar sonucu taşınmazların dava açan bu kişiler adına tescil edildiğini, kooperatifin üyelik karşılığı iki adet villayı müvekkillerine tahsis edemediğini ileri sürerek, villaların bedeli olarak 438.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili kooperatif ile dava dışı yükleniciler ...,... arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye istinaden yüklenicilere isabet eden yerlerin kimlere tahsis edileceğinin yükleniciler tarafından kooperatife bildirildiğini, bu kişiler arasında üyeliklerini davacılara devreden ...,...'nun da bulunduğunu, üyeliğin bu şekilde oluşturulduğunu, yüklenicilere tahsis edilen bu yerlerin daha sonra yükleniciler tarafından açılan dava sonucu mahkeme kararı ile yükleniciler adına tescil edildiğini müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.04.2010 tarihli ve 2006/115 Esas, 2010/355 Karar sayılı kararı ile; davacıların üyeliklerinin, davalı kooperatif ile dava dışı yükleniciler arasında yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yüklenicilere düşen taşınmazların yükleniciler tarafından davacılara devredilmiş olmasından kaynaklandığı, davacılara düşecek taşınmazların kura çekiminden önce belli olduğu, davacıların davalı kooperatifin diğer üyelerinin aksine kuraya katılmadıkları, davalı kooperatif tarafından davacılara karşı üstlenilmiş bir konut tahsisi borcunun bulunmadığı, tahsis borcunun borçlusunun davalı kooperatif değil kendilerine devir yapan ...,... ile yükleniciler olduğu, kaldı ki davacılara devri yapılan taşınmazların kooperatifin elinden çıkmasının nedeninin bizzat davacılara devir yapan yükleniciler olduğu, bu durumda davanın kooperatife yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davacıların davasının sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 02.03.2012 tarihli ve 2011/3395 Esas, 2012/1607 Karar ile; davacıların davalı kooperatifin ortağı oldukları, davacıların yükleniciler adına tahsis edilen bağımsız bölümlerin, yine dava dışı kişilere devredilmesi, bu kişilerin de davacılara devretmeleri sonrasında davalı kooperatifin ortakları oldukları, davanın pasif husumet yokluğundan reddi doğru olmadığı, davacıların, davalı kooperatifin normal ortağı mı, yoksa peşin bedelli ortağı mı oldukları, davacılara bağımsız bölüm tahsisi yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise, bu yerin neresi olduğu hususlarının yukarıda anılan taahhütname de nazara alınmak suretiyle açıklığa kavuşturulması, davacılara bağımsız bölüm tahsisinin mümkün olmaması hâlinde ise, davacılara ödenebilecek tazminat miktarının altılı formüle göre hesaplanması gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 13.01.2015 tarihli ve 2012/942 Esas, 2015/39 Karar sayılı kararı ile Özel Dairenin bozma kararına uyulduktan sonra, bozma kararı sonrasında yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere, davacılara bağımsız bölüm tahsisinin yapılamayacağı, buna göre davacılara ödenebilecek tazminat miktarının hesaplandığı, sunulan bilirkişi raporlarında bu tazminat miktarının 35.898,38 TL olarak belirlendiği, öte yandan, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 98 inci maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 43 ve 44 üncü maddeleri gereği değerlendirme yapılarak hesaplanan bu tazminat miktarından takdiri indirim yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 30.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. İKİNCİ BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 09.05.2019 tarihli ve 2016/3661 Esas, 2019/1825 Karar sayılı kararı ile;
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki temyiz sebepleri dışındaki sair temyiz sebeplerinin reddine,
2-Yüklenici davacıların temlik etmiş olduğu hakkı temliği saklayarak dava yoluyla elde etmiş olduğundan aynı hakka dayanarak davacıların kooperatiften talepte bulunmaları mümkün olmayacağı, kooperatifin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle yükleniciye vermeyi vaadettiği bağımsız bölümlerle ortaklık nedeniyle taahhüt altına girdiği ifa iç içe girmiş olduğundan yüklenicilere karşı edim yerine getirilmiş olmakla kooperatifin borcunun kalmadığı dava konusu olayda davacıların kooperatife aidat ödeme taahhüdünün varlığı gözönüne alındığında bu aidatın ödenmiş olsa dahi genel gider aidatı olduğunun kabulü gerektiği, mahkemece, davacıların kooperatiften talep edebilecekleri bir edim bulunmadığı yapılan yargılama ile sabit olmasına rağmen bozmaya yanlış mana verilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyerek bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 22.02.2021 tarihli ve 2019/294 Esas, 2021/48 Karar sayılı kararı ile ikinci bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu kooperatifin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle yükleniciye vermeyi taahhüt ettiği bağımsız bölümlerle ortaklık nedeniyle borçlandığı ifa iç içe geçmiş olduğundan yüklenicilere karşı edim yerine getirilmiş olmakla kooperatifin borcunun kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Birbiri ile çelişkili iki bozma kararı olması nedeni ile incelemenin Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılması gerektiği, yüklenicinin açtığı davayı iş bu davanın davacıların ihbar dahi etmediği, davacının zararının kooperatif tarafından karşılanması gerektiği, yüklenici ile davalı arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde davacıların taraf olmadığını beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı kooperatif ortağı olan davacılar adına tahsis edilen bağımsız bölümlerin, açılan dava sonunda üçüncü kişiler adına tescil edilmesi nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Hukuk Genel Kurulunun 2022/(23)6-686 Esas, 2023/273 Karar sayılı kararı ile eldeki davada, Dairece verilen birinci bozma kararı araştırmaya yönelik olup kesin bozma niteliğinde olmadığı gibi birbirleriyle çelişen iki ayrı bozma kararı da bulunmadığı, HUMK’un 429/4 üncü maddesinde düzenlenen koşullar gerçekleşmediği, bu nedenle mahkemece Dairenin ikinci bozma kararına uyularak verilen son kararın temyiz incelemesini yapma görevinin Hukuk Genel Kuruluna değil Dairemize ait olduğuna dair karar dikkate alınarak, temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilmediğinden davalı yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!