WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Haziran 2026

YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

6. Hukuk Dairesi         2022/5194 E.  ,  2024/791 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/982 E., 2022/1015 K.
HÜKÜM/KARAR : Kararın kaldırılması ve yeniden hüküm kurulması ile davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/1534 E., 2019/123 K.

Taraflar arasında açılan hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince kararın kaldırılması ve yeniden hüküm kurulması ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 01/12/2013 tarihli ‘... işletme sözleşmesi’ akdedildiği, sözleşme gereğince davalı şirket bünyesinde işletilen ... Hastanesinde zorunlu ... kadrosu dışında özel mevzuat gereği Pr.Dr....'e tanınan 60 yaş üzeri emekli hekimlerce kullanılabilen kadro ile ‘... kliniği’ oluşturulması ve işletilmesi hususunda anlaşıldığını, sözleşme ile belirlenen işletim tarzının 01.12.2013 - 24.10.2014 arası nizasız ve ihtilafsız uygulandığını, davalı şirketin 20.10.2014 tarihli ihtar ile 3 ay sonra geçerli olmak üzere işletme sözleşmesini feshettiğini, davalının sözleşmenin 7.3-7.4 maddelerindeki taahhüdünü ihlal suretiyle mütemerrit duruma düştüğünü, mutabakat tutanağının davalı şirketin kusurlu davranışları nedeniyle gerçekleştirilemediğini, müvekkilinin alacağın kesinleşmesi ile fatura tanzim edebileceğini, davalının sözleşmeye aykırı fiiller sergilediğini, müvekkilinin hak edişlerini ödemediğini, müvekkilinin manevi zararlarını da davalının karşılaması gerektiğini belirterek şimdilik işletme sözleşmesinin feshi dolayısıyla tahakkuk etmiş alacaklarına karşılık 3.000 ile 3 aylık fesih önelinde tahakkuk edecek alacaklarına karşılık 1.000,00 TL ve sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle 100.000,00 TL manevi tazminatın fesih tarihinden itibaren sözleşmenin 7.3 maddesi gereği aylık %1 faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından mahkemeye sunulan sözleşmenin hiçbir yerinde sözleşme ve tarih imzasının bulunmadığını, davacının sözleşmenin 01/12/2013 başlangıç tarihli olduğunu ispatlaması gerektiğini, sözleşme içeriği ile sözleşme süresinin Pr.Dr. ...'in hastane nezdinde resmi başlangıç tarihi itibari ile (28.06.2014) başladığını, davacı tarafından ticari hayatın gerektirdiği özen ve ihtimamın yeterince yerine getirilmediğini, davacı şirket yetkilisi ...'in çalışma saatlerine riayet etmediğini, ihbarnamede sözleşmenin 10. maddesi gereği fesih ihbarnamesinin tebliğinden itibaren 3. ayın sonunda sözleşmenin fesih olacağının, fesih tarihine kadar ...'in çalışma saatlerine uygun, aktif ve verimli çalışmasının sağlanmasının gerektiğinin davacı şirkete ve ...'e bildirdiğini, ...'in 18.11.2014 tarihli yazılı beyanında iş saatlerini kendisinin planlayacağını, işe istediği zaman geleceğini belirterek aynı şekilde davranmaya devam etmesi üzerine ...'in 27.05.2014 tarihli iş akdinin 24.11.2014 tarihi itibariyle sona erdiğini aynı zamanda bu tarihin 10. madde gereği sözleşmenin de son bulduğu tarih olduğunu, ...'in iş akdinin haklı nedenle fesih edildiğini, fesih ile sözleşmenin kendiliğinden son bulduğunu, bu durumda 3 aylık fesih önelinin söz konusu olmadığını, 3 aylık tahakkuk edecek alacakların talep edilemeyeceğini, sözleşmenin 7/3 maddesinde yer alan akdi faiz oranının ciro paylaşımına esas alacak tutarları için uygulanacağını, manevi tazminata ilişkin olmadığını, faiz başlangıcının faturalandırma işleminden sonra öngörülen 90 günlük sürenin geçmesini müteakip uygulanmaya başlayacağını davacının dönemsel mutabakat hususunda yükümlülüklerini yerine getirmediğini alacak miktarını faturalandırmadığını, 7.3 ve 7.4 hükümlerine göre 90 + 15 günlük vade süreleri dolmadan varlığı iddia olunan alacak muaccel hale gelmeden dava açıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tanık beyanlarına göre Prof.Dr....'in mesai saatlerine riayet etmediği, ilgili kolluk evraklarına göre 2014 yılında müteaddit defalar yurt dışına çıkış yaptığı, davalı tarafça iş akdinin 24.11.2014 tarihi itibariyle fesholunduğu, davacı tarafın sözleşmenin 3. maddesinde yer alan yükümlülükleri gereği poliklinik hizmeti verme edimi bakımından Prof.Dr....'in alanında isim yapmış bir hekim olması ve hastaların tercihinde önemli bir unsur olması nedeniyle davacının bu edimini tam ve eksiksiz olarak ifa edemediği, davalı tarafça sözleşmenin feshine dair 20.10.2014 tarihli ihtarnameyle sözleşmenin feshinde haklı olduğu ve sona ermesinde herhangi bir kusurun bulunmadığı, davacı tarafça iddia olunan tasfiye alacağı bakımından ise her iki tarafa da hesap mutabakatı bakımından sözleşmede yükümlülük yüklenmesine karşın davalı tarafça sözleşmenin feshinden önce hesap mutabakatı konusunda herhangi bir ihtar veya talepte bulunulduğunun ispat olunamaması ve davalı taraftan tasfiye alacağının istenebilmesi için davacı tarafça bu alacağın fatura edilmesi şartının bulunuyor olması, celbi talep olunan iş mahkemesi ilamları incelendiğinde ise iş sözleşmesinin esas bakımından haklı veya haksızlığı konusunda bir değerlendirme yapılmış olmayıp işe iade davası ve iş güvencesi kapsamında sözleşmenin feshinde uygulanması gereken usul bakımından değerlendirme yapılmış olması, maddi ve manevi tazminat talebine dair davaların ise reddolunmuş olması nedenleriyle davalı tarafça sözleşmenin herhangi bir önele gerek kalmaksızın davacının edimi tam olarak ifa etmeyerek ihlali nedeniyle feshinde davalının haklı olduğu, alacağın doğması ve istenebilir olması için de davacı tarafça sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle yerinde olmayan ve ispat olunamayan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle işletme sözleşmesinin Prof.Dr.... ile akdolunmadığını, ileride kurulacak ... Hiz. A.Ş. İle düzenlendiğini, sözleşmede getirilen yükümlülüklerin müvekkil şirkete ait olup, bizzat Prof.Dr....'e özel bir yükümlülük getirilmediğini, kaldı ki; müvekkil şirketin her zaman iki kadrolu uzman hekimi ve şirket ortağı Op.Dr....'ı hastanede hazır bulundurduğunu, sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerin yerine getirildiğini, Prof.Dr....'in işten ayrılması halinde dahi, davacı ... Hiz. A.Ş. üç ay içinde yönetimin onay vereceği beyin cerrahisi yöneticiliği için yeni bir öğretim üyesiyle anlaşması durumunda sözleşmenin aynı koşullarda devam edeceğinin sözleşmenin 10. maddesinin 2. fıkrasında açıkça vurgulandığını, taraflar arasındaki hesap mutabakatının yapılmamasının tek sorumlusu olarak müvekkil şirketin gösterilmesinin hatalı olduğunu, oysa davalının kusuru ile mutabakatın yapılamadığını, kaldı ki sözleşmenin davalı tarafça tek taraflı feshedilmesi nedeniyle mutabakat yapılsın ya da yapılmasın, sözleşme haklı nedenle feshedilsin ya da edilmesin müvekkil şirketin geçmişe dönük tasfiye alacağını talep etme hakkı bulunduğunu belirterek hükmü istinaf etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Gaziosmanpaşa Hastanesi'nin ... kliniğinin işletmeciliğinin henüz şirket tescil edilmeden davacı şirkete verildiği, bu hususta şirket adına Prof. Dr. ... ile davalı şirket arasında sözleşme imzalandığı, davacı tarafın sözleşmenin 3. maddesinde yer alan yükümlülükleri gereği poliklinik hizmeti verme edimi bakımından Prof.Dr....'in alanında isim yapmış bir hekim olması ve hastaların tercihinde önemli bir unsur olduğu ancak Prof.Dr....'in mesai saatlerine riayet etmediği, hastane yönetiminden izin almaksızın ilgili kolluk evraklarına göre 2014 yılında müteaddit defalar yurt dışına çıkış yaptığı, Gaziosmanpaşa 4. Noterliği, 20/10/2014 tarihli ihtarnamesi ile Gaziosmanpaşa 4. Noterliği, 20.10.2014 tarihli ihtarnamesi ile söz konusu birimin işletilmesi esnasında kamuya ve hastalara sözleşme ile öngörülen standartlarda hizmet verilemediği, ...'in başhekimlik makamının onayı olmadan birçok kez hastaneye gelmediği, izinsiz olarak yurt dışına çıktığı, tam zamanlı olarak çalışmadığı belirtilerek işletme sözleşmesinin muhataba tebliğ edildiği tarihten itibaren 3 ay sonra geçerli olmak üzere feshedildiği, fesih tarihine kadar ...'in hafta içi 08:30-15:00 cumartesi günleri 08:00-13:00 arası hastanede çalışmasının sağlanması, izinsiz ve çalışma günlerini kapsayacak şekilde yurt dışına çıkmasının engellenmesi aksi halde hekimin iş sözleşmesinin haklı ve geçerli nedenle fesih edileceği ihtarından sonra ...'in sözleşmede kararlaştırılan mesai saatlerini uymadığından 24.11.2014 tarihi itibariyle iş sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği, taraflar arasındaki işletme sözleşmesinin 10 maddesi uyarınca Prof.Dr....'in ayrılması ile son bulacağı hükmü uyarınca işletme sözleşmesinin de 24.11.2014 tarihi itibariyle sona erdiği anlaşıldığı, mahkemece her ne kadar tasfiye alacağı bakımından her iki tarafa da hesap mutabakatı bakımından sözleşmede yükümlülük yüklenmesine karşın davalı tarafça sözleşmenin feshinden önce hesap mutabakatı konusunda herhangi bir ihtar veya talepte bulunulduğunun ispat olunamaması ve davalı taraftan tasfiye alacağının istenebilmesi için davacı tarafça bu alacağın fatura edilmesi şartının bulunuyor olması gerekçesiyle hak ediş alacağından kaynaklı maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiş ise de, hesap mutabakatının yapılması ve hak ediş alacağın fatura edilmesi alacağın muacceliyetine ilişkin olup alacağın varlığını ortadan kaldırılmayacağı gibi sözleşmenin haklı ya da haksız nedenle feshedilmesinin de bir önemi olmadığı, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşme feshedildiğinden davacının sözleşmesinin feshedildiği tarihe kadar hak ediş alacağını talep etmesinde yasal engel bulunmadığı, davacı şirketin her ne kadar 01.04.2014 tarihinde tescil edilmiş ise de davaya konu kliniğin 01/12/2013 tarihinden itibaren işletildiğinin anlaşıldığı, TTK 355/2. maddesi " ... Tescilden önce şirket adına işlem yapanlar ve taahhütlere girişenler, bu işlem ve taahhütlerden şahsen ve müteselsilen sorumludurlar. Ancak, işlem ve taahhütlerin, ileride kurulacak şirket adına yapıldığı açıkça bildirilmiş ve şirketin ticaret siciline tescilinden sonra üç aylık süre içinde bu taahhütler şirket tarafından kabul olunmuşsa, yalnız şirket sorumlu olur. " şeklinde düzenlendiği, henüz davacı şirket tescil edilmeden sözleşmenin şirket adına şirketin kurucu ortaklarından ... tarafından imzalandığı, tescilden önceki verilen hizmetlerin ileride kurulacak şirket adına ifa edildiği, şirketin kurulmasıyla birlikte yapılan işlemlere icazet verildiği anlaşılmakla davaya konu sözleşmeden doğan hak ve borçların da şirkete ait olduğu kabulü gerekeceği, bu nedenle davacı şirketin kliniğin işletilmeye başlandığı 01.12.2013 tarihinden sözleşmenin feshedildiği 24.11.2014 tarihine kadar hak ediş alacağına hükmedilmesi gereceği, bu itibarla sözleşmenin 7.2 Maddesinde uyarınca hesaplanan hak ediş alacağının tespiti ilişkin dosyaya sunulan bilirkişi ek raporu raporu denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçeleriyle davacının istinaf taleplerinin kabulü ile kararın kaldırılması ve yeniden hüküm kurulması ile 237.055,32 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Yine davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği tarihten itibaren sözleşmede kararlaştırılan aylık %1 oranında işleyecek temerrüt faizi ile birlikte tahsili talep edilmiş ise de davalının dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediği kanaatiyle hüküm altına alınan tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek sözleşmede kararlaştırılan aylık %1 oranında yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin sözleşmenin haklı nedenle feshi hususunda hem fikir olduğunu, ilk derece mahkemesi kararındaki gibi sözleşmeye göre mutabakat için gerekli işlemler yapılmadan ve bu yönde bir talepte bulunmadan dava açılmasının mümkün olmadığını, davacının önce hesap mutabakatını sağlamak için başvuru yapması bunun mümkün olmaması halinde alacağının tespiti için dava açması gerekeceğini, yine her bir dönem hesabı önceki dönemi de kapsadığından daha önceki bir dönemde yapılan mutabakat sonrası fatura düzenlendiğine göre artık bundan önceki dönemlere ilişkin bir itirazi kayıt olmadığı da anlaşıldığından 237.055,32 TL üzerinden hüküm kurulmasının da hatalı olduğunu, yine taraflar arasında mutabakat koşulları sağlandıktan sonra ve bu yönde gerekli usul işlemleri yapıldıktan sonra faiz işlemeye başlayacağından, davalının daha önce temerrüde düşürülmediği anlaşıldığından faiz gerekçesinin de yerinde olmadığını ileri sürerek ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır.

2. İlgili Hukuk
TBK 393. madde ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci
fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.