6. Hukuk Dairesi 2022/4490 E. , 2023/2430 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/756 E., 2022/214 K.
Ünvanı: ... Tekstil Tic. ve San. A.Ş.)
vekili Avukat ...
Şirketi vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ : 13.10.2014
HÜKÜM/KARAR : Ret
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşmasız, davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 20.06.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir..
Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ve katılma yolu ile davalı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...,.. ada, 1 parsel sayılı taşınmazdaki H blokun tamamının natamam olarak Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.’dan 31.12.2012 tarihinde satın aldığını, davalı yüklenici şirket ile ... Market olarak kullanılan bölüm dışındaki kullanılmayan ve içerisi natamam olarak satın alınan taşınmazın tüm bölümlerinin eksiksiz olarak tüm dekorasyon, bilumum revizyon işlerinin yapımı ve tamamlanması karşılığında KDV dahil 5.000.000,00 TL bedelli istisna akdinin yapıldığını, sözleşme gereğince müvekkilinin davalıya 25.12.2012 tarihinde 1.330.000,00 TL ve 26.12.2012 tarihinde 3.670.000,00 TL olmak üzere toplam 5.000.000,00 TL’yi banka havalesi yoluyla ödediğini, davalının 31.12.2012 tarihli ve 5.000.000,00 TL bedelli faturayı “H blok revizyon ve dekorasyon bedeli” açıklamasıyla kestiğini, buna rağmen, davalı yüklenicinin ihmali nedeniyle sözleşmeye konu binaya su basmasına neden olduğunu, aradan geçen uzun zamana ve tüm şifahi uyarılara rağmen sözleşmede kararlaştırılan işleri yapmadığını, en sonunda şifahi olarak yapmayacağını belirterek taşınmazın anahtarlarını bırakmak suretiyle hukuken sözleşmeden döndüğünü, Akbank tarafından yaptırılan 28.11.2013 tarihli ekspertiz raporunda davalı yüklenicinin hiçbir imalat yapmadığının açıklandığını, müvekkiline bu nedenle zarara uğramasının yanında taşınmazı kiraya verilememesi nedeniyle kira kaybına da uğradığını, İstanbul Anadolu 14. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/111 D. İş sayılı dosyasında yapılan delil tespitine ilişkin bilirkişi kurulu raporunda davalı yüklenicinin sözleşmede belirlenen imalatları yapmadığının sözkonusu işlerin 20 kişilik kalifiye bir ekiple 30 günde tamamlanabileceğinin, taşınmazın bir aylık kira kaybının 222.220,00 TL olduğunun tespit edildiğini, bunun üzerine İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğünün 2014/15131 Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalıya ödenen 5.000.000,00 TL ile delil tespiti raporunda belirlenen kira kaybı olan 222.220,00 TL ve 15.445,85 TL olan delil tespit masrafının tahsilini talep ettiklerini, bu nedenle davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve davalının icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket yetkilisinin ...'nın İstanbul Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2013/177 Esas sayılı dosyada davalı şirketin yetkilisi ... aleyhine 5.000.000,00 TL'nin kaparo olduğu iddiası ile tahsili amacıyla dava açtığını, iddianın aksinin bu paranın komisyon olarak tahsil edildiğinin kanıtlanması üzerine davanın reddine karar verildiğini, davacı tarafın sebepsiz zenginleşme iddiasına göre bu iddianın davacı tarafça kanıtlanması gerektiğini, sunduğu delil ve belgelerin iddiasını kanıtlamaya yeter olmadığını, taraflar arasında davacının iddia ettiği gibi bir akit yapılmadığı gibi davacı tarafça sözleşmenin dosyaya sunulmadığı, sunulanın bir taslak olduğunu, müvekkili şirketin taşınmazı müteahhidi olmadığını, taşınmazı emlak konut GOA A.Ş.'den satın aldıktan sonra Vakıfbank T.A.O.'ya sattığını, binanın müteahhidinin emlak konut olup müvekkili şirketin binayı tamamla sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafın dayandığı e-postaların delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, fatura bedeli ödendikten sonra istisna akdinin tarihinin dilekçede yazılmamış olmasının anlaşılamaz olduğunu, buradan ödemenin daha önceki işler için yapıldığının anlaşılabilir olduğunu, ödemeden sonra tadilatlar için iki yıl beklenmesinin de anlaşılamaz olduğunu, sözleşmenin feshinden söz edilmesinin hayatın olağan akışına, mantık kurallarına aykırı olduğunu, ortada sözleşme olmadığı için feshinde söz konusu olmadığını, davaya konu fatura ve ödemenin davacının taşınmazı satın almadan önce yapılan işlere, dekorasyonlara ve eklere ilişkin olduğunu, müvekkilinden kaynaklı hiçbir zararın oluşmadığını, taşınmazın davacı tarafça muayene edilip teslim ve satın alındığını, davacının taşınmazın Vakıfbank T.A.O.'dan satın alması nedeniyle husumetin müvekkiline düşmediği gibi kira kaybınında müvekkilinden talep edilemeyeceğini bildirmiş, davanın görev, derdestlik ve esas yönünden reddine, davacının kötü niyet tazminat ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili; TMK'nın 176. maddesi uyarınca 25.12.2019 tarihli savunmalarını kısmen ıslah yolu ile genişletmiş, bu dilekçede İstanbul Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2013/177 Esas sayılı dosyasına sunulan satış protokolüne delil olarak dayandıklarını, dava konusu ödemenin 06.12.2012 tarihli satış protokolü uyarınca yapıldığını, davacı tarafın iddia ettiği gibi istisna akdi çerçevesinde ödenmediğini, müvekkili şirkete 24 ay süre ile 50.000.000,00 TL bedel karşılığında kullanmak üzere refah hakkı tanındığını, müvekkili şirketin satışa muvafakatı olmadan davacıya taşınmazın devrinin yapılmasının mümkün olmadığını, satış bedelinden 50.000.000,00 TL+KDV'nin bankaya, 10.000.000,00 TL+KDV'lik tutarın ise müvekkili bankaya ödenmesinin kararlaştırıldığını, 5.000.000,00 TL'nin dört ve bir milyon TL olmak üzere ... tarafından ...'a para makbuzu karşılığında ödendiğini, 28. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davanın bu para ile ilgili olduğunu, dava konusu edilen ödemelerinde satış protokolü ile kararlaştırılan 10.000.000,00 TL için yapıldığını bildirmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 17.04.2019 tarihli ve 2015/480 Esas, 2019/482 Karar sayılı kararı ile; taraflar arasında yazılı sözleşmenin bulunmadığı, davacı tarafça davaya dayanak yapılan adi yazılı anlaşma örneğinin imzasız olması nedeniyle taslak niteliğinde bulunduğu, ancak davalı tarafın davacı tarafa "H blok revizyon ve dekorasyon bedeli açıklaması ile KDV dahil toplam 5.000.000,00 TL'lik 31/12/2012 tarihli faturayı kestiği, davacı tarafça dekontlarda açıklama yer almasa da 25.12.2012 tarihinde 1.330.000,00 TL ve 26.12.2012 tarihinden 3.670.000,00 TL olmak üzere toplam 5.000.000,00 TL'nin havale yolu ile gönderildiği, bu belgelerin varlığının ve içeriğinin taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı, buna göre taraflar arasında H blokun revizyon ve dekorasyon işlerinin yapılması konusunda taraflar arasında sözlü anlaşmanın yapılmış olduğu, eser sözleşmesinin geçerliliği için yazılı olarak yapılmasının zorunlu bulunmadığı, bu kabule göre davalı şirketin yüklendiği, revizyon ve dekorasyonu yapıp yapmadığının tespiti ile eksik bırakılan işlerin bedelinin belirlenmesi gerektiği, İstanbul Anadolu 14. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/111 D. İş sayılı dosyasında yapılan keşiften sonra alınan bilirkişi raporunda eksik bırakılan işlerin değerinin 2.428.210,00 TL olduğu, tadilat işlerinin 20 kişilik bir ekip ile 30 günde tamamlanabileceğinin taşınmazın 1 aylık kira getirisinin 222.220,00 TL olduğunun belirlendiği, mahkememizce alınan bilirkişi kurulu raporunda da taşınmazın davacı tarafça bir başka şirketi satılarak devredilmesi nedeniyle satın alan şirket tarafından tadilat ve dekorasyon işlemlerinin yapılmış olması nedeniyle tespit dosyasında yapılan eksikliklere ilişkin belirlemelere göre tespit dosyasında varılan eksik iş değeri ile eksik işlerin yerine getirilme süresi ve bu sürede davacının uğradığı kira kaybının aynı miktarlarda olduğunun teyit edildiği ve işleyecek faizin yasal norma uygun olarak talep edildiği dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline, takibin 2.428.210,00 TL revizyon bedeli ve 222.220,00 TL kira kaybı olmak üzere toplam 2.650.430,00 TL alacak üzerinden devamına, davacı tarafın fazlaya ilişkin 2.571.790,00 TL revizyon bedeli ile değişik iş dosyasında yapılan delil tespiti masraflarının ancak yargılama giderleri içinde değerlendirilebileceği, alacağa dahil edilerek takip konusu yapılamayacağı göz önünde tutularak 15.445,85 TL delil tespiti masrafı olmak üzere toplam 2.587.235,85 TL'lik isteminin reddine, delil tespiti masraflarının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin alacağın likit olmaması ve yargılamayı gerektirmesi nedeniyle ve davalı tarafın kötü niyet tazminatı istemlerinin aynı nedenlerle ve ayrıca fazlaya ilişkin talepler yönünden davacı tarafın kötü niyetle talepte bulunmadığı göz önünde tutularak reddine karar vermek gerekmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarihli ve 2019/3375 Esas, 2020/3294 Karar sayılı kararıyla tarafların diğer temyiz itirazları reddedilerek dava dosyası arasında bulunan tapu kayıtları incelendiğinde, davaya konu H blokun 29.05.2012 tarihli kat irtifakı ile davalı adına tescil edildiği, 18.09.2012 tarihinde Türkiye Vakıflar Bankasınca davalıya 24 ay süreli geri alım hakkı tanınarak satın alındığı, Banka tarafından 31.12.2012 tarihinde davacıya satıldığı, 06.12.2012 tarihli “Satış Protokolü” başlıklı sözleşme incelendiğinde H blokun 60.000.000,00 TL bedelle davalı tarafından davacıya satılacağı, bu bedelin 50.000.000,00 TL artı KDV’nin Türkiye Vakıflar Bankasına, 10.000.000,00 TL artı KDV’nin ise davalıya ödeneceğinin düzenlendiği, tarihsiz “Muvafakatname” ile de davalı söz konusu binanın davacıya satışında bankaya karşı sahip olduğu geri alım hakkını kullanmayacağını taahhüt ettiği, İstanbul Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/177 Esas sayılı dosyasında, davacının geri alım hakkının kullanılmaması karşılığında davalıya 06.12.2012 tarihli sözleşmeye istinaden 07.12.2012 tarihinde 1.000.000,00 TL, 21.12.2012 tarihinde ise 4.000.000,00 TL olmak üzere toplam 5.000.000,00 TL ödediğinin kabul edildiği, mahkemenin bu kararı kanun yollarından geçerek kesinleştiği, temyize konu dava dosyasında ise davacının, davalıya eser sözleşmesi kapsamında iki ayrı banka havalesi yoluyla 25.12.2012 tarihinde 1.330.000,00 TL, 26.12.2012 tarihinde ise 3.670.000,00 TL toplam 5.000.000,00 TL ödediğini iddia ettiği, ödemeye esas banka makbuzları incelendiğinde, ödemenin niçin yapıldığına ilişkin makbuzlarda bir açıklama yer almadığı, 6098 sayılı TBK’nın 102. maddesine göre, kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödemenin muaccel bir borç için yapılmış sayılacağı, 6100 sayılı HMK’nın 31. maddesi hakime davayı aydınlatma ödevi getirmekte olup, mahkemece az yukarıda belirtilen TBK’nın 102. madde hükmü gözönünde bulundurularak davacıdan davaya konu ödemelerden başka davalıya yaptığı ödemenin bulunup bulunmadığı açıklattırılmalı, bu ödemelerden başka ödeme bulunmadığının anlaşılması halinde taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisinin kurulmadığının ve yapılan ödemelerin 06.12.2012 tarihli sözleşmeye istinaden yapıldığının kabulü ile buna göre davanın reddine dair hüküm kurulması, bu ödemelerden başka eser sözleşmesi ilişkisi kapsamında ödeme yapıldığının ispatı halinde ise sözleşme ilişkisinin kurulduğunun kabulü ile buna göre, yapılan işin yapıldığı yıl serbest piyasa rayiçleri ile bedeli bulunup, bu bedelden ispat edilen ödemeler düşülecek şekilde değerlendirme yapılıp hüküm kurulması gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekiline taraflar arasında bahse konu 25.12.2012 tarihli 1.330.000,00 TL ve 26.12.2012 tarihli 3.670.000,00 TL toplamı olan 5.000.000,00 TL ödendiği iddiası olup taraflar arasında 06.12.2012 tarihli sözleşmeye istinaden başka bir ödeme olup olmadığı sorulduğu ve başka bir ödeme olmadığının tespit edildiği, yapılan yargılama ile TBK'nın 102 maddesi uyarınca kanunen geçerli bir açıklama olmaksızın ya da makbuzda herhangi bir açıklama olmaksızın gönderilen ödemenin muaccel bir borcu ödemek için gönderildiği karinesi mevcut olup bunun aksini iddia eden davacının iddiasını ispatlaması gerekirken mevcut makbuzlar dışında herhangi bir delil sunamayan ve bu hali ile de yapılan ödemelerde herhangi bir açıklama olmaması nedeniyle ödemelerin 06.12.2012 tarihli sözleşmeye istinaden yapıldığı kabul edildiğinden bunun dışındaki iddiaların da davacı tarafından ispatlanamadığından açılan davanın ispat edilememesi nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacının Temyizi
1-06.12.2012 tarihli satış prokolünün tarafları ile davanın taraflarının aynı olmadığı, davanın tarafları ile bahsi geçen protokolün tarafları birbirinden bağımsız, ticari defterleri ve banka hesap no.ları ayrı olan tamamen farklı kişiler olduğu, kaldı ki, davalı taraf davaya cevap dilekçesinde; "....satıştan önce bu dekorasyon bedelini tahsil etmiş, satış günü de faturasını kesmiştir." demek suretiyle taraflar arasındaki istisna akdini ikrar etmiştir. Davalı taraf yine ikinci cevap dilekçesinde; revizyon ve dekorasyon işini ifa ettiklerini ileri sürerek "... biz ifa etmiş olduğumuz bir işin ücretini faturası karşılığı aldığımızı beyan ederken ..." müvekkilimiz söz konusu gayrimenkuller dahilinde çok çeşitli tadilatlar yapmış ..." demek suretiyle de, taraflar arasında bir istisna akdi olduğunu açıkça ikrar ettiğini, davalı taraf kısmi ıslah dilekçesi ile savunmasını değiştirmediğini, genişlettiğini beyan ettiğinden savunması ile bağlı olduğu, davalının taraflarının imzasının bulunmadığı satış protokolüne göre karar verilmesinin hatalı olduğu, tarafların ticari kayıt ve defterleri incelenmesi talep edilmiş olmasına rağmen incelenmeden karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı tarafından davalı şirkete tek bir ödeme (25.12.2012 tarihinde 1.330.000,00 TL + 26.12.2012 tarihinde 3.670.000,00 TL olmak üzere toplam 5.000.000,00 TL) yapılmış olup, davalı şirket tarafından da dvacıya kesilmiş 31.12.2012 tarih ve 5.000.000,00 TL bedelli "H Blok Revizyon ve dekorasyon bedeli" açıklamasıyla kesilmiş tek bir fatura bulunduğu, tarafların ticari defterlerinde; müvekkilimiz şirket tarafından davalıya ödenen 5.000.000,00 TL'lik ödeme ile davalı şirketin davacı şirkete kestiği 5.000.000,00 TL bedelli tek bir fatura olduğu, dolayısıyla, davalı şirket tarafından "H Blok Revizyon ve dekorasyon bedeli" açıklaması ile kesilen fatura dışında davacı şirkete kesilen başka hiçbir fatura bulunmamasına rağmen, davacı şirketin başka bir muaccel borç için davalı şirkete ödeme yapmasının mümkün olmadığı, davalının "H blok revizyon ve dekorasyon bedeli" olarak açıklamak suretiyle kendi kestiği 31.12.2012 tarihli faturadaki irade beyanının aksi yönündeki savunmalarının kötüniyetinin kanıtı olduğu, davalı yanın mahkeme içi yazılı ikrarı ve davacı tarafından yapılan 5.000.000,00 TL ödemeye ilişkin olarak "H Blok revizyon ve dekorasyon bedeli" açıklamasıyla davalı tarafça fatura düzenlenmesi ile dava konusu 5.000.000,00 TL'nin işbu dava konusu faturaya karşılık ödendiği ve taraflar arasında eser sözleşmesinin kurulduğu çekişmesiz hale geldiği, davalı cevap dilekçesinin 13 no.lu bendinin 9. paragrafında dekorasyon bedelini tahsil ettiğini satış günü de faturanın kesildiğini beyan ederek 5.000.000,00 TL'nin faturaya karşılık yapıldığını ikrar ettiğini, davalı tarafın ikinci cevap dilekçesinin 2 no.lu bendinin ilk paragrafında da revizyon ve dekorasyon işini ifa ettiklerini belirtmek suretiyle; "Biz ifa etmiş olduğumuz bir işin ücretini faturası karşılığı aldığımızı beyan ederken kendisi aksini beyan etmekle bu durumu ispatlamak mecburiyetindedir." denildiği ve eser sözleşmesinin ispatlandığı, ödemenin protokol kapsamında yapılmış sayılabilmesi için ... Yapı San ve Turz Yat. Tic. ve Elektrik Ür. A.Ş hesabına yapılmış olması gerektiği, davalının bu ödeme için fatura kesmediği, mahkemece, davalı tarafça 06.12.2012 tarihli protokol için kesilen bir faturanın olup olmadığının sorulması gerekmesine rağmen, tam tersine "işbu dava konusu fatura için yapılan başka ödeme var mı?" diye davacıya sorulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, yerleşmiş yargıtay içtihatları gereğince TBK'nın 102. maddesine göre ödeme dekontunda açıklama bulunmaması halinde ödemenin muaccel bir borç için yapılmış sayılacağının karine olarak kabul edileceği, aksinin e-mail, mesaj, vb yazışma gibi başka delillerle ispatlanabileceği kabul edilmekte olup, işbu davada tarafların ticaret defter ve kayıtlarına göre söz konusu fatura dışında muaccel bir borç bulunmadığı, bu nedenle bu karinenin aksi davalı tarafın faturası, dilekçelerindeki ikrar içerikli beyanları ve e-mailleri ile ispatlandığı, gerek delil tespit raporunda ve gerekse yerel mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalının, davacı şirketin taşınmazı satın almasından sonra bir çivi dahi çakmadığı tespit edilmesine ve ticari defter ve kayıtlar incelenerek müvekkilimiz şirketin ödediği 5.000.000,00 TL ile işin yapılmamasından dolayı müvekkilimiz şirketin mahrum kaldığı kiraların ödenmesi yönünde itirazın iptaline karar verilmesi gerekmesine rağmen, yerel mahkemece davalı şirketin nedensiz zenginleşmesinin hukuken himaye edilmesi hukuka aykırı olduğu, 63.258,01 TL dava harcı yatırılmasına rağmen taraflarına iade edilmemesinin hatalı olduğu belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
2.Davalının Temyizi
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatına ilişkin taleplerinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olarak reddedildiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptâli, takibin devamı ve icra inkâr tazminatı istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 vd maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve dosya kapsamında davacının kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dosya kapsamı incelendiğinde davacı tarafından 13.10.2014 tarihinde 8.944,65 TL, 08.01.2015 tarihinde 10.000,00 TL, 08.01.2015 tarihinde 20.000,00 TL, 13.01.2015 tarihinde 8.680,00 TL, 13.01.2015 tarihinde 10.000,00 TL, 15.01.2015 tarihinde 5.633,36 TL olmak üzere toplam 63.258,01 TL peşin harç yatırılmasına rağmen mahkemece hatalı şekilde 8.944,65 TL peşin harç yatırıldığı kabul edilerek 80,70 TL harcın mahsubu ile, bakiye 8.863,95 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine karar verilmesi nedeni ile kararın bozulması gerekir ise de bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin 2. bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı vekilinin Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının, hüküm fıkrasının 5 numaralı bendinde yer alan “8.944,65” ve "8.863,95" sayılarının çıkartılarak yerine sırası ile " 63.258,01" ve "63.177,31" sayılarının yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3.8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacıya verilmesine,
4. Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
5.Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
6.Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yasa yolu açık olmak üzere,
7.Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
20.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!