6. Hukuk Dairesi 2022/4163 E. , 2024/476 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kurduğu ... ... tesisinde üretilecek olan elektriğin ulusal ağa bağlanabilmesi için gerekli elektrik iletim ve dağıtım hatları ile alt ... tesislerinin bölgede bulunmadığını, trafo merkezi ve enerji nakil hattının inşaa edilmesi için davalı ile 11/05/2010 tarihli bağlantı anlaşmasının imzalandığını, buna göre ... ...’in geçici bağlantısının müvekkili tarafından sağlandığını, bağlantı anlaşmasının dördüncü ekinde yer alan tesis sözleşmesinin de bağlantı anlaşması ile birlikte imzalanarak yürürlüğe girdiğini, müvekkilinin işi alt yükleniciye yaptırdığını ve (KDV hariç) 6.657.622,65 TL ödediğini, davalının ise ancak 5.808.002,86 TL (KDV hariç) ödeyeceğini bildirdiğini, müvekkilinin bu halde toplam zararının 849.619,79 TL olduğunu, davalı tarafça uygulanan hesap yönteminin hatalı olduğunu, olayda gabin şartlarının gerçekleştiğini ileri sürerek, 849.619,79 TL'nin geçici kabul tarihinden itibaren hesaplanacak ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğini, imzalanan bağlantı anlaşmasının 5. maddesi gereğince müvekkili kurum tesislerine bağlanmak isteyen davacı şirketin, kendi tesisleri ile müvekkili kurum tesisleri arasındaki bağlantıyı sağlamak için gerekli hatları ve tesisleri yapıp tamamladığını, müvekkili kurum tarafından bu bağlantı nedeniyle yapılan masrafların davacıya müvekkili kuruma olan aylık sistem kullanım ve sistem işletim fatura borçlarından mahsup edilmek suretiyle geri ödendiğini, ancak müvekkili kurumca geri ödeme yapılırken yatırımcının yaptığı masrafın aynen ödenmediğini, ... tarafından onaylanan "Geri Ödemeye Esas Gerçekleşen Yatırım Tutarı Tespit Metedolojisi"ne göre tesisin ne kadara yaptırılabileceği hesaplanarak bulunan bedelin dikkate alındığını, Danıştay kararı doğrultusunda müvekkili kurumca yeni bir metodoloji hazırlanarak ...'nin onayına sunulduğunu ve ... tarafından onaylanarak Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe girdiğini, tüm geri ödeme hesaplarının tekrar yapılarak davacıya ve diğer şirketlere bildirileceğini, bu anlamda davacının işbu davayı açmasına gerek bulunmadığını, davanın konusuz kaldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Kamu İktisadi Teşebbüsü olarak tüzel kişiliğe sahip, faaliyetlerinde özerk, özel hukuk hükümlerine tabi olup, uyuşmazlık tacir olan taraflar arasında imzalanan Bağlantı Anlaşması ile eki Tesis Sözleşmesinden kaynaklanmakta olduğundan davalının yargı yolu itirazı ve davalının sözleşmenin tarafı olması sebebiyle husumet itirazı, sözleşme tarihi de gözetildiğinde zamanaşımı defi de yerinde görülmediği, gabin unsurlarının gerçekleşmediği, davacı şirketin kendisine ait elektrik üretim santralinde ürettiği enerjiyi tüketiciye iletebilmesi için davalı ...'ın sistemine bağlantıların yapılabilmesi için davalı ile Bağlantı ve Ek-4 Tesis Sözleşmesi akdedildiği, sözleşme hükümlerinde işin bedelinin imalatları yapan davacı şirkete geri ödenmesinin kararlaştırıldığı, davacı tarafından davalı ... adına tesisler arasındaki bağlantıyı sağlamak için gerekli hatları ve tesisleri yapıp tamamladığı konusunda ihtilaf bulunmadığı, geri ödemeye esas yatırım tutarının tespitinin 26/04/2010 tarih, 2536 sayılı ... kararıyla onaylanan "Geri Ödemeye Esas Gerçekleşen Yatırım Tutarı Tespit Metedolojisi" ne göre yapılacağı, Bağlantı Anlaşmasının 23. maddesinde de anlaşmanın yürürlük tarihinden sonraki mevzuat değişikliklerinin taraflar için bağlayıcı olacağının kararlaştırıldığı, 26/04/2010 tarihli ... kararının Danıştay 13. Dairesinin 31/03/2015 tarih ve 2010/2546 - 2015/1256 EK.sayılı kararı ile iptal edilmesinden sonra 16/11/2016 tarih ve 6593-20 sayılı ... kararıyla onaylayarak 26/11/2016 tarih ve 29909 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yeni bir Geri Ödeme Esas Gerçekleşen Yatırım Tutarı Tespit Metodolojisinin yürürlüğe girdiği, anılan Metodolojinin "Enerji iletim hattı tesislerinin geri ödemeye esas gerçekleşen yatırım tutarının hesaplama yöntemi" başlıklı 4.maddesi hükmüne göre yapılan bilirkişi hesaplamasında gerçekleşen yatırım tutarının 6.234.722,40 TL olduğunun tespit edildiği, davalı tarafından iptal edilen Metodolojiye göre hesaplanan 5.808.002,86 TL gerçekleşen yatırım tutarına davacı tarafından fatura düzenlendiği, davalı kurum tarafından 6.234.722,40 TL'nin de nihai geri ödeme bedeli olarak kabul edilerek bakiye 426.419,54 TL yatırım tutarı için fatura düzenlenmesinin gerektiğinin 26/11/2018 tarihli yazıları ile davacı şirkete bildirildiği, davacı vekilinin 06/11/2019 tarihli dilekçesinde de bu durum kabul edilerek ödemenin gerçekleştiği gerekçesiyle, dava konusu 426.719,54 TL yönünden konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 423.000,00 TL yönünden de davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; metodolojiye ilişkin yapılan hesaplamanın işbu davada ve dava konusu somut olayda esas alınmasının mümkün olmadığını, bahsi geçen "mülga Metodoloji" ve "yeni Metodoloji"nin hukuka aykırı olarak ... tarafından tek taraflı olarak hazırlanarak ...’nın onayından geçirilip bu şekilde yürürlüğe sokulduğundan bu metinlerin mevzuat olarak kabul edilmelerinin ve ...'ın taraf olduğu sözleşmelere uygulanmalarının hukuken mümkün olmadığını, aksinin kabulü halinde, davalının sözleşmenin tarafı olarak mevzuat yapma gücü ile sözleşmenin karşı tarafının haklarını zedelemesi veya tamamen ortadan kaldırmasının mümkün olabileceğini, ... tarafından hazırlanarak ... tarafından onaylanan yeni metodolojide de, Danıştay'ın iptal gerekçelerine hiçbir şekilde uyulmadan yine aynı esasta ve mantıkta bir metodoloji hazırlanmış olduğunu, yeni metodoloji uyarınca da hiçbir şekilde yatırımcının gerçek maliyet tutarının geri ödenmesinin amaçlanmadığını ve sağlanamadığını, yeni metolojiye göre müvekkili davacıya ödenmesi planlanan ve hesaplanan miktarın bu durumu kanıtladığını, dosyaya sunulan bilirkişi kök ve ek raporlarında da bu durum açıkça tespit edildiğini, yeni metodolojiye göre yapılan cüzi ödemenin de müvekkilinin zararını karşılamadığını, davalının dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, olayda gabin (aşırı yararlanma) şartların gerçekleşmiş olduğunu, bunların yanında müvekkili şirketin ve benzer durumda olan şirketlerin güç durumda olmasından yararlanan davalı kurumun tek taraflı olarak hazırladığı sözleşmede müvekkili şirket lehine hiçbir hükümün bulunmadığını, sözleşme tarihinden sonraki mevzuat değişikliklerinin de uygulanacağına dair hükmün genel işlem şartı niteliğinde olduğundan geçerli olmadığı için olaya uygulanamayacağını, kabul anlamına gelmemekle beraber faiz talepleri olmasına rağmen karşı tarafın dava sırasında kabul ederek ödediği kısma ilişkin olarak faizin hesaplanmamış olmasının hatalı olduğunu, mahkemece kabul ve red miktarlarının da hatalı hesaplandığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iptal edilen metodolojinin yerine, ... tarafından yenisinin düzenleneceğinin belli olduğunu ve bir süre sonra yeni metodolojinin yürürlüğe girdiğini, müvekkili kurumun davacı şirkete ödeme yaparken ... tarafından onaylanan metodolojiye bağlı kalmak zorunda olduğu halde, sanki müvekkili kurum kendi iradesiyle bu ödemeyi hesaplayıp davacı şirkete yapabileceği halde bu yönde hareket etmemiş gibi davanın açılması ve davanın açılmasına müvekkili kurum sebebiyet vermiş gibi aleyhine vekalet ücretine ve bir kısım yargılama giderine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı ile davalı arasında Bağlantı ve Ek-4 Tesis Sözleşmesi akdedildiği, davacı tarafından davalı ... adına tesisler arasındaki bağlantıyı sağlamak için gerekli hatların ve tesislerin yapıp tamamlandığı konusunda ihtilaf bulunmadığı, 16/11/2016 tarih ve 6593-20 sayılı ... kararıyla onaylanarak 26/11/2016 tarihinde yeni bir geri ödemeye esas gerçekleşen yatırım tutarı tespit metodolojisinin yürürlüğe girdiği, söz konusu metodolojiye göre yapılan bilirkişi hesaplamasında gerçekleşen yatırım tutarının 6.234.722,40 TL olduğunun tespit edildiği, tespit edilen bu miktarla iptal edilen metodolojiye göre hesaplanan miktar arasındaki fark olan 426.719,54 TL'nın yargılama sırasında davacıya ödenmekle bu miktar yönünden davanın konusunun kalmadığı, mahkemece verilen kararın niteliği itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 44,40 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile davacı tarafça fazla yatırılan 14.464,99 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesi yönelik olarak hüküm fıkrasının 2 no.lu bendinde karar altına alındığı halde hüküm fıkrası 3 no.lu bendinde davacıya iadesine karar verilen "14.464,99 TL" peşin karar ve ilam harcının yargılama giderlerine dahil edilerek hüküm kurulması ve hükmün 4 no.lu bendindeki masrafların davalı tarafından yapıldığı belirtilmesine rağmen "davacı" olarak yazılmasının maddi hataya dayalı olup, mahkemesince her zaman düzeltilebileceğinin anlaşılmasına göre taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle temyiz yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı TBK'nın 470-486. maddeleri
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davacı vekili dava dilekçesinde 849.619,79 TL’nin geçici kabul tarihinden iitbaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama devam ederken 426.719,54 TL ödeme yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince ödeme yapılan miktar bakımından davanın konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup, ödeme yapılan miktar bakımından temerrüt tarihi olan dava tarihi ile ödeme tarihi arasında işleyecek avans faizine hükmedilmemesi hatalı olmuştur.
3-Kararın 2 numaralı bentte belirtilen nedenle bozulması gerekir ise de; yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 1. bendinin ikinci satırına “426.719,54 TL’nin dava tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek avans faizinin davalıdan tahsiline” cümlesinin eklenmesi suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Aşağıda yazılı harcın temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!