6. Hukuk Dairesi 2022/2041 E. , 2023/2776 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/197 E., 2021/177 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Beldesi, ... Mahallesinde bulunan 362 ada 1 parsel, 363 ada 1 parsel, 364 ada 1 parsel ve 365 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshedildiğini, feshedilen sözleşme gereğince davacının proje bedeli olarak 245.000,00 TL, şantiye kurulması için 18.000,00 TL, kırıcı harfiyat çalışması için 187.000,00 TL, duvar imalat bedeli olarak 50.000,00 TL, su elektrik harcamaları olarak 5.000,00 TL, yakıt ve konaklama masrafı olarak 25.000,00 TL harcama yapıldığını belirtmiş, davacı tarafından sözleşmenin ifası için harcanan bedelin fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 10.000,00 TL'sinin davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili ıslah dilekçesi ile talebini 260.000,00 TL’ye arttırarak 260.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili verdiği cevap dilekçesi ile öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, davacı taraf tacir olup alacağını tam ve eksiksiz olarak bilmek zorunda olmakla, ayrıca dava konusu iddialarıyla ilgili olarak tespit yaptırılmış olmakla kısmi dava açılması olanağı bulunmadığından ve sözleşmenin geçersizliği, davacının geçersiz sözleşme uyarınca üzerine düşen temel edimleri vaktinde ve eksiksiz yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin feshine ilişkin ihtarımız uyarınca ve haklı fesih nedeni ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 28.11.2019 tarihli ve 2019/318 Esas, 2019/713 Karar sayılı kararı ile 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesinde "(1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. (...)" denildiği, bu itibarla; davalının dava tarihi itibari ile yerleşim yerinin ... Cad. N:162 .../İstanbul olduğu, böylece mahkemenin yetkili mahkeme olmadığı anlaşıldığından 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesi de göz önüne alınarak Mahkemenin yetkisizliğine, süresinde yapılacak talep halinde dosyanın görevli ve yetkili Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 12.05.2020 tarihli ve 2020/1453 Esas, 2020/1085 Karar sayılı kararıyla taraflar arasında tarihsiz adi yazılı olarak arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlenmesi ve tapudan pay devrinin yapılmaması sebebiyle, düzenlenen sözleşme geçersiz ise de; davacı yüklenici gerçekleştirdiği imalât bedeli ve yaptığı harcamalara ilişkin alacaklarını vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca davalı arsa sahibinden talep edebileceğinden, 6100 sayılı HMK'nın 10. maddesi uyarınca işin yapıldığı yer olan Alanya ilçesi mahkemesinin de, ifa yeri mahkemesi olarak, eldeki davaya bakmakta yetkili olduğu, bu durumda mahkemece, davalının yetki itirazı reddedilip, işin esasının incelenerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yetki yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada ödemeye ilişkin banka dekont fotokopisi bulunan 10.000,00 TL ödemenin davacı şirket tarafından yapılmış olduğu, davacı tarafın davaya konu parseller üzerinde yapmış olduğu duvar imalatının dava tarihi olan 26.09.2014 itibariyle toplam maliyetinin 50.000,00 TL olduğu, davacı tarafın davaya konu parsellerde yapmış olduğu kırıcı hafriyat maliyetinin dava tarihi itibariyle 187.000,00 TL olduğu, davacı tarafın davaya konu parseller üzerinde yapmış olduğu şantiye binası ve elektrik-su tesisatı imalatının dava tarihi itibariyle toplam maliyetinin 23.000,00 TL olduğu, Alanya 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/25 Değişik İş sayılı dosyasında bulunan akaryakıt fişi fotokopilerine göre ... plakalı araç için alınmış olan toplam akaryakıt tutarının 1.082,16 TL olduğu, davacı tarafça sunulan ıslah dilekçesi de dikkate alınarak sözleşmenin feshi nedeniyle tamamlanamayan işler nedeniyle yapılan harcamaların ödemesinin davacıya yapıldığına ilişkin davalı tarafından bir delil de sunulamadığı anlaşıldığından davacının talebinde haklı olduğu kanaati ile davacının talebinin ıslah dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak kabulü ile 260.000,00 TL'nin 10.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 26.09.2014 tarihinden, bakiye 250.000,00 TL'sinin ıslah tarihi olan 16.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sözleşmenin geçersiz olduğu, şekil şartına uyulmadan yapılan geçersiz sözleşmeler nedeniyle hak iddia edilebilmesi için tarafların üzerlerine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirmeleri gerektiğini, davacının hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmediğini, tespitin yapılış tarihinin fesih bildiriminden 1,5 yıl sonra olduğu, davacı tarafın hak ve borçların ifasında hüsnüniyetle hareket etmediğinin anlaşıldığını, davacı tarafın, projesi dahi çizilmeyen bir yapıya dair, neden bu tür imalatlar yaptığının bilirkişi raporlarında izahının yapılamadığını, olmayan bir proje bedelinin ödenmesine karar verilmesinin bozma nedeni olduğunu, yapılan imalatın müvekkilin arsasını iyileştirmek yönünde hiçbir etki ve katkısı olmadığını, davacının, davalıya faydası olan masraflardan mütevellit talepte buluduğunu ancak bu masraf yaptığını iddia ettiği hiçbirşeyin davacının mamelekine artı bir katkısının olmadığını, düzenlenmiş iki bilirkişi raporu arasında da çelişkiler bulunduğunu, belediyesinde onaylı bir proje ibraz edilmediğini, onaylanmamış bir projenin değeri olmadığını, hafriyat bedeli için 187.000,00 TL, duvar imalat bedeli olarak 50.000,00 TL bedellerin izahı olmadığı gibi dosyadaki diğer raporlarla da çelişkili olduğu belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, adi yazılı şekilde düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200. maddesi,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 77. maddesi ve 470 vd maddeleri,
Yargıtay HGK 16.05.2019 tarih, 2019/13-221 Esas, 2019/575 karar sayılı kararı.
3. Değerlendirme
Sözleşmenin geçersizliği durumunda taraflar, sözleşmenin ifasını isteyemez ve birbirlerini ifaya zorlayamazlar. Geçersiz sözleşmeye dayanarak, birbirlerinden müsbet zararlarını ve menfi zararlarını talep edemezler, ancak, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak, birbirlerine verdiklerini talep edebilirler. Bu kural, 6098 sayılı TBK'nın 77 maddesinde "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. " şeklinde ifade edilmiştir. Burada borç sebebi gerçekleşmediği halde, iş sahibinin malvarlığından bir zenginleşme, yüklenicinin malvarlığında ise bir azalma söz konusu olmalıdır. Başka bir anlatımla, geçersiz sözleşmeye dayanarak yüklenicinin, iyiniyetle yapmış olduğu faydalı giderleri, davalı arsa sahiplerinden talep etmesi mümkündür.
Borçlar hukukunda egemen olan "sözleşmelerin nispiliği kuralı" gereğince borç ilişkilerinden doğan alacak hakkının aynî haklarla kişilik haklarının aksine, hukuki nitelikleri itibariyle nispi bir hak olması, daha açık anlatımla alacaklının bu hakkı sadece borçluya karşı ileri sürebilmesi anlamına gelir ve üçüncü kişiler, borç ilişkisi ile ilke olarak borç altına girmedikleri, bir hak kazanmadıkları için, bu hakkın onlara karşı ileri sürülebilmesi, kural olarak mümkün değildir.
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; davalının yüklenici tarafından yapılan işlerin yararına olmadığını iddia etmesine rağmen mahkemece hükme esas alınan raporda; davacı tarafından yapılan işlerin davalı yararına olup olmadığı değerlendirilmeyerek eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca mahkemece; bilirkişilerce belirlenen ve proje bedeline avans olarak ödendiği belirtilen 10.000,00 TL'nin de tahsiline karar verildiği, bir kısım bedeline hükmedilen projenin düzenlenmediğinin dosya kapsamından sabit olduğu, proje bedelinin, ancak yerine uygulanabilir ve ayrıca ilgili mercilerce onaylanabilir nitelikte olduğunun tesbiti halinde talep edilmesinin mümkün olduğu, ayrıca sözleşmenin nispiliği gereği 3. kişiye ödenen proje bedelinin davalıdan talep edilemeyeceği de dikkate alındığından proje bedeline yönelik ödenen avansın tahsili talebinin reddi yerine kabulüne karar verilmesi de hatalı olmuştur.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; hükme esas alınan bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak hüküm altına alınan şantiye kurulması, kırıcı harfiyat çalışması, duvar imalat bedeli, şantiye binası ve elektrik-su tesisatı imalatlarının davalının yararına olup olmadığı, yararına ise yapıldıkları yıl piyasa rayiçlerine göre bedeli belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulması, proje için ödenen bedelin reddine karar verilmesi, işler davacının faydasına değilse davanın reddine karar verilmesinden ibarettir.
Eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuş açıklanan nedenlerle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle,
Temyiz olunan Mahkeme kararının temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,14.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!