WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 21 Haziran 2026

YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

6. Hukuk Dairesi         2022/1662 E.  ,  2023/2145 K.
"İçtihat Metni"
...
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/123 E., 2021/594 K.
...
...
...
HÜKÜM/KARAR : Asıl Davanın Açılmamış Sayılmasına, Birleşen Davanın Tapu İptali ve Tescil Yönünden Reddine, Tazminat Talebinin Kabulüne

Taraflar arasında görülen asıl ve birleşen kooperatif yönetim kurulu kararının iptali ve kooperatif üyeliğine dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın yönetim kurulu kararının iptali istemi yönünden açılmamış sayılmasına, tapu iptal ve tescil talebinin reddine, birleşen davanın bir kısım davalılar yönüden reddine, bir kısmı yönünden kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı asıl ve birleşen davada davacı vekilince duruşmalı, birleşen davada davalı ... vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde birleşen davada davalı ... vekili Avukat ... ile birleşen davada davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı kooperatifin üyesi olan müvekkiline kur’a ile tahsis edilen dairenin yönetim kurulu tarafından davalı ...’e satıldığını ve adı geçen tarafından konutun tahliyesinin talep edildiğini, aidatlarını düzenli olarak ödeyen müvekkilinin uzun yıllardır bu konutta oturduğunu ileri sürerek, tazminat hakkı saklı kalmak kaydıyla, dairenin, üçüncü kişiye satışına dair yönetim kurulu kararının iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.

2. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; birleşen davayı Yargıtay bozma kararı gereğince açtıklarını, dava konusu dairenin ferdileşme ile tapuda önce davalı ... adına tescil edildiğini, ondan da bir ay sonra asıl davada davalı ...’e devredildiğini, asıl dava dilekçesinde izah edildiği üzere, bu dairenin kur’a ile müvekkili adına tahsis edildiğini, davalıların iyiniyetli olmadıklarını, dairenin müvekkiline ait olduğunu bilmeleri gerektiğini ileri sürerek, dairenin tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini, bu talebin kabul edilmemesi halinde, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 80.000,00 TL’nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1. Asıl davada davalı kooperatif vekili cevap dilekçesinde; davacının koopearatif üyesi olmadığını, kooperatife husumet yöneltilemeyeceğini, tapu devirlerinden müvekkilinin haberdar olmadığını, iyiniyetli alıcıların korunması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

2. Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin tapu sicilindeki kayda güvenerek iyiniyetli daireyi devraldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

3. Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, dairenin ferdileşme ile kooperatif üyesi olan ve ödemelerini yerine getiren müvekkili adına tescil edildiğini, müvekkilinin davalı ...’e sattığını, davalıların iyiniyetli olduğunu, davacı hakkındaki ihraç prosedürünü tamamlamayan kooperatifin sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

4. Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin kooperatif yönetim kurulu başkanı olduğunu, davacının aidatları ödemediğinden ihraç edildiğini ve yerine ...’nın üye yapıldığını, daire tapusunu ferdileşme ile ...’ya verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

5. Davalılar ... ve ... , kooperatif yönetim kurulu üyesi olduklarını, tüm işlemlerinin hukuka uygun olduğunu, genel kurullarda ibra edildiklerini savunarak, davanın reddini istemişlerdir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 15.05.2014 tarihli ve 2010/1036 Esas, 2014/188 Karar sayılı kararı ile davalının kötüniyetli olduğu hususunun davacı tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı.vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 21.01.2015 tarihli ve 2014/9020 Esas, 2015/354 Karar sayılı kararıyla, dava konusu dairenin kur’a ile dava dışı kooperatif üyesi ...'a tahsis edildiği, davacının adı geçen kişiden ortaklığı devraldığı ve daireyi kullanmaya başladığı, ne var ki, ferdileşme işlemi sonucu dairenin dava dışı ... adına tapuya kaydedildiği, daha sonra ... tarafından da davalı ... ’e devredildiği, davacı tarafça buna dayalı olarak yönetim kurulu işleminin iptali ve tescil isteminde bulunulduğu, mahkemece, davacının talebi hatalı olarak salt tapu iptali ve tescil istemi olarak değerlendirilerek sonucuna gidildiği, bu durumda, dava dışı kooperatif üyesi ...'ya dava açması için davacı yana süre verilmesi ve dava açıldığında davalar birleştirilerek iddia ve savunma üzerinde durulup, davacının ortaklığı devraldığı ... ile davalının tapuda bağımsız bölümü satın aldığı dava dışı ...'nın tahsis önceliği araştırılarak, önceliğin hangisine ait olduğunun belirlenmesi ve toplanan deliller çerçevesinde kayıt maliki olan davalının iyiniyetli olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapılarak uyuşmazlığın esasının incelenmesi ve sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın yönetim kurulu kararının iptali talebi yönünden, iptalini talep ettiği yönetim kurulu kararının tarih ve sayısını açıklaması için kesin süre verilmesine rağmen bu hususta açıklama yapmadığı, bu talep yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerektiği, davacının tapu iptal ve tescil istemini HMK’nın 125. maddesi uyarınca, tazminat istemine dönüştürdüğü, davacının 02.05.2002 tarihinde üyeliği dava dışı ...’dan devraldığı, dava konusu dairenin 10.12.2000 tarihli kur’a ile adı geçen kişi adına tahsis edildiği, ferdileşme sırasında daire davacı adına tescil edilmesi gerekirken, birleşen davada davalı ... adına tescil edildiği, daha sonra ... tarafından davalı ...’e satıldığı, bu durumda, davalı kooperatifin davacıya karşı olan edimlerini yerine getirmediği, davalı ...’in kötüniyetli olduğunun kanıtlanamadığı, davacıya üyelik devreden ...’ın, davalı ...’ya göre tahsis önceliğine sahip olduğu, daire ... adına kayıtlı olmadığından ona karşı açılan tapu iptal ve tescil isteminin yerinde olmadığı, davacının terditli tazminat talebinin kabulü gerektiği, kooperatif yönetim kurulu üyesi olan birleşen davada diğer davalılara husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, asıl davada, yönetim kurulu kararının iptali yönünden davanın açılmamış sayılmasına, tapu iptal ve tescil talebi tazminat istemine dönüştürüldüğünden bu yöndeki talebin reddine; birleşen davada, davalılar ..., ... ve ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı ... hakkında açılan davanın kabulü ile 80.000,00 TL’nin davalı ...’dan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, birleşen davada davalı ... vekili ile asıl ve birleşen davalarda davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; hangi yönetim kurulu kararının iptalini istediklerinin dosyada bulunan belgelerle sabit olduğunu, mahkemece bu hususta herhangi bir inceleme araştırma yapılmadan taraflarına süre verildiğini, davalı ...’in iyiniyetli olduğuna ilişkin kabulün hatalı olduğunu, tazminattan diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulması gerektiğini, taşınmazı görmeden tapudan devraldığını, o bölgede emlakçılık işiyle uğraştığından kooperatif içi sorunları duymuş olması gerektiğini, kendisi çağrılarak bu hususta isticvap edilmeden iyiniyetli olduğunun kabul edilemeyeceğini, bilirkişi tazminat miktarını 101.339,14 TL olarak belirlemiş iken fazlaya ilişkin haklarımız saklı tutularak 80.000,00 TL’ye hükmedilmesinin çelişkili ve belirsiz olduğunu, hükmün bu açıdan tereddüt yaratacak nitelikte olduğunu, usulsüz işlemleri gerçekleştiren davalı yönetimi kurulu üyeleri hakkında davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesinin de isabetsiz olduğunu, davalı ... gibi bu kişilerinde de usulsüz işlemden sorumlu olduklarını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
2. Birleşen davada davalı ... vekili temyiz başvuru dilekçesinde; müvekkilinin muvazaalı olarak daire almadığının ve devretmediğinin dosya kapsamı ile sabit olduğunu, iyiniyetli olarak kooperatife üye olduğunu ve ferdileşme ile dairenin adına tescil edildiğini, daha sonra diğer davalı ...’e daireyi sattığını, tüm parasal yükümlülüklerini yerine getirdiğini, müvekkilinin tazminata mahkum edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu hususta herhangi bir gerekçe de gösterilmediğini, kooperatifin yasaya aykırı işleminin sorumluluğunun müvekkiline yükletilemeyeceğini, burada sorumluluğun kooperatife ait olduğunu, dairenin değeri yönünden verilen raporların hatalı ve çelişkili olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda kooperatif yönetim kurulu kararının iptali, kooperatif üyeliğine dayalı tapu iptal ve tescil olmassa tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 59/3x, 62/1, 62/3, 98 inci maddeleri, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 336 ncı maddesinin beşinci fıkrası ve diğer ilgili mevzuat

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, birleşen davada davalı ... vekilinin tüm, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.1. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 59/3 üncü maddesinde; "Yönetime veya temsile yetkili şahısların kooperatife ait görevlerini yürütmeleri esnasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlardan kooperatif sorumludur" hükmüne yer verilmiş, 62/1 inci maddesinde ise yönetim kurulu üyelerinin görevleri belirtilmiş, yönetim kurulunun, kooperatif amaçlarının gerçekleşmesi ve ortakların çıkarlarının korunması ile ilgili olarak yasalara, anasözleşme hükümlerine ve genel kurul kararlarına göre işleri titizlikle yürütecekleri ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda gereken çabayı göstermekle görevli oldukları açıklanmıştır. 62/3 üncü maddesinde ise; "Yönetim Kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar" hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un 98 inci maddesi yollaması uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nın 553/1 inci maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyeleri kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem kooperatife hem üyelere verdikleri zararlardan sorumludurlar. Yine TTK'nın 557 inci maddesi hükümleri gereğince, birden çok kişinin aynı zararı tazminle yükümlü olmaları hâlinde, bunlardan her biri, kusuruna ve durumun gereklerine göre, zarar şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde, bu zarardan diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olur. Davacı birden çok sorumlu kişiyi zararın tamamı için birlikte dava edebilir ve hâkimin aynı davada her bir davalının tazminat borcunu belirlemesini isteyebilir. Bu nedenle, kooperatifin, yöneticilere karşı sorumluluk davası açmasının yanı sıra kooperatif ortaklarının, uğradıkları doğrudan doğruya zararları için kooperatifle birlikte yöneticilere karşı maddi ve manevi tazminat davası açma hakları bulunmaktadır. Diğer yandan, 11. Hukuk Dairesi'nin 14.05.1970 tarih ve 2722/2030; 27.02.1990 tarih 9543/1576; 14.02.2005 tarih ve 2004/4501 Esas, 2005/1130 Karar; 19.02.2007 tarih ve 2005/14680 Esas, 2007/3131 karar sayılı ilamlarında da açıklandığı üzere, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 59/3 ücnü maddesinde yöneticilerin kooperatife ait görevlerini yürütmeleri esnasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlardan kooperatifin sorumlu olacağı düzenlenmiş ise de, bu hükmün yöneticiler ile birlikte kooperatifin dahi sorumlu olacağı şeklinde yorumlanması gerekir.
2.2. Ortakların dava açma hakları da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Yönetim kurulu üyelerinin yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları ile ortaklığın malvarlığını azaltan veya kötüleştiren davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararıdır. Ancak, ortak 6102 sayılı TTK’nın 555 inci maddesi uyarınca dolaylı zarar iddiasıyla açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. İkinci durum ise doğrudan zarar halidir. Bu halde yöneticilerin eylemleri sonucunda, ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Esasen, bu zararın üçüncü kişinin gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır. TTK'nın 553/1 ve 557 inci maddesi hükümlerine dayalı olarak açılan bu dava türünde ise ortaklar talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isteyebilirler.
2.3. Somut olayda, davacı, kooperatif üyesi sıfatıyla kendisine tahsis ve teslim edilen konutun, yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı olarak tapuda üçüncü bir kişi adına tescil edildiğini ileri sürerek uğradığı zararın tazminini talep etmektedir. Bu zarar türü az yukarıda açıklandığı üzere kooperatif ortağının doğrudan uğradığı zarardır. Birleşen davada davalı yöneticiler ..., ... ve ..., davacı adına tahsisli konutu, davalı ... adına tahsis ve ferdileşme ile tescil ettirmişlerdir. Bu durumda, adı geçen davalıların eldeki davada pasif husumet ehliyetine sahip olduklarının kabulü gerekmekte olup savunma ve dellilleri incelenerek haklarında açılan davada sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, pasif husumet ehliyetine sahip olmadıkları yönündeki yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
2.4. Öte yandan, asıl davada davacı taraf tazminat hakkını saklı tutarak, tapu iptal ve tescil isteminde bulunmuş olup, bozma sonrası davaların birleştirilmesi ile birlikte dava konusu taşınmazın üçüncü kişiye devredilmiş olması nedeniyle asıl davadaki tapu iptal ve tescil talebini de tazminat talebine dönüştürmüştür. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde davacının uğradığı bu zarardan öncelikle davalı kooperatif sorumlu olup kooperatif yönünden davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
2.5. Davalı kayıt maliki ...’in sorumluluğuna gelince; dava konusu bağımsız bölüm 01.06.2010 tarihinde ferdileşme ile davalı ... adına tescil edilmiş, ... tarafından da 05.07.2010 tarihinde davalı ...’e devredilmiştir. Bağımsız bölüm ilk olarak 10.12.2000 tarihinde kur’a ile dava dışı ...’a tahsis edilmiş, davacı üyeliği 02.05.2002 tarihinde devralmış ve uzun yıllar konutta oturmuştur. Davalı ...’in konutu devraldığı tarihte, davacının konutta ikamet ettiği sabittir. Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre kooperatife ait bir taşınmazı tahsisle devralıp kullanan bir ortağın taşınmazını tapuda resmi işlemle temlik alanın iyiniyeti korunamaz. Tapuda işlem yapan kişi basit bir araştırmayla bu taşınmazın kooperatif tarafından kime tahsis edildiğini öğrenebilecek durumdadır. İçinde kooperatif üyesinin oturduğu bir taşınmazı satın alırken böyle bir araştırmayı yapmak taşınmaz alan herkesten beklenmelidir. Bu nedenle davalı ...’in iyiniyet savunmasının dinlenmesine olanak bulunmayıp dava konusu edilen zarardan adı geçenin de sorumlu olduğunun kabulü gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının asıl ve birleşen davalarda davacı yararına BOZULMASINA,

Asıl ve birleşen davada davacı ...'den peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde
iadesine,

Aşağıda yazılı harcın temyiz eden birleşen davada davalı ...'dan alınmasına,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

01.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.