WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Temmuz 2026

YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

6. Hukuk Dairesi         2022/1300 E.  ,  2023/1851 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/550 E., 2021/873 K.
...
HÜKÜM/KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesince başvurunun kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ...'un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket ile davacı şirket arasında 02/10/2012 tarihli 32 daireli apartman inşaatı ve dairelerin arsa paylı satışı konulu sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 2. madde 6 nolu bendinde "yatırımcı söz konusu binanın veya içinde bulunan 32 daireden her birinin sahiplerinin, her zaman ve ücretsiz olarak, rekreasyon alanı olan, 7898 tapu kayıt nolu 652 ada 1 ve 6 parsellerden ibaret komşu arsadan yaya veya araçla geçişine müsaade eder. Bu 652 ada 1 ve 6 parsellerden ibaret komşu arsada aynı yatırımcı ... Otelcilik Tur. Ltd. Şti. ... apartman binasını inşaa edecektir ve bu beyan 7898 tapu kaydına da işlenecektir" düzenlemesine yer verildiğini, ancak davalı tarafça kabul edilen ve imzalanan sözleşmenin belirtilen maddesi gereğinin yerine getirilmediğini, davacı lehine geçit hakkının tapuya şerh edilmediğini fakat davacının sözleşme gereği olan geçit hakkının tapuya şerh edilmesi yükümlülüğünü yerine getirmemesinden ötürü herhangi bir zarara uğramadığını, ancak davacı şirketin binasının yanına inşaa edilen ... tarafından usul ve yasaya aykırı olarak alınan bir yönetim kurulu kararı ile 13/04/2016 tarihinde her iki binanın arasına bir duvar örülmek suretiyle davacının mülkünün kullanımına sunulu bulunan sosyal alanları kullanmasının engellendiğini ve telafisi imkansız zarara uğradığını, tüm gayrimenkullerinin değerinin düştüğünü, anılan nedenlerle davalarının kabulünü, mevduata uygulanan en yüksek faizi ile davacının zararlarının davalı tarafından karşılanmasını talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacı ile davalı şirket arasında 02.10.2012 tarihli 32 daireli apartman inşaatı ve dairelerinin arsa paylı satışı konulu sözleşme imzalandığını, davalının sözleşme gereği davacı tarafa karşı edimlerini yerine getirdiğini, davacı tarafın kullanım hakkının dava dışı site yönetimi tarafından engellendiğini, bu nedenle husumetin ilgili site yönetimine yöneltilmesinin gerektiğini, sözleşme gereği davalının tüm edimlerini yerine getirdiğini ve tüm rekreasyon alanlarını sözleşmede yazılı şekilde kullandırmaya başladığını, 11.09.2014 tarihli yönetim kurulu kararında 652 ada 7 parsel ile 652 ada 5 parsel’in sosyal ve ortak kullanım alanlarının ömür boyu beraber kullanılmasına karar verildiğini, varılan karar doğrultusunda her iki bloğun da sitenin ortak giderlerine katılacağını ve aidatlarını ödeyeceklerini, davalı müteahhit firmanın ilgili taşınmazın ön iskanını aldığını ve 13.01.2015 tarihinde de davacı taraf adına tapularının tescil edildiğini, davalının tüm yükümlülüklerini yerini getirerek davacı tarafa tam eksiksiz bir şekilde taşınmazları teslim ettiğini, tapuların davacı taraf adına tescil edilmesinden sonra davacı tarafın apartman yönetimine karşı yerine getirmekle yükümlü olduğu hiçbir edimi yerine getirmediğini, davacı tarafın sosyal alanları kullanmak için yan blok ... bloğa her ay ödemesi gerekli aidat bedellerini ödemediğini, bunun üzerine ... blok yönetimi tarafından yönetim kurulu toplantısının yapıldığını ve aidatların ödenmemesi durumunda sitenin sosyal alanlarının davacıya ait bloğa kullandırılmayacağı konusunda karar alındığını, 01.04.2016 tarihinde dava dışı... tarafından davacı tarafa Nisan 2016 aidatları olan 32 dairenin toplam aidat bedeli olan 4.320 TL’nin ödenmesi konusunda 6 Nisan 2016 tarihine kadar süre verildiğini yine yapılan toplantılarda davacı tarafın geçmiş aidat borçlarını ödemesi için dava dışı ... blok tarafından davacı tarafa 7 Haziran 2016 tarihine kadar süre verildiğini geçen bu süre zarfında davacı tarafça herhangi bir aidat ödemesi yapılmadığını, bu aidat ödemelerinin yapılmaması sonucu site yönetiminin de karar alarak davacı tarafın sosyal alan kullanımını sınırlı hale getirdiğini, bu durumun da davacı tarafın kabulünde olduğunu, davacı tarafın site yönetimine karşı edimlerini yerine getirmemesinden dolayı ortak alanları kullanım hakkının dava dışı site yönetimi tarafından engellendiğini, dava dilekçesinde belirtmiş olduğu zararları ilgili site yönetiminden talep etmesinin gerektiğini, davalıdan talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.10.2018 tarihli ve 2016/540 Esas, 2018/526 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 26.02.2020 tarih ve 2019/86 Esas, 2020/220 Karar sayılı kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1- Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin 26.02.2020 tarih ve 2019/86 ve 2020/220 karar sayılı kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2-Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 10.06.2021 gün ve 2020/1860-2021/2637 karar sayılı ilamı ile "...ilk derece mahkemesince taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğu ve geçersiz sözleşmeye dayanılarak tazminat istenemeyeceği sonucuna varılmışsa da, dosya kapsamında toplanan delillerden taraflarca sözleşme edimlerinin yerine getirildiği, davalı tarafından yapımı üstlenilen inşaatın tamamlandığı, davacının da bedel ödeme borcunu yerine getirdiği, edimlerin büyük oranda yerine getirilmiş olması halinde sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesinin Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde belirlenen iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağı açıktır. Bu safhada sözleşmenin geçersizliğine dayanılması, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup hukuk düzeninin bu davranışı korumayacağı ortadadır (15. Hukuk Dairesi, 14.04.2009 gün, 2008/1881 esas, 2009/2175 karar sayılı ilamı). Bu durumda taraflarca edimleri büyük oranda yerine getirilen ve benimsenen sözleşmenin geçersizliğinin kabulü doğru olmamıştır. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle davaya konu olayın hukuki nitelendirilmesinin yapılması gerekmektedir. Davada davalının davacıya yapıp teslim ettiği binanın, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak yine davalı tarafından yapılan komşu binanın sosyal tesislerinden yararlanamaması nedeniyle oluşan davacı zararının tazmini talep edilmiş olup, bu durum nedeniyle doğduğu iddia olunan zarardan sorumluluğun hukuki niteliğinin eksik ifa olarak değerlendirilmesi gerekir. Yasada özel hüküm bulunmamakla birlikte eser sözleşmelerinde işin eksik ifası, sözleşmeye aykırılık olarak nitelendirilmekte ve Türk Borçlar Kanunu’nun 112. maddesi gereğince, borcun ifa edilmemesinin sonucu doğan zararın istenilebileceği kabul edilmektedir. O halde, mahkemece davacının, davalının sözleşme uyarınca edimini yerine getirmemesi sebebiyle davalıya ait binanın sosyal tesislerinden yararlanamadığı ve bu nedenle zarara uğradığını ileri sürerek açtığı davanın eksik ifa iddiası olarak değerlendirilip, bu doğrultuda inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre davacı talepleri ile ilgili karar verilmesi gerekirken, davanın nitelendirilmesinde hataya düşülerek taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz kabul edilip yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi ve istinaf başvurusunun reddi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur" gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk derece mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "mahkememizce verilen kararın Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 10/06/2021 tarih ve 2020/1860 Esas, 2021/2637 Karar sayılı ilamı ile bozulması neticesinde; Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, mahkememizce davacının, davalının sözleşme uyarınca edimini yerine getirmemesi sebebiyle davalıya ait binanın sosyal tesislerinden yararlanamadığı ve bu nedenle zarara uğradığını ileri sürerek açtığı davanın eksik ifa iddiası olarak değerlendirilip, bu doğrultuda yapılan keşif ve aldırılan denetime elverişli 16/10/2017 tarihli bilirkişi heyet raporu da dikkate alınarak davanın kabulü gerektiği" gerekçesiyle davanın kabulü ile 652.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde, davacı tarafın eksik ifa kaynaklı hiçbir talebi olmamasına karşın, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak verilen mahkeme kararında davanın eksik ifa kaynaklı tazminat davası olarak usul ve yasaya aykırı şekilde nitelendirildiğini, davacı tarafın talep ve isteklerinin kötü niyetli olduğunu, davanın sözleşme gereğince geçit hakkının tapu siciline davalı tarafından tescil ettirilmemesinden kaynaklanan maddi zararın tazmini istemine ilişkin olduğunu, tarafların sözleşme ile geçit hakkı kararlaştırmalarının mümkün olmadığını ve geçersiz sözleşmeye dayanılarak da tazminat istenemeyeceğini, davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, ayrıca davaya konu duvarın dava dışı site yönetimi tarafından yıktırıldığını, davacı site maliklerinin tüm sosyal alanlardan yararlandığını, davacı tarafın herhangi bir maddi ya da manevi zararının bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalının davacıya yapıp teslim ettiği binanın, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak yine davalı tarafından yapılan komşu binanın sosyal tesislerinden yararlanamaması nedeniyle oluşan davacı zararının tazmini talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddeleri

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacıya verilmesine,

Aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.