6. Hukuk Dairesi 2021/6526 E. , 2023/3254 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/101 E., 2021/380 K.
DAVA TARİHİ : 05.02.2014
HÜKÜM/KARAR : Ret
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı idare arasında 10.11.2011 tarihli, 887.000,00 TL bedelli iş sözleşmesinin imzalandığını bu sözleşme gereğince, Malatya ili, Doğanşehir ilçesi Elmalı İlköğretim Okulunun ikmal inşaatına başlandığını, 29.07.2011 tarihindeki imalat tespit tutanağında birçok iş tamamlandığı halde davalı tarafça eksik olarak tutanağa yansıtıldığını, ancak bu durumun doğru olmayıp, davalı idarenin 01.04.2013 tarihinde tanzim edilen inceleme raporuyla da yanlışlığın teyit edildiğini, var olan eksiklikler tamamlandığı halde müvekkiline ödeme yapılmadığını, ayrıca gerek projede, gerekse mahal listesinde 1 adet olduğu belirtilen topraklama levhası imalatının, keşif esnasında 35 olarak yazıldığını ve 34 adedin ücretinin davacıdan kesildiğini, davalı idareden, zararlarının ve fazladan yapılan imalatların bedeli talep edilmiş ise de, bu taleplerinin reddedildiğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin, hak ediş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili 08.05.2015 tarihli dilekçesi ile talep miktarını bilirkişi raporu doğrulusunda ıslah ederek 231.816,76 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin yasal unsurları taşımadığını, husumet itirazlarının olduğunu; her ne kadar iş bu davada T.C. ... davalı olarak gösterilmiş ise de dava konusu yönünden husumetin İl Özel İdaresine ya da Maliye Hazinesine yöneltilmesi gerektiğini, bu nedenlerle de müvekkili bakanlığın taraf sıfatının olmadığını, mahkeme aksi kanaatte ise, işin esası bakımından, davacı tarafça gerek yapım işleri genel şartnamesinde ve gerekse diğer ihale dokümanlarında, iddialarını ispatlayacak nitelikte dayanakların bulunmadığını, devlet kurumlarının işlemlerini, şifa'en yerine getirmediğini, tüm işlemlerin yasal mevzuat çerçevesinde yazılı olarak yerine getirildiğini, davanın zamanaşımına uğradığını beyanla haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 15.05.2015 tarihli ve 2014/87 Esas, 2015/839 Karar sayılı kararı ile; ihale konusu işte imalat artışlarının meydana geldiği, yapılan hesaplamalarla davacı yüklenici ...'ın imalat fazlalığından dolayı alacak hakkının doğduğu, bu imalatlar nedeniyle davacı yükleniciye ekstradan süre verilmesi gerektiği ve buna rağmen 40 günlük gecikme cezası olarak kesilen cezanın da iadesi gerektiği ve bu kapsamda davacının, geçici kabul tarihi olan 05.09.2012 tarihi itibariyle 225.976,34 TL inşaat bedeli, 5.840,42 TL elektrik bedelinden oluşan toplam 231.816,76 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği belirtilerek davanın kabulü ile 231.816,76 TL'nin, geçici kabul (hakediş) tarihi olan 05.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Harçlar Kanunu uyarınca tahsili gereken 11.877,00 TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 04.04.2019 tarihli ve 2019/920 Esas, 2019/1554 Karar sayılı kararıyla; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek davacının talebinin sözleşme kapsamında yaptığı halde bedeli ödenmeyen alacakları ile sözleşme kapsamı dışında kalan alacaklarının tahsili istemine ilişkin olduğu, ancak davacının gerek dava dilekçesinde gerekse ıslah dilekçesinde talep edilen miktarın ne kadarının ceza kesintisi nedeniyle ödenmeyen hak ediş, ne kadarının sözleşme kapsamı dışında kalan imalâtlar ile ilgili olduğunu açıklamadığı, mahkemece talebin açıklattırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken talebin aynen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, taraflar arasında düzenlendiği ihtilâfsız olan sözleşmenin 8-2-1 maddesinde sözleşme eklerinin sayıldığı, sayılan ekler arasında Yapım İşleri Genel Şartnamesi de bulunduğu, bu şartnamenin 6100 sayılı HMK'nın 193. maddesine göre delil sözleşmesi niteliğinde olduğu, mahkemelerce görevi gereği kendiliğinden gözetilmesi gerektiği, yüklenicinin sözleşme kapsamında yaptığı imalâtlarla ilgili olarak talepte bulunabilmesi için yine sözleşme tarihinde yürürlükte olan söz konusu şartnamenin 40 ve 41. maddelerine göre hakediş raporunun "idareye verilen ... dilekçemde yazılı ihtirazi kayıtla" cümlesini yazarak imzalaması gerektiği, sözleşme dışı imalâtlarla ilgili olarak ise anılan şartnamenin 21. maddesinde götürü bedelli işlerde sözleşme kapsamında kalması halinde %10 fazla imalâtın sözleşme fiyatlarıyla yaptırılacağı hükmünün bulunduğu, bu nedenle sözleşme dışı imalâtlar yönünden inceleme yapılırken sözleşmenin ilgili hükümleri ile şartname hükümlerinin dikkate alınmasının zorunlu olduğu, yapılacak incelemede %10'u aşan imalâtın tespiti halinde ise bedelinin sözleşme ve işin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 413 ve devamı maddeleri gereğince iş sahibi yararına olması koşuluyla yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçleriyle belirlenmesi gerektiği, somut olayda mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda sözleşme eki olan Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümleri tartışılmaksızın davacı alacağı belirlendiğinden bu rapor esas alınarak davanın kabul edilmesinin doğru olmadığı, mahkemece yapılması gereken işin öncelikle davacının talebinin açıklattırılarak talebin ne kadarının hakediş alacağı ne kadarının sözleşme dışı imalâtlarla ilgili olduğunun belirlenmesi, bundan sonra konusunda uzman yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak, hakediş alacağı yönünden hakedişlere itirazların şartname kapsamında değerlendirilerek varsa hakedişlerden ödenmeyen alacaklarının tahsiline karar verilmesi, sözleşme dışı imalâtlar yönünden yine şartname hükümlerine göre %10 kapsamında kalan imalâtların bedellerinin sözleşme fiyatlarıyla, fazla imalât varsa bunların bedellerinin yapıldığı yıl piyasa fiyatlarına göre hesaplattırılması ve hüküm altına alınacak alacağa dava tarihinden önce temerrüt gerçekleşmemiş olduğundan faize dava ve ıslah tarihi dikkate alınarak karar verilmesinden ibaret iken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmadığı gibi kabule göre de tavzih ile düzeltilmesinin mümkün olmamasına rağmen ve kısa karar ve gerekçeli karar ile çelişki yaratılmak suretiyle faiz başlangıcının gerekçeli kararda 05.09.2012 olarak tashih edilmesinin de doğru olmadığı gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmişir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın dava dilekçesinde delil olarak belirtmiş olduğu, davalı idare tarafından tutulan 29.07.2011 tarihli imalat tespit tutanağının, taraflar arasındaki sözleşmenin eki olmadığı ve davacının ikmal inşaatını yaptığı okul inşaatının önceki yüklenicisi tarafından yapılan imalatlarla ilgili olarak davalı idare elemanlarınca tutulan tutanak olduğu, yine davacı tarafın delil olarak dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu 01.04.2013 tarihli tutanağın ise davalı idare tarafından tutulan okul inşaatındaki eksik ve ayıplı imalatların tespiti hususunda olduğu, bu tutanakta belirtilen 17 kalem eksikliğin ve ayıbın 9 adedinin davacının ikmal inşaatını yaptığı işin önceki dönemine ait imalatlar, son sekiz maddede belirtilen eksiklik ve ayıplı imalatların davacı tarafından yapılan sözleşme kapsamındaki imalatları olduğu, davacı tarafça söz konusu işin sözleşme öncesi ihale sürecinden geçici kabul ve kesin hakediş raporlarının düzenlendiği 01.10.2012 tarihine kadar herhangi bir talebi ve itirazı bulunmadan itirazsız gerek hak ediş raporlarının gerekse diğer tüm belgelerin imzalandığı, taraflar arasında bulunan sözleşmenin eki olan yapım işleri genel şartnamesinin 40. ve 41. maddesi gereği, bu tür sözleşmelerin, kesin hakediş raporu düzenlenmesine işin geçici kabulü yapıldıktan sonra başlanacağı, sözleşme ve eklerinde öngörülen hükümler çerçevesinde kesin hesap işlemlerinin gerçekleştirileceği, gerek birim fiyat sözleşmeli işlerde gerekse anahtar teslimi götürü bedel işlerde yüklenicinin kesin hesaplara itirazı varsa aynı inceleme süresi içinde idareye yazılı olarak bildirmek zorunda olduğu, böyle yapmadığı takdirde kesin hesapla ilgili bütün belgeleri kayıtsız kabul etmiş sayılacağı ve bundan sonra bu hususta yapılacak herhangi bir itirazın dikkate alınmayacağı, ayrıca idari şartnamenin 12. maddesine göre de davacı tarafın davalı taraftan yapmış olduğu imalatlarla ilgili herhangi bir alacak talebinde bulunamayacağı, bu doğrultu da, davacı tarafça dava dilekçesinde delil olarak gösterdiği 29.07.2011 tarihli imalat tespit tutanağının taraflar arasındaki sözleşmenin bir eki olmadığı ve taraflar arasındaki sözleşmenin imzalanmasından önce düzenlendiği, söz konusu işin başka bir yükleniciye yaptırılmış imalatlarla ilgili olarak, davalı idarece tutulmuş tutanak olduğu, dolayısı ile bu tutanakta belirtilen sözleşme dışı işlerin davacı tarafından yapılmış işler olmadığı, bu nedenle de davacı tarafın sözleşme dışı işlerden dolayı davalı kurumdan bir alacağının bulunmadığı, yine 01.04.2013 tarihli tutanakta belirtilen 17 kalem eksikliğin ve ayıbın 9 adedinin davacının ikmal inşaatını yaptığı işin önceki dönemine ait imalatlar olması nedeniyle davacı tarafından talep edilemeyeceği, son sekiz maddede belirtilen eksiklik ve ayıplı imalatların davacı tarafından yapılan sözleşme kapsamındaki imalatlar olmakla birlikte, yapım işleri genel şartnamesinin 40. ve 41. maddeleri gereğince, sözleşme ve eklerinde öngörülen hükümler çerçevesinde kesin hesap işlemlerinin gerçekleştirileceği, gerek birim fiyat sözleşmeli işlerde gerekse anahtar teslimi götürü bedel işlerde yüklenicinin kesin hesaplara itirazı varsa aynı inceleme süresi içinde idareye yazılı olarak bildirmek zorunda olduğu, ancak davacı tarafından hakkedişlere herhangi bir itirazının bulunmadığı, bu nedenle davacı tarafından yapılan Malatya ili Doğanşehir ilçesi Elmalı İlköğretim Okulu ikmal inşaatı işi ile ilgili olarak, sözleşme nedeniyle düzenlenen hakedişler anlamında da davacının herhangi bir alacağının olmadığı, bu bağlamda yapılan işlerin sözleşme kapsamında yapılan işler olduğu, sözleşme dışı olarak yapılan herhangi bir işin bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı Temyizi
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma ilamı ile bağlı kalınmadığını, bilirkişilerin taleplerini anlamadığını, hakedişlere itiraz edilmediği gerekçesi ile talepleri reddettiklerini ve fazladan yapılan imalatlarla ilgili bir açıklama yapılmadığını, taleplerinin sözleşme içi işlere mi, yoksa sözleşme dışı işlere mi yönelik olduğu konusunda bir ayrım yapılmadan eksik şekilde rapor düzenlendiğini, taleplerinin sözleşme dışı işlerden dolayı oluşan zararların tazmini olduğunu, taleplerin hak edişe girmeyen imalatlar olduğunu, dolayısıyla hak ediş raporlarına itiraz edilmediği ve bu nedenle de sonucuna katlanılması gerektiği gibi bir yaklaşımın hukukla bağdaşmayacağını, kaldı ki kesin hakedişe itiraz ettiklerini, ara hak edişlere itiraz edilmemesinin nedeninin ise gerek ara hak edişlerin kesin alacak olmayıp avans niteliğinde olması gerekse ihtirazi kaydın konulması halinde hak edişlerin belirsiz süreli olarak sürüncemede kalması ve ödemenin yapılmaması ihtimali olduğu, raporların çelişkili olduğu, 13.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda müvekkilin dava tarihi itibariyle sözleşme dışı iş artışından kaynaklanan ve yapılan kesintilerden dolayı yükleniciye ödenmesi gereken tutarın 229.062,74 TL olduğu ve imalat miktarlarının değişmesinden dolayı davacı tarafın alacaklı olduğu dosya kapsamında görülmektedir denilerek müvekkilin lehine kanaat bildirilmişken her nedense söz konusu rapor sanki hiç dava dosyasına sunulmamış gibi yeniden bir bilirkişi raporu tanzim edilmiş ve 01.07.2021 tarihli bu yeni rapora göre ise müvekkilin herhangi bir alacağı bulunmadığının bildirildiği, birbirinden tamamen zıt görüş bildiren 13.04.2021 tarihli bilirkişi raporu ile 01.07.2021 tarihli rapordaki bilirkişilerden üç kişinin her iki raporda da imzasının bulunduğu belirtilerek, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 vd. maddeleri,
6100 sayılı HMK'nın 31. maddesi,
Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin 21., 40. ve 41. maddeleri.
3. Değerlendirme
Usuli kazanılmış hak, 1086 sayılı HUMK'un yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında tanımlanmış olup, içtihadı birleştirme kararında; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hukuka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesi usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup, kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe giren ilk halinde usuli kazanılmış hakka yer verilmemişse de bu ilkenin uygulanması, Yargıtayın içtihatları ile HMK’nın 177/2. maddesine 22.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile yapılan ek düzenlemeye kadar devam etmiştir. Bu ek düzenleme ile “Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya İlk Derece Mahkemesine gönderildiğinde, İlk Derece Mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz” maddesi ile HMK’da hüküm altına alınmış olup usuli kazanılmış hakların korunacağı bu şekilde hükme bağlanmıştır.
Usuli kazanılmış hak kamu düzeni ile ilgili olması nedeniyle Yargıtayca da re'sen dikkate alınır. Yargıtayın bozma kararı nedeniyle doğan hak iki çeşit olup, (1) mahkemenin Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına kazanılmış hak, (2) bazı konuların bozma kararının kapsamı dışında kalması ile doğan usuli kazanılmış haklardır. Mahkemenin Yargıtay bozma kararına uymuş olması halinde bu uyma kararı ile bağlı olup, usuli kazanılmış hak ilkesi uyarınca lehine bozulan taraf yararına araştırma ve inceleme yapması zorunludur. Yargıtayın ve Dairemizin istikrarlı uygulamaları da bu yöndedir.
Bu anlatımlar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 04.04.2019 tarihli ve 2019/920 Esas, 2019/1554 Karar sayılı kararıyla; öncelikle davacının talebinin açıklattırılarak talebin ne kadarının hakediş alacağı ne kadarının sözleşme dışı imalâtlarla ilgili olduğunun belirlenmesi, bundan sonra konusunda uzman yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak, hakediş alacağı yönünden hakedişlere itirazların şartname kapsamında değerlendirilerek varsa hakedişlerden ödenmeyen alacaklarının tahsiline karar verilmesi, sözleşme dışı imalâtlar yönünden yine şartname hükümlerine göre %10 kapsamında kalan imalâtların bedellerinin sözleşme fiyatlarıyla, fazla imalât varsa bunların bedellerinin yapıldığı yıl piyasa fiyatlarına göre hesaplattırılması ve hüküm altına alınacak alacağa dava tarihinden önce temerrüt gerçekleşmemiş olduğundan faize dava ve ıslah tarihi dikkate alınarak karar verilmesi gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiş ise de; davacının sadece dava dilekçesindeki 10.000,00 TL bedelin 5.000,00 TL’sinin sözleşme dışı iş, 5.000,00 TL’sinin sözleşme kapsamındaki iş olduğunu dair açıklama yaptığı, ıslah ile arttırılan kısma dair açıklama bulunmadığı, mahkemece ıslah ile arttırılan kısma yönelik eksikliği gidermediği, ayrıca her ne kadar mahkemece gerekçeli kararda “Ancak mahkeme kalemince dava dosyası 07.01.2021 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararında belirtilen heyete sehven tevdii edilmeden, bir inşaat mühendisi, bir elektrik mühendisi ve bir makine mühendisi bilirkişiye tevdi edildiği görüldüğünden, 07.01.2021 tarihli duruşmanın 1 nolu ara kararına aykırı olarak eksik bir heyet oluşturulmak hazırlanan 13.04.2021 tarihli bilirkişi raporu mahkememizce değerlendirmeye alınmamıştır” açıklaması ile 31.04.2021 tarihli raporun esas alınmadığı belirtilmiş olsa da 31.04.2021 ve 01.07.2021 tarihli raporlarda üç ortak bilirkişi bulunduğu, raporların birbirinden zıt görüş sunduğu, ilk raporda fazla yapıldığı kabul edilen işlerin hangi gerekçe ile sözleşme kapsamında olduğunun denetlenebilir şekilde açıklanmadığı, sadece tutanağın esas alınmadığı ve önceki raporun Yapım İşleri Genel Şartnamesine uygun hazırlanmadığının belirtildiği, açıklanan nedenlerle raporun denetlenebilir olmadığı, bu nedenle hükme esas alınmasının hatalı olduğu bu durumda raporun bozma ilamının gereklerini yerine getirmediği ve Yargıtay denetimine elverişli rapor olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; öncelikle ıslah dilekçesinde arttırılan miktarın hangi kaleme yönelik olduğu açıklattırılarak 6100 sayılı HMK’nın 281/3. maddesi uyarınca maddi gerçeğin ortaya çıkması için konusunda uzman öncekilerden farklı kişilerden oluşturulmuş teknik bilirkişi kurulundan rapor alınarak işin ikmal işi olduğu da gözetililip ikmal inşaatından önceki yapılan imalata ait tüm evraklar da getirtilerek önceki işte neler yapıldığı da dikkate alınıp 29.07.2011 tarihli imalat seviye tutanağı ile teknik rapor başta olmak üzere dosya kapsamındaki belgelerde incelenerek davacının önceki işe ait seviye tespit tutanağına yönelik itirazları da giderilecek şekilde Yargıtay denetimine elverişli, gerekçeleri de gösterilerek fazla iş yapılıp yapılmadığının tespiti, yapılmadı ise bu talebin reddi, yapıldı ise %10'una kadar sözleşme fiyatları, daha fazlası varsa yapıldıkları yıl piyasa rayicine göre bedelinin tespit edilmesi, sözleşme kapsamındaki işlere yönelik talepte ise hakedişlere yapılan usulüne uygun itiraz olup olmadığının değerlendirilerek hakedişe usulüne uygun itiraz yok ise bu kalemin de reddedilmesi, usulüne uygun itiraz var ise iddialar değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmasından ibarettir.
Mahkemece, usuli kazanılmış hakka aykırı olacak şekilde, denetime elverişli olmayan rapora göre karar verilmesi hatalı olmuş, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
İlamın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yasa yolu açık olmak üzere,
12.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!