WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

YARGITAY 6. CEZA DAIRESI

A- A A+

6. Ceza Dairesi         2025/5294 E.  ,  2025/9350 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2025/3412 E., 2025/2432 K.
SUÇ: Nitelikli yağma
HÜKÜMLER: Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

Sanık ... müdafiinin 23.07.2025 tarihli dilekçesi ile temyiz isteminden feragat ettikleri anlaşılmıştır.
Yapılan ön inceleme neticesinde sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Bozma
Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2024 tarihli kararının sanık ... müdafiileri, sanık ... müdafii, katılan vekili ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 28.05.2024 tarihli kararı ile bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci

Bozma üzerine Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.05.2025 tarihli ve 2024/493 Esas, 2025/250 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-c-h, 62/1, 53. maddeleri uyarınca 9 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına; sanık ... müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine "Hükmün sanıklar hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin 1.bendinin 7. ve 8. fıkraları ile 2.bendinin 7. ve 8. Fıkralarının hükümden tamamen çıkartılmasına; yerlerine; "Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan durumuna göre ve 15.04.2020 gün ve 13100 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile yapılan değişiklik nazara alınarak sanıklar hakkında hükmolunan hapis cezaları nedeniyle Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin 1. ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin UYGULANMASINA,"şeklindeki fıkraların eklenmesine, hükmün diğer kısımlarının ise aynen muhafazasına karar verilmek suretiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında bozma öncesi verilen kararın gerekçesindeki deliller bozma sonrasında istinaf dairesi tarafından sunulan yerel mahkeme gerekçelerinin değerlendirmesinde yerel mahkeme ile verilen karardaki delillerle aynı olduğuna, sanığın katılana silah gösterdiğine ilişkin somut delil bulunmadığına, katılanın da bu hususu doğruladığına, ilk derece mahkemesinin kararına gerekçe olarak oluşturmaya çalıştığı katılanın "sanık ...'ın olay yerinde olmasından dolayı aracı tanık...'a teslim ettim. Sanık ...'ın olay yerinde olmasaydı teslim etmeyecektim" şeklindeki beyanı karara gerekçe olarak oluşturulmuşsa da bu gerekçenin katılanın beyanlarının çelişkili olduğunun göstergesi olduğuna, istinaf mahkemesinin bu bariz çelişkilere karşı sundukları istinaf taleplerini değerlendirmediğine, sanık ...'ın ... ile iştirak halinde suçu işlediğine karar verilmesinin hatalı olduğuna, suçun unsurlarının sanık yönünden oluşmadığına, sanık ...'ın katılana yönelik cebir ve tehdidin olmadığına, maddi ve manevi menfaatin sanık tarafından temin edilmediğine, katılanın sanık hakkında şikâyetinin ve iddiasının bulunmadığına, sanığın zorla alındığı iddia edilen aracı tanık...'a teslim etmediğine, sanığın katılanı zorla bir yerden başka yere götürmediğine, tanık ve katılanın sanık ...'ın beyanlarını doğruladığına, kararın bozulması, tutuklama kararının kaldırılması ve yargılama giderlerinin sanık üzerine bırakılması gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.02.2024 tarihli ve 2023/214 Esas, 2024/83 Karar sayılı dosyasında sanık ... hakkında verilen beraat kararına yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 28.05.2024 tarihli ve 2024/2378 Esas, 2024/1742 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin kanuna aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(... [GK], B. No: 2023/.., 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:

1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,
2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ......
Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.

Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197).

Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 28.05.2024 tarihli ve 2024/2378 Esas, 2024/1742 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.05.2025 tarihli ve 2024/493 Esas, 2025/250 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırılık bulunmuştur.

III. KARAR
A. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde;
Sanık müdafiinin kanuni süresi içinde öne sürdükten sonra, 23.07.2025 tarihli dilekçe ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 266/1. maddesi uyarınca temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE

B. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
04.11.2025 tarihinde karar verildi.