6. Ceza Dairesi 2024/939 E. , 2024/2212 K.
"İçtihat Metni"K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A
Silahla yağma suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Kilis Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05.10.2023 tarihli ve 2021/4865 Soruşturma, 2023/2692 Esas, 2023/332 sayılı iddianamenin iadesine dair Kilis 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.10.2023 tarihli ve 2023/299 iddianame değerlendirme sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Kilis 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.10.2023 tarihli ve 2023/66 değişik iş sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığı'nın 04.01.2024 gün ve 94660652-105-79-28265-2023-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 29.01.2024 gün ve 2024/5059 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,
MEZKUR İHBARNAMEDE;
Dosya kapsamına göre, olay tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı 5. Zırhlı Tugay Komutanlığı 1. Hudut Alayı 2. Hudut Taburu Demirışık Hudut Karakolu'nda Astsubay Astçavuş rütbesiyle askerlik görevini ifa eden şüpheli ...'un, nöbet faaliyetini icra ettiği sırada huduttan Türkiye tarafına geçen Suriye uyruklu yasa dışı göçmenleri yakaladığı, akabinde yanında yasa dışı şekilde bulundurduğu kuru sıkı tabancayı göstererek göçmen şahıslardan birinden cep telefonunu aldığı ve sonrasında bu şahsı Suriye ülkesine itme noktasından tekrar gönderdiği olay nedeniyle yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen iddianamenin, Kilis 1. Ağır Ceza Mahkemesince "Mağdurun kimlik bilgileri tespit edilerek, atılı yağma suçu yönünden suça konu cep telefonunun kendisinden ne şekilde teslim alındığına, meydana gelen olayda yağma suçunun maddi unsuru olan cebir veya tehdit olgusunun ne şekilde gerçekleştiğine dair ayrıntılı beyanı alındıktan ve mağdura Yasa gereği usule uygun şekilde teşhis yaptırıldıktan sonra iddianame tanzim edilip edilmeyeceği değerlendirilmesi" şeklindeki gerekçe ile iadesine karar verildiği anlaşılmış ise de;
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 11.10.2011 tarihli ve 2011/14137 Esas, 2011/626 sayılı kararında, “Her ne kadar, 5271 sayılı Kanunun 170. maddesinin üçüncü fikrasının (c) bendinde, mağdurun kimliği iddianamede bulunması gereken unsurlar arasında sayılmış ise de; bunun yapılan soruşturma sonucunda mağdurun kimliğinin elde edilmesi durumuna ilişkin olduğu, yapılan bütün araştırma ve soruşturmaya rağmen mağdurun kimliğinin tespit edilememesinin şüpheli hakkında iddianame düzenlenmesine engel durum oluşturmayacağı açıktır. Ceza yargılaması için diğer asli unsurların bulunduğu bir durumda, zorunluluktan kaynaklanan bu eksiklik ceza yargılamasının yapılmasına engel teşkil etmeyecektir.” ile;
Yargıtay 23. Ceza Dairesinin 28.04.2016 tarihli ve 2016/8273 Esas 2016/5452 sayılı kararında " komşu ülke Suriye'deki mevcut durum nedeniyle Şam Büyükelçiliğimiz Konsolosluk Şubesinin faaliyetlerinin 22 Mart 2012 günü durdurulması, Şam Büyükelçiliğimizin kapatılmasını takiben Ankara'daki Suriye Büyükelçiliğinin diplomatik statüdeki personelinin de geçtiğimiz günlerde ülkemizden ayrılmaları, bu nedenle gerek Dışişleri Bakanlığı gerek Halep Başkonsolosluğumuz aracılığı ile Suriye topraklarında konsolosluk koruması ve hizmetleri sunulması imkanlarının oldukça kısıtlı hale gelmesi ve bu çerçevede, Suriye'ye yönelik adli yardımlaşma taleplerine Dışişleri Bakanlığınca yapılacak bildirime kadar ara verilmesi karşısında, somut olayda suça sürüklenen çocukların resmi kimlik bilgilerinin diplomatik yazışmalarla belirlenemeyeceği, mahkemenin söz konusu bu iddianame iade gerekçesi üzerine belirtilen eksikliğin giderilerek davanın açılmasının hali hazırda olanaksız olduğu,.." şeklinde açıklamalara yer verildiği,
Bu haliyle, mağdurun olaydan iki gün sonra tekrar yasa dışı geçiş sırasında yakalanması üzerine şüpheli ile yüzleştirilmesi, şüphelinin telefonu aldığına ilişkin beyanı ve sınırda görevli olan askerlerin ifadeleri ve dosyada bulunan diğer deliller karşısında, Suriye vatandaşı olduğu anlaşılan müştekinin kimlik bilgisinin diplomatik yazışmalarla belirlenemeyeceği, mahkemenin söz konusu bu iddianame iade gerekçesi üzerine belirtilen eksikliğin giderilerek davanın açılmasının hali hazırda olanaksız olduğu, yapılan bütün araştırma ve soruşturmaya rağmen mağdurun ya da müştekinin kimliğinin tespit edilememesinin, şüpheli hakkında iddianame düzenlenmesine engel olmayacağı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbar yazısı incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmüş olduğundan KABULÜ ile Kilis 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.10.2023 tarihli ve 2023/66 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereğince BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!