6. Ceza Dairesi 2024/668 E. , 2024/8360 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/152 E., 2021/360 K.
SUÇLAR : Nitelikli yağmaya teşebbüs, tefecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, zamanaşımı nedeniyle düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanıklar haklarında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. Sanıklar Haklarında Tefecilik Suçundan Kurulan Düşme Hükümlerinin Temyiz İncelemesinde;
Her ne kadar yerel mahkemece sanıklar ... ve ... haklarında tefecilik suçundan verilmiş bulunan zamanaşımı nedeniyle düşme hükümlerinin temyiz edilmedikleri gerekçesiyle 18.02.2022 tarihinde kesinleştirilmiş oldukları görülmüş ise de, sanıklar müdafiinin 14.01.2022 tarihli temyiz dilekçesi ile sanıklar haklarında tefecilik suçundan verilmiş bulunan düşme hükümlerini de temyiz etmiş olduğu anlaşılmakla, söz konusu kesinleştirme şerhlerinin geçersiz olduğu belirlenmekle yapılan incelemede;
Sanıklar hakkında açılan kamu davalarına konu suçun, 5237 sayılı Kanun'un 241 ve 165 maddeleri kapsamında bulunduğu ve 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu iddianamenin düzenlenme tarihi itibariyle 8 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin dolduğu belirlenmiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hâkimler Kurulu'nun takdirine göre, sanıklar müdafiinin temyiz itemi yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usûl ve kanuna uygun bulunan hükümlerin tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
II. Sanıklar Haklarında Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerinin Temyiz İncelemesinde;
Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 günlü ve 2013/678-2014/98 sayılı Kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun), 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Kanun'un 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde ... yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir.
Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak ... doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir.
Faizle para verme işleri ise yetkisi olmayan kişiler tarafından yerine getirildiğinde ceza hukuku açısından suç olarak tanımlanmış ise de kişiler arasında bir alacak verecek ilşikisi doğurduğu da muhakkaktır. Burada önemli olan kurulan bu ilişki sonucu verilen ve alınan paralar arasında makul kabul edilebilecek bir oranın bulunup bulunmadığıdır. Makul ve kabul edilebilir sınırdaki miktarı çok fazla aşan veya borç anlaşıldığı şekilde ödenmiş olduğu halde para veya kaimi olabilecek belge istenmesi ve bunun zor yoluyla alınması halinde artık hukuki bir ilişkinin varlığından söz etmek mümkün olmayacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelirsek, oluş ve dosya içeriğine göre, sanık ...'ın 2010 yılı Aralık ayı içinde katılan ...'ın talebi üzerine katılana 15.000,00 TL para vererek yaklaşık bir buçuk ay sonrasında katılanın borcunu 18.000,00 TL olarak geri ödediği, katılanın almış olduğu bu borç için herhangi bir cebir tehdit olmaksızın sanık ...'a kendi adına kayıtlı olan traktörünü borç ödendikten sonra tekrar resmi yoldan satışla geri iade edilmek üzere resmi yoldan devrettiği, ayrıca yine 12.500,00 TL'lik senet ile 12.500,00 TL'lik çeki teminat olarak verdiği, katılanın Esat'ın yeniden borç paraya ihtiyacı olması üzerine sanık ...'tan bu kez 18.000,00 TL parayı 3 (üç) ay sonrası 27.000,00 TL olarak geri ödenmek üzere borç olarak aldığı, geçen süre içerisinde 27.000,00 TL'lik paranın zamanında geri ödenmemesi nedeniyle sanık ... ve yakını olan diğer sanık ... ile birlikte olay tarihinde katılan ...'in iş yerine giderek katılanlar Hidayet ve Ecivettin ile Esat'ı "27.000,00 TL parayı ödeyin, yoksa hepinizi öldürürüz" demek suretiyle tehdit ettikleri olayda; sanıklar ve katılanların aşamalardaki beyanlarına göre taraflar arasında her iki tarafın da kabulüne göre süre gelen ticari alış verişler bulunması, hatta yargılama esnasında tarafların aralarında protokoller düzenlenmek suretiyle ihtilafı çözmeye çalıştıklarını da beyan etmiş olmaları dikkate alındığında; taraflar arasındaki alacak-borç miktarı hususunda, mali konularda uzman bilirkişi marifetiyle rapor alınarak, katılan ... tarafından sanıklardan alınan uyuşmazlık konusu 18.000,00 TL borç paranın suç tarihindeki ekonomik koşullar gözetilerek yasal faiz miktarı ile birlikte ulaştığı meblağın hesaplatılması, sanıklar tarafından katılanlardan istenen 27.000,00 TL bedelin gerçek alacağı makul sayılabilecek düzeyde aşıp aşmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edildikten sonra eylemin, 5237 sayılı Kanun'da düzenlenen yağma suçunda daha az cezayı gerektiren hal başlıklı 150 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalıp kalmadığı hususunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve soruşturma neticesinde genel geçişli ifadelerle yetinilip yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı Kanun'un 326/son. maddesi uyarınca sanıkların kazanılmış haklarının korunmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
04.07.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!