6. Ceza Dairesi 2024/294 E. , 2024/5184 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/577 E., 2023/868 K.
SUÇLAR : Yağma (sanık ...), kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (sanıklar hakkında)
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanıklar hakkında bozma üzerine verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Hükmedilen cezanın tür ve süresi itibarıyla koşulları bulunmadığından sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. Sanıklar ... ve ... Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Yapılan İncelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararına göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kamu davasına katılma üzerine, mahkûmiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan kurum lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... müdafileri ile katılan ... vekilinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak oybirliğiyle BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereği hüküm fıkrasına; “Katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10.200,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıklardan tahsili ile katılan ..., Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Sanık ... Hakkında Yağma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Yapılan İncelemede;
1. Bilindiği gibi ceza hukumuzun temelini “kast” oluşturur. Bu durum 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 21 inci maddesinde; "...Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir...” şeklinde tanımlanmıştır. Maddenin gerekçesinde ise; "...Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur...” aynı hususu açklamakta ve teyit etmektedir. Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektedir. Kural olarak her suçun zorunlu ögesidir. Yağma suçunda kasıt hem cebir veya tehdit hem de malın alınmasını kapsamalıdır.Failin malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve bunu faydalanmak amacıyla zor kullanarak almayı istemesi manevi unsurdur. Yağma suçu için bu durumu genel kast kabul edecek olursak yani failin cebirle veya tehditle başkasına ait taşınır bir malı isteyerek alması veya teslimini sağlaması gerekir. Ancak bu tek başına yetmez ayrıca faydalanma amacının da bulunması gerekir. Yağma suçunda rızası olmama yerine rızanın zorla alınması sözkonusudur. ... sağlanarak daha doğrusu teslimi veya geri alınmasını engellemek için cebir veya tehdit kullanmak istemesi ve malın teslimini sağlamak için cebir veya tehdide (zor) başvurmalıdır. Almadaki amaç faydalanma olmalıdır. Eğer fail faydalanma kastı ile değil de başka bir kasıtla mesela zarar verme amacıyla hareket etmiş ise eylem yağma değil mala zarar verme suçunu oluşturacaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.10.2019 tarihli, 2158-4577 esas ve sayılı; 26.01.2016 tarihli, 2015/6-709 esas ve 2016/33 sayılı; 18.11.2014 tarihli, 810-501 esas ve sayılı; 20.05.2014 tarihli, 617-271 esas ve sayılı; 25.02.2014 tarihli, 678-98 esas ve sayılı; yine 05.07.2013 tarihli, 1548-346 esas ve sayılı kararlarında da belirtildiği üzere ve özetle;
“... Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek.." şeklinde tanımlanmıştır.
Hırsızlık (ve yağma) suçlarında failin faydalanma amacıyla hareket etmesi yeterlidir, ayrıca çaldığı (veya yağmaladığı) maldan faydalanmış olması aranmaz, bu nedenle bu hususun araştırılmasına gerek yoktur... Fayda kavramı izafidir; kişiden kişiye, olaydan olaya değişebilir. Faydalanma amacı maddi nitelikte olabileceği gibi, manevi nitelikte de olabilir. Faydalanma kastından maksat, çalınan (veya yağmalanan) malda malikinin sahip bulunduğu bütün olanakları kullanma istek ve iradesidir. Bu nedenle avantaj sağlama, kendini tatmin etme, kullanma, kaprisini yerine getirme vs. maksatları faydalanma kastını oluşturacaktır.
Bu açıklamalardan sonra somut olay ve fiil, yağma suçunun manevi unsuru yönünden değerlendirildiğinde; mağdur ... sanıkların aşamalardaki beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, olay tarihinde mağdur çocuk ile sanıklar Yahya ve Ayetullah'ın buluşarak inşaat halindeki bir binaya girdikleri, sanık ...'nın mağdurun cebinde bulunan cep telefonunu fotoğraf çekmek bahanesiyle aldığı, birlikte fotoğraf çekindikleri ve sonrasında sanıkların mağdura yönelik cinsel istismarda bulundukları, mağdurun sanıkların elinden kurtulup kaçması üzerine sanık ...'nın da suça konu cep telefonu ile birlikte kaçmaya başladığı, olay yeri yakınlarında düşürdüğü ve kolluk görevlilerince ele geçirildiği olayda, mağdurun haber vermesini engellemek ve irtibatını kesmek amacıyla cep telefonunu aldığı anlaşılan sanığın, mal edinmek veya faydalanmak kastıyla hareket etmediği ve bu yöndeki savunmaların aksini gösterir delil de bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanığın yağma kastının bulunmadığı ve yağma suçunun unsurlarının olaşmadığı gözetilmeden üzerine atılı yağma suçundan beraatine, karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Kabule göre de;
Mağdura yönelik eylemin, birden fazla kişi ile birlikte gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında; sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 26.04.2023 tarihli ve 2023/577 Esas, 2023/868 Karar sayılı kararına yönelik sanık ... müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık ... müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
18.04.2024 tarihinde karar verildi.
K A R Ş I O Y
Katılan mağdur ...'ın sanık ... ile instagram üzerinden tanışarak bir müddet görüştükleri, görüşmeler sırasında sanık ...'nın mağdurun cep telefonunu aldığı ve bu telefon numarasından olay günü mağdurla irtibat kurarak 15.30 sıralarında buluştukları, sanık ...'nın diğer sanık ...'ı da buluşma yerine çağırdığı, birlikte "Tepe Sosyal Tesislerine" gittikleri ancak kurum bekçisinin içeri almaması nedeniyle geri döndükleri ve yol üzerinde bulunan inşaata girdikleri, bu esnada sanık ...'nın "buraya gireceksin yoksa seni doğrarım." şeklinde tehdit içeren sözler sarfettiği, içeri girdikten sonra sanık ...'nın mağdur ...'ın boğazını sıkmak ve saçını çekmek suretiyle arka cebinde bulunan cep telefonunu aldığı, sanıkların mağdurun omuzlarından bastırarak dizleri üzerine çökmesini sağladıkları, daha sonra sanık ...'nın mağdurun rızası dışında bir iki dakika boyunca dudağından öptüğü, sanık ...'nın kendi kıyafetlerini çıkardığı, sanık ...'ın da mağdurun kıyafetlerini çıkarmaya çalıştığı ancak mağdurun kot pantolonunun dar olması nedeniyle tam olarak çıkaramadıkları, sanık ...'nın cinsel organını dizlerinin üzerinde yerde bulunan mağdurun ağzına soktuğu, mağdurun ittirmesi sonucunda sanık ... ile yere düştükleri, sanık ...'nın mağdura yumruk attığı, mağdurun yerde bulduğu odun parçası ile sanıklara vurarak olay yeri yakınındaki askeri birliğe doğru koştuğu, sanık ...'ın mağdurun arkasından koştuğu, nöbet tutan askerlerin gelerek silah doğrultması üzerine sanıkların olay yerinden uzaklaştıkları, sanık ...'nın kaçarken mağdura ait cep telefonunu düşürdüğü, kolluk görevlilerince yapılan aramada cep telefonunun bulunduğu anlaşılan olayda suça konu cep telefonunun mağdurun haber vermesini engellemek amacıyla alındığına dair dosyaya yansıyan bir delilin mevcut olmadığı gibi sanığın dahil bu yönde bir savunmada bulunmadığı, bu anlamda sanığın mal edinmek veya faydalanmak kastıyla hareket etmediği hususunda bir kanaate varılamayacağı, bu gerekçeyle sanık ...'nın üzerine atılı yağma suçundan mahkûmiyetine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının yerinde olduğu ve onanması gerektiği düşüncesinden olduğumdan sayın çoğunluğun (II) numaralı bozma kararına iştirak etmiyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!