6. Ceza Dairesi 2024/276 E. , 2024/2235 K.
"İçtihat Metni"K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A
Tehdit ve hakaret suçlarından sanık ... hakkında basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106/1-1. cümle, 125/2, 62/1, 52/2 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 251/3. maddeleri uyarınca 3 ay 22 gün hapis ve 1.500,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığında dair Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.04.2023 tarihli ve 2023/135 esas, 2023/37 kararına karşı, Adalet Bakanlığı'nın 20.11.2023 gün ve 94660652-105-34-23441-2023-Kyb sayılı yazısı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 18.12.2023 gün ve 2023/125355 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,
I. İSTEM
Mahkemesince, sanık hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar verildiğinden bahisle, üzerine yüklenen suçlardan verilen cezalara ilişkin olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, adli sicil kaydına göre sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul Anadolu 68. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.10.2022 tarihli ve 2022/522 esas, 2022/780 sayılı kararının 02.12.2022 tarihinde kesinleştiği, mahkumiyet konusu suçların ise henüz anılan karar kesinleşmeden, dolayısıyla denetim süresi henüz başlamadan 05-26.09.2022 tarihinde işlendiği cihetle, adlî sicil kaydında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel olacak şekilde başkaca kayıt bulunmayan, takdiri indirim de uygulanan sanık hakkında, diğer koşullar değerlendirilmeden, evvelce hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinden bahisle, kanuni olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5271 sayılı Ceza Muhekemesi Kanunu’nun 231 inci maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için öncelikle,
- Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması,
- Suçun 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin 14. fıkrasında yazılı suçlardan olmaması,
- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
- Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itiraz etmemesi,
- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesine ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Anılan bu objektif koşulların gerçekleşmesi ile birlikte ayrıca “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmasına” ilişkin takdire dayalı subjektif koşulun da gerçekleşmesi halinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanması olanağı bulunmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16.02.2010 tarih ve 4/253-28 sayılı kararında da belirtildiği üzere, “sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı Yasa’nın 223 üncü maddesi uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Koşullu bir düşme nedeni oluşturan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesi, objektif koşulların (mahkûmiyet, suç niteliği ve ceza miktarı, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmama, sanığın kabulü, zararın giderilmesi) varlığı halinde mahkemece, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce ve re’sen değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, hiçbir isteme bağlı olmaksızın öncelikle uygulanmalıdır.”
Kanun yararına bozma konusu yapılan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için, 5271 sayılı Yasa'nın 231. maddesinde sayılan objektif ve subjektif koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Objektif koşulların değerlendirilmesindeki hatalar kanun yararına bozma konusu olabilecekken, subjektif koşula yönelik hukuka uygun gerekçeler takdire ilişkin olduğundan, kanun yararına bozma konusu yapılamayacaktır. Bununla birlikte, sanık veya müdafiinin bu kurumun lehlerine uygulanmasına yönelik talepleri bulunması ve objektif koşulların oluşmasına karşın, koşullu bir düşme nedeni olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun tartışılmaması da, yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık kabul edilerek, kanun yararına bozma konusu yapılabilecektir.
İnceleme konusu somut olayda; mahkemece; mahkûmiyeti halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul eden sanığın adli sicil kaydında kasıtlı suçtan mahkumiyeti olduğundan bahisle yasal koşulları oluşmadığı belirtilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Sanığın adli sicil kaydının incelenmesinde; kasıtlı suçtan mahkumiyeti bulunmakla birlikte bu mahkûmiyetin kesinleşme tarihinin kanun yararına bozmaya konu dosyanın suç tarihinden sonra olduğu ve bu hali engel teşkil etmediği anlaşılmakla; mahkemesince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun kasıtlı suçtan mahkumiyeti bulunmama koşulu dışındaki objektif koşulları ve subjektif koşulları değerlendirerek bir karar vermesi gerektiği gözetilmeden sanığın kasıtlı suçtan mahkumiyeti bulunduğundan bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırıdır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/04/2023 tarihli ve 2023/135 Esas, 2023/37 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
20.02.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!