6. Ceza Dairesi 2024/1751 E. , 2024/4244 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/2415 E., 2023/3918 K.
SUÇ : Nitelikli tehdit
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I- Sanık ... hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesi neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun’un 294 üncü maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun’un 301 inci maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek katılan vekilinin temyiz sebeplerine yönelik yapılan incelemede;
Oluş ve dosya içeriğine göre, sanıklar hakkında tehdit suçundan kurulan beraat hükmünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanık hakkında tehdit suçundan kurulan hükümde ileri sürülen temyiz sebepleri yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, katılan vekilinin yerinde görülmeyen TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN ONANMASINA,
II-Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesi neticesinde;
5271 sayılı Kanun’un 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun’un 294 üncü maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek katılanlar vekilinin temyiz sebeplerine yönelik yapılan incelemede;
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, kasten yaralama suçu işlenirken, mağdura yönelik ve yaralamanın niteliğiyle uyumlu tehdit ifadeleri irade açıklaması niteliğinde kabul edilmekte ve fail tehdit eylemi nedeniyle ayrıca cezalandırılmamaktadır. Fakat bu tehdit ifadelerinin irade açıklaması mahiyetinde kabul edilebilmesi için yaralama eyleminden önce yahut eylem sırasında sarf edilmesi gerekir. Yaralama eylemi tamamlandıktan sonra yahut teşebbüs aşamasında kalsa dahi faillin yaralamaya ilişkin kastının sonra ermesinden sonra sarf edilen tehdit cümleleri irade açıklaması olarak kabul edilemez ve failin ayrıca tehdit hükümleri uyarınca cezalandırılması gerekir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut dosya incelendiğinde;
Katılan ...’nin 08.07.2016 tarihli kolluk ifadesinde sanıklarla aralarında çıkan tartışma sırasında sanık ...’in eline büyük bir taş alarak iki eliyle yukarı kaldırdığı ve “öldüreceğim lan seni, nedir lan bu söylediklerin” dediğini ve kendisini bu taştan kurtarmak için diğer sanık ...’in karnına başını siper ettiğini, bu sırada yanlarına gelen komşularının şahsın elinden taşı aldıklarını, akabinde ise tüm sanıkların kendisine ve eline “burayı yıkacağız, seni de bırakmayacağız” dediklerini beyan ettiği görülmektedir.
Katılanın 23.01.2018 tarihli celsedeki beyanında ise vakıayla ilgili bu kısmı “ bu sırada ... sinirlendi, sinkaflı kelimelerle küfür etti, arabanın kaportasına vurdu, bu sırada karısı ... ile kızı ... çıktılar, ellerine taşlar alıp bizim üzerimize doğru yürüdüler hatta ... pencereden atlayıp geldi. Hem bana hem de eşime küfür ediyorlardı, "sizi burada barındırmayacağız sizi yok edeceğiz" şeklinde tehdit ediyorlardı, biz kesinlikle "bizim oğlumuz savcı sizi burada barındırmayacağız" şeklinde bir şey söylemedik, bu sırada oğlu ... geldi, ... bana tekme attı, bu sırada gözlüğüm ve telefonum yere düştü, polisi aramak için telefonumu almak için bu sefer bir taşla bana vurmaya kalktı, bu sırada komşular çıkıp ... elindeki taşı almışlar, ben de babası ... in karnına kendimi siper ettim bana vurmasın diye, ... olay yerine sonradan geldi, ...'ın herhangi bir şey yaptığını görmedim...” şeklinde ifade ettiği görülmektedir.
Katılan ...’nin beyanlarının, eşi olan diğer katılanla benzer mahiyette olduğu anlaşılmaktadır.
Tanık K. D.’nin 09.07.2016 tarihli kolluk ifadesinde sanık ...’in elindeki taşa vurarak düşmesini sağladığı, bu arada şahısların hep birlikte katılanlara hitaben “sizi burada barındırmayacağız” şeklinde bağırdıklarını duyduğunu beyan ettiği anlaşılmaktadır. Tanık bu beyanını 03.04.2018 tarihli celsede doğrulamıştır.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, sanıklar ... ve ... hakkında tehdit suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin kaldırılarak sanıkların beraatine hükmolunmuş ise de, gerek ilk derece mahkemesince, gerekse Bölge Adliye Mahkemesi’nce yürütülen kovuşturmada, katılanın vakıaya ilişkin anlatımları arasındaki çelişkinin giderilmediği, katılanın ilk beyanında ifade ettiği ve tanık K.D. tarafından doğrulanan sanıkların hep birlikte katılanları “sizi burada barındırmayacağız” şeklindeki tehdit ifadesinin sanıklar ... ve ...’in katılanlara yönelik kasten yaralama ve kasten yaralamaya teşebbüs eylemlerinden önce mi yahut sonra mı olduğunun açıklattırılmadığı, tanık K. D.'nin 03.04.2018 tarihli kovuşturma beyanında da bu hususun aydınlatılmasına yönelik bir soru yöneltilmediği görülmekle, söz konusu çelişkinin giderilerek karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 02.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!