6. Ceza Dairesi 2023/8679 E. , 2023/15658 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/131 E., 2016/58 K.
SUÇLAR : Tehdit, hakaret, yaralama
HÜKÜMLER : Beraat, Mahkûmiyet,
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, Bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Durağan Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.03.2016 tarihli ve 2015/131 Esas, 2016/58 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanunun 86/2-3-e, 53, 58. maddelerince 6 ay hapis, hak yoksunluğu, mükerrirlere özgü infaz rejimi, hakaret suçundan 5237 sayılı Kanunun 125/1-4, 53, 58, maddelerince 3 ay 15 gün hapis, hak yoksunluğu, tehdit suçundan 5271 sayılı Kanunun 223/2- e maddeleri uyarınca beraatine, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.O yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri
1.Tehdit suçunun unsurlarının oluştuğuna,
2.Vesaire,
İlişkindir.
B.Sanığın Temyiz Sebepleri
1.Şikâyetten vazgeçtiğine davacı ve şikâyetçi olmadığına,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanıklar ve katılanın önceye dayalı husumetinin bulunduğu ve aralarında Durağan Asliye Ceza Mahkemesinde görülmekte olan 2015/229 Esas ve 2014/268 Esas sayılı iki ayrı dosyalarının bulunduğu, ...'un olay günü Durağan merkez mahallesi Osmangazi sokakta elindeki silahtan sayılabilecek ele geçirilemeyen şişe ile katılanın kafasına vurduğu, katılanın basit tıbbi müdahale (BTM) ile giderilebilecek şekilde birden çok kesinin bulunduğu, iddiasıyla dava açılmıştır.
2. Sanık ... 'un mahkeme huzurundaki savunmasıda: "Ben daha önce bu konu ile ilgili beyanda bulunmuştum oradaki ifademi aynen tekrar ederim. Ben müştekiyi Atilla abiye ait büfe de görünce hemen çıkarı çıktım. Sonra arabaya bindim aracın alkol aldım. Eski sinama denilen sonra bir arkadaşımdan telefon geldi konuşurken babam yanıma geldi birlikte eve geçtik. Olay bu şekilde meydana gelmiştir. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatimi talep ederim." şeklinde savunmada bulunmuştur.
3. Sanık ... 'un mahkeme huzurundaki savunmasında: "Ben daha önce bu konu ile ilgili beyanda bulunmuştum oradaki ifademi aynen tekrar ederim. ... demircan ile aramızda eskiye dayalı para alış verişi meselesinden dolayı husumet vardır olay günü müşteki ile karşılaşmadım. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum beraatimi talep ederim" şeklinde savunma yapmıştır.
4. Katılan ...'ın mahkememiz huzurundaki beyanında: " Bu konu ile ilgili daha önceden beyanda bulunmuştum oradaki beyanımı aynen tekrar ederim. Atilla abinin büfesinden çıktıktan sonra Osmangazi sokağına girdim arkamdan bir patlama sesi geldi bir baktım kafamdan kan akıyordu o anda Fethiyi gördüm. Kırılan şişe parçası elinde idi. O esnada babası geldi ... kızdı niye vurdun dedi. sonra oradan kaçmak istedim fakat ... ... kollarımdan tuttu bırakmadı. Üzerimdeki kanlı tişordü çıkarttılar. İddianamede belirtilen şekilde beni tehdit etti. Fethi bana hakaret ve tehditlerde bulundu. Sanıklardan şikayetçiyim cezalandırılmasını talep ederim davaya katılmak istiyorum" demiştir.
5. Dosya arasında ...'ın düzenlenen adli muayene raporunda; kafada yaralanma olduğu, "BTM ile giderilebilir, hayati tehlikesi yoktur" şeklinde rapor düzenlemiştir.
6. Dosya arasında görüntü inceleme tutanağı mevcuttur.
IV. GEREKÇE
I. O Yer Cumhuriyet Savcısının Sanık Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Talebinin İncelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."
Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından yerel mahkemece 5271 sayılı Yasa'nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
II. Sanığın Hakaret Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Talebinin İncelenmesinde;
Sanığın suçu inkara yönelik değişmeyen savunmaları ve dosyada katılanın soyut iddiası dışında başkaca delil bulunmaması karşısında, mahkumiyete yeter, kesin delil bulunmaması karşısında, hangi delile dayanarak eylemin sabit görüldüğü belirtilmeden, yetersiz gerekçe ile mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
III. Sanığın Yaralama Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Talebinin İncelenmesinde,
Hükümlerden sonra 19.08.2020 gün ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 gün ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararı ile, 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan “… kovuşturma evresine geçilmiş …” ibaresinin aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü …” yönünden Anayasaya aykırı görülerek iptaline karar verilmiş olması ve 5271 sayılı Kanun'un “Tanımlar” kenar başlıklı 2 nci maddesinin (f) bendinde kovuşturmanın “İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi” ifade eder şeklinde tanımlanması karşısında, 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlemeye konu edilen 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
1. O Yer Cumhuriyet Savcısının Sanık Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Talebinin İncelenmesinde,
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Durağan Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.03.2016 tarihli ve 2015/131 Esas, 2016/58 Karar sayılı kararı kararında o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
2. Sanık Hakkında Hakaret Suçundan Ve Yaralama Suçundan Kurulan Hükümlerin Temyiz İncelemesinde;
Durağan Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.03.2016 tarihli ve 2015/131 Esas, 2016/58 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği, gerekçe bölümününde 2 ve 3 üncü paragraflarında açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden hükümleri, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliği ile BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
27.12.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!