WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ

A- A A+

6. Ceza Dairesi         2023/4232 E.  ,  2024/4132 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/1210 E., 2016/48 K.
SUÇLAR : Silahla tehdit, nitelikli hırsızlık
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) temel yağma düzenleyen 148/1 inci fıkrası, 765 inci sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 495/1 inci fıkrasını özünde aynen aktarmasına rağmen 495/2 nci fıkrasında düzenlenen "Dolaylı yağma" yada "yağmaya dönüşen hırsızlık" denilen hususlara yer vermemiştir. 5237 sayılı Yasa'nın 148 inci maddede düzenlemeye göre mal alma işlemi tamamlanıncaya kadar uygulanan cebir veya tehdit eylemi yağmaya dönüştürmektedir. Malını hırsızlık suçunun tamamlanmasından sonra geri almak isteyen kişiye (mağdura) karşı başvurulan cebir veya tehdit, yağma suçunu oluşturmaz. Bu husus madde gerekçesinde de "Mal, zilyedin tasarruf olanağı ortadan kalktığı anda alınmış olacağından, bu ana kadar yapılan cebir veya tehdit, hırsızlığı yağmaya dönüştürür. Örneğin evin içindeki eşyayı alıp kapıdan çıkarken mal sahibi ile karşılaşan hırsız, ona karşı cebir veya tehdit kullanacak olursa, yağma suçu oluşur.

Mal alındıktan yani hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra, bunu geri almak isteyen kişiye karşı cebir veya tehdide başvurulması hâlinde, artık yağma suçundan söz edilemez. Hırsızlık suçuna konu malın geri alınmasını önlemek amacına yönelik olarak kullanılan cebir veya tehdit ayrı suçların oluşmasına neden olur. Bu durumda gerçek içtima hükümlerinin uygulanması gerekir" şeklinde açıkça gösterilmiştir.

Kısaca özetleyecek olursak; malın alınması veya geri alınmasının engellenmesi amacıyla cebir veya tehdit uygulanması gerekir. Hırsızlık eyleminin tamamlanmasından sonra eşyanın veya paranın geri alınması sırasında uygulanan cebir veya tehdit eylemi yağmaya dönüştürmez.

Hırsızlık açısından, doktrinde kabul edilen ve Yargıtay uygulamalarında da dayanılan "sahip olma teorisi" nin savunduğu gibi Mağdurun hakimiyet alanından çıkıp failin veya üçüncü kişilerin hakimiyet alanına girmesi ile eylem tamamlanır. Hakimiyet alanıda fiziki sınırlardır. Fiziki sınırları belli olan dairenin veya binanın dışına sıcak takip olmaksızın çıkılması ile hırsızlık tamamlanacaktır.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; olay tarihinde sanığın akrabası olan katılanın çalıştığı fırına geldiği ve katılandan 50,00 TL borç para istediği, katılanın parasının olmadığı söylemesi üzerine katılanın cep telefonunu görüşme yapmak için istediği, katılanın cep telefonunu sanığa verdiği, sanığın bir süre konuştuktan sonra telefonu bıraktığı, bu arada katılan ekmek bırakmak için iş yerinden ayrıldıktan sonra iş yerine geri döndüğünde sanığın cep telefonunu alıp gittiğini fark ettiği, akabinde sanığı aramaya başladığı ve yolda sanığı gördüğü ve sanığa cep telefonunu sorması üzerine sanığın katılana bıçak göstermek suretiyle "Sen benim kim olduğumu bilmiyor musun, ben istediğim gibi alırım, yaklaşma." dediği ve olay yerinden uzaklaştığı iddia edilen olayda; katılan tarafından sanığa yönelik kesintisiz bir takip bulunmadığı, katılanın cep telefonu üzerindeki fiili hakimiyetinin kalkması aşamasından sonra farklı zemin ve zaman diliminde sanığın kendisinin yanına gelen katılana bıçak doğrultması şeklinde gelişen eyleminde; hırsızlık amacıyla malın alınmasından ve katılanın bu eşya üzerindeki hâkimiyetinin sona ermesinden sonra gerçekleşen tehdidin, 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b. maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunun yanında aynı Kanun'un 106/2-a maddesinde düzenlenen silahla tehdit suçunu oluşturduğu kabul edilerek yapılan incelemede;

Sanığa yüklenen ve 5237 sayılı Yasa'nın 142/1-b, 106/2-a maddelerine uyan nitelikli hırsızlık ve silahla tehdit suçlarının gerektirdiği cezaların türü ve üst sınırlarına göre; aynı Yasa'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık asli dava zamanaşımının sorgu tarihi olan 19.09.2015 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, katılan ... vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname gerekçesine aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı yasanın 8/1 inci maddesi aracılığıyla 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 322 nci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davalarının dava zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,

28.03.2024 gününde oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

Sanık hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 106/2-a, 155/1. maddelerine muhalefetten kamu davası açıldığı, İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/1210 Esas, 2016/48 sayılı kararı ile sanığın müsnet suçlardan beraatine karar verildiği, Dairemizce ise sanık hakkında açılan davada eylemin TCK'nın 142/1-b, 106/2-a maddesine girdiği sanığın bu şekilde suç işlediğinin kabul edilerek 8 yıllık asli dava zamanaşımı dolduğundan bahisle zamanaşımı sebebiyle düşmesine karar verilmiş ise de,

Müştekinin talimatla alınan ifadesinde, kendisinin fırında çalıştığını üvey dayısının oğlu sanık ...'in fırına geldiğini, önce kendisinden para istediğini kendisinin ise yok dediğini, daha sonra başka bir yerde telefonla konuşmak için telefonu kendisinden istediğini, kendisinin de telefonu verdiğini, kendisi bir ara fırından dışarı çıktığında sanığın telefonu alıp gittiğini fark ettiğini ve bilahare peşine düşerek sanığı yakaladığı, kendisinde olduğunu bildiği telefonunu istediğinde ise kendisine bıçak çekerek "sen benim kim olduğumu biliyor musun ben istediğimi alırım yaklaşma" dediğini, telefonunu iade etmediğini belirtmesi karşısında,

Her ne kadar çoğunluk tarafından telefonun alınması sırasında herhangi bir zor olmadığı belirtilmiş ise de akrabası olan sanığın telefonu alıp gittiğinin bilindiği, bunun üzerine telefonu istediği sanığın da kendisine bıçak çekerek telefonu vermediği, suçun bu anda oluştuğu, bu halde sanığın yağma suçunu işlediği kanaatinde olduğumdan, sanığın TCK'nın 149/1-a maddesi gereğince cezalandırılması yönünden Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararı vererek, dosyayı Ağır Ceza Mahkemesine göndermesi ve buna göre cezalandırılması kanaatinde olduğumdan Sayın Çoğunluğun bu yöndeki görüşüne katılmıyorum.